bırakmak ile cümle
bırakmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sigarayı içmeyi bırakmak kolay değil.It's not easy to quit smoking.
Sami servetini bırakmak istemedi.Sami didn't want to give up his wealth.
Çoğu sigara içicisi bırakmak istediklerini söylüyor.Most smokers say they want to quit.
Sigarayı bırakmak kolay değildir.Quitting smoking isn't easy.
Bunun hakkında düşünmeyi bırakmak istiyorum.I want to stop thinking about this.
Seni burada tek başına bırakmak istemiyorum.I don't want to leave you here on your own.
Sigarayı bırakmak için asla geç değildir.It's never too late to quit smoking.
Bazı huyları bırakmak zordur.Some habits are hard to kill.
Japonya'da kapı önlerine sahipsiz kargo bırakmak nispeten güvenlidir.Leaving unattended packages in front of the door is relatively safe in Japan.
Bıyık bırakmak istiyorum.I want to grow a mustache.
Sakal bırakmak çok moda.It's very trendy to have a beard.
Avustralya'da çok keyifli bir hayat tarzım vardı ve bunu bırakmak istemedim ilk başta.I had a very enjoyable way of life in Australia and I didn't want to leave it at first.
Sigarayı bırakmak hastalıktan dolayı ölüm riskini %18'e kadar azaltır.Stopping smoking decreases the risk of death by 18%.
Bu kadar değer verdiğin bir şeyi bırakmak gerçekten zor.It's hard to let go of something you care about so much.
Ama bugün tanrı aramızda" diyerek ona bırakmak istemiştir.Thank God, that we answered that today."
David sorduğumuz soruları memnuniyetle karşılasa da bu soruları yanıtsız bırakmaktaydı (...)David welcomes questions, but he won't answer any of them ...
Halkın yarısını ölmeye bırakmak diğer yarısının doymasını sağlamak için iyidir" der.It is better to let half of the people die so that the other half can eat their fill.”
Ama her kişi bir parçasını zihninde bırakmaktadır.Either way, something is playing on his mind.
Yahudi Yeniden yapılanmacı Federasyonu, seçeneği hahamlara bırakmaktadır.The Jewish Reconstructionist Federation leaves the choice to individual rabbis.
Hizmetçi olan Katherine çok fazla çalıştığı için işi bırakmak istemektedir.Katherine works as a maid and wants to leave because there's too much work.
Bunun üzerine susuz bırakmak için çare aramağa başladı.They then resorted to starving it out.
Dışkısını tutmak veya bırakmaktan haz duyarlar.He can take it or leave it.
Morgan, okula gidecek zaman bulamayınca; okulu bırakmak zorunda kaldı.When Mary was old enough, she went to school.
Yani 50 milyar dolar kadar çünkü sigara içenler bırakmak istiyor.50 million dollars, for their release.
Kazandığı Viyana Üniversitesini, 1937 yılında Nazilerin iktidara gelmesiyle bırakmak zorunda kaldı.She enrolled at Vienna University but she had to leave in 1937 because of the rise of the Nazis.
Exchange Server'ın son sürümleri bu protokolleri devre dışı bırakmaktadır.)Modern editions of the Blue Fairy Book tend to omit these details.)
Ancak kişiyi kendi haline bırakmak kendini yaralamasına sebep olabilir.The consequence is that people will hurt themselves.
Bundan zevk almanın tek bir yolu vardı, o da kendimi serbest bırakmaktı."We could have made a load of money but he just put us off it".
Sinema yüzünden 1956 yılında tiyatroyu bırakmak zorunda kaldı.He made his debut in cinema in 1956.
Ama tahtı ona bırakmak istememişti.Bush did not pardon him.
Futbolu sakatlanarak bırakmak zorunda kalmıştır.He was advised to quit football.
Basketbolu bırakmak zorunda kalıp üniversitede okumaya başlamıştır.He played basketball and studied law at college.
Fakat Manon güzel elbiselerini ve mücevheratini geride bırakmaktan çekinmektedir.Mano adds that though she's poor she's fond of jewellery and fancy clothes.
Merdivenden kaçılamıyorsa, atarideki taşı kurtarmaya çalışmadan bırakmak gerekir.Unless the pattern runs into stones along the way, the stones in the ladder cannot avoid capture.
80'li yıllarda kaleme aldığı kurguları daha çok soğuk ve kasvetli bir etki bırakmaktadır.The colours he hadn't seen in over eight hundred years were now vivid and bright.
Verlaci'ye bırakmak zorunda kaldı.It was centred on Versailles.
3G'de de desteklenen bu uygulama, yerini çok yavaş bir şekilde MMS'e bırakmaktadır.However its 3G was relatively slow to be adopted in Nepal.
Yaşadığı ayak sakatlığı sonrası futbolu bırakmak zorunda kalmıştır.There was talk he might have to give up football.
Sizi bu düşünceyle başbaşa bırakmak isterim ve dikkatiniz için teşekkür ederim.I'd like to leave you with that thought, and thank you for your attention.
"Hangisini bırakmak istersin?""Which one would you like to give up?" "I have to give one up?"
Bırakmak istiyorum!I want to quit!
Cevap sadece demokrasiyi yayma fikrini bırakmak mı olmalıydı?Is the answer to just give up on the idea of democracy?
Sizi son bir uygulama ile bırakmak istiyorum.So I want to leave you with one last application.
Ben o sandığım bir fotoğraf bırakmak sahip; ve ben, sevgili Bay Sherlock kalırI leave a photograph which he might care to possess; and I remain, dear Mr. Sherlock
Sizi şu düşünceyle bırakmak istiyorum:I'd like to leave you with the following thought:
Bu adalet sisteminin cezası, insanları sistemin sunduklarından yoksun bırakmak.The punishment of this justice system is to deprive man for what the system offers.
Ve yarım saat suda bırakmak.And leaving it to soak for half an hour.
H'yi eşitliğin bir tarafında yalnız bırakmak istiyoruz.We essentially want to isolate the h on one side.
Ve sonuçta, bu dünyada sizleri bağlılıkla bırakmak istiyorum.And in the end, it's this word, "engagement," that I want to leave you with.
Pete'i yüz üstü bırakmak istememiştim.Well, I didn't mean to let Pete down.
O zaman doğru seçim gibi gelmişti ve onu yüz üstü bırakmak istememiştim.I had thought I'd made the right choice at the time and I didn't mean to let him down.
Bence Pete bizi beklerdi ve onu orada bırakmak istemiyordum.I think that Pete was looking out for us and I didn't want to leave him there.
Sizi aradığımda ve bir sesli mesaj bırakmak istediğimde şöyle dediğinizi duyuyorum:When I call you and leave a message on your voice mail,
Seni bırakmak istemiyorum.I don't want you to leave.
Bana kalırsa bu tasarım yolcuğuna kendini bırakmak.And I think that this is all part of surrendering to the design journey.
Toplum üzerinde izimizi bırakmak, bir binanın üzerinde "Ben buradaydım" demek gibiydi.It was like leaving our mark on society, to say, "I was here," on the top of a building.
Ve biz.-- birisi işini yapmadığında, onları bırakmak zorundayız.[Alkış]And we -- when somebody does not do the job, we got to let them go.
Alemi ümitsiz bırakmak günahtır!It's a sin if I disappoint the nature!
İşi bırakmak istiyorsan bunu onunla konuşman gerek.Sorry, but please talk to him in person if you want to quit.
70 küsür yıl... ...arkasında bir karton kutu bırakmak için mi yaşadı?He lived for 70-odd years... Only to leave a cardboard box behind.