bırakmak ile cümle

bırakmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Yükü boşaltma (YB): Bir nesnenin kontrolünü bırakmak.晋朝避司马昭讳,不设置昭仪封号。
Orozkul zalim olduğu için Mümin'i bırakmak istemez.그는 기독교인들에게 그들의 신앙을 버리지 않으면 처형하도록 하였다.
Tek bir taş bırakmak mümkündür.하나의 돌을 숨겨서 둘 수 있다.
İyi bir üniversiteyi bırakmak zorunda kalmıştır.좋은 대학을 졸업해도 취직이 안 돼요.
Rose, Doktor'u bırakmak istemese de kaçış roketini kurup gezegeni terk ederler.그런 뒤 닥터를 놔둘 순 없다는 로즈를 강제로 이끌고 탈출로켓에 올라 행성을 빠져나간다.
Fakat Page ciddi bir hastalığa (enfeksiyöz mononükleoz) yakalandı ve grubu bırakmak zorunda kaldı.그러나 카를은 만년에 병에 시달렸고, 잦은 격무로 쓰러지기도 했다.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.הוא היה חסר מנוחה, עישן ללא הרף, ונראה יותר מדי מרוכז ברצונו להרשים.
Toprak evler zamanla yerini betonlaşmaya bırakmaktadır.האזורים האדמומיים נוטים להתפשט עם הזמן.
Ailelerin Mısır'da bırakmak zorunda kalmışlardı.אלו מבני המשפחות שהיו להם קרובים במצרים הורשו להשאר בה.
Tütün içmek Pasif içicilik Sigarayı bırakmak Vareniklin ^ "Tüttürmek".אכלו לי, שתו לי – לעג לנטייה לתלונות בלתי פוסקות.
Onları bırakmak gibi bir niyetimiz de yok zaten...אינני יכולה להאמין שהם אפילו יצאו מפי ...
Stukalar büyükçe teknelere bomba bırakmaktadırlar.במלחמה הובהר הצורך בסירות גדולות יותר.
Ama her kişi bir parçasını zihninde bırakmaktadır.Всеки от тях е оставил частица от себе си.
David sorduğumuz soruları memnuniyetle karşılasa da bu soruları yanıtsız bırakmaktaydı (...)Гас не престава да задава въпроси на Бен, на които той отказва да отговаря (а дори и да ги чуе).
Ailelerin Mısır'da bırakmak zorunda kalmışlardı.Вероятно е изчезнал в Египет.
Ancak, tutucu kesimler bu ihlalleri, insan hakları kapsamı dışında bırakmak için yoğun çabalar harcadılar.Но той решава да преустанови опитите си да запази властта, струващи толкова много човешки жертви.
Tek bir taş bırakmak mümkündür.Представлява едноетажна каменна постройка.
Buna rağmen 2014 yılında mesleğini bırakmak zorunda kaldı.През 2014 г. слага край на кариерата си.
Ancak morfin bağımlılığı nedeniyle sanatçının sağlığı bozuldu ve tiyatroyu bırakmak zorunda kaldı.Нейното пристрастяване към морфина влошава здравето ѝ и води до пенсионирането от театъра.
Ama tahtı ona bırakmak istememişti.Kralj ga nije htio pustiti.
Sakal bırakmak şehzadelere yasaktır.Bošnjačkom stanovništvu je zabranjeno napuštati to mjesto.
Bu Bilbo için çok zor olsa da yüzüğü Frodo ya bırakmak zorunda kaldı.Kada je došlo vrijeme da ostavi prsten za Froda, Bilbo je odbio to učiniti.
Futbolcu bu nedenle takımı bırakmak zorunda kaldı.Međutim, igrač je zbog ozljede morao propustiti utakmicu.
Fakat Manon güzel elbiselerini ve mücevheratini geride bırakmaktan çekinmektedir.Manon však váha, pretože nie je ochotná vzdať sa šperkov a pekných vecí.
Bu günün tüketimini yarına bırakmaktır.Čo sa môže urobiť dnes, neodkladaj na zajtra.
Sağlık sorunları nedeniyle ömrünün son yıllarında resmi bırakmak zorunda kaldı.V posledných rokoch života sa kvôli zdravotným problémom stiahol do ústrania.
Sakal bırakmak şehzadelere yasaktır.Kozy ktoré prihnali do obce na zimovisko sa zakazuje odohnať.
İyi bir üniversiteyi bırakmak zorunda kalmıştır.Ani jednu vysokú školu nedokončil.
Tedavisinde sigarayı bırakmak en önemli basamaktır.Najpomembnejši ukrep pri zdravljenju je zagotovo opustitev kajenja.
Stukalar büyükçe teknelere bomba bırakmaktadırlar.Večje ladje vlečejo vlačilci.
Sigarayı bırakmak hastalıktan dolayı ölüm riskini %18'e kadar azaltır.Odpoved tobaku zmanjša tveganje za smrt za 18 %.
Sesimi beğeniyorum ve kimseyi bu sesten mahrum bırakmak istemedim." sözleriyle dile getirmiştir.Čakal sem, nisem jih ubil, preden ne slišim vaše besede o tem."
Bu da Antik Kolkhis ile ilgili pek çok soruyu cevapsız bırakmaktadır.Iz Antike se žal ni ohranilo veliko virov, ki bi govorili o Etruščanih.
Tütün içmek Pasif içicilik Sigarayı bırakmak Vareniklin ^ "Tüttürmek".Ravnanje Hraniti ločeno od virov vžiga, ne kaditi!
Sextus Pompeius Octavianus'u Akdeniz'deki hububat sevkiyatından İtalya'yı mahrum bırakmakla tehdit etti.Sekstas Pompėjus kėlė grėsmę Oktavianui stabdydamas javų siuntas į Italiją.
İngiliz krallarının amacı, fetihten sonra iktidarı ele geçirerek derebeylerini saf dışı bırakmaktır.Dėl to karaliai rėmėsi tuo, kad ir po savo mirties jie išlaiko veiksmingą galią.
Bunlar birkaç gün boyunca onu gözaltında tutarlar ve sonunda onu serbest bırakmak zorunda kalırlar.Jam teko keletą dienų praleisti kalėjime, po kurių atsidūrė laisvėje ir galėjo kurti savo gyvenimą.
Tek bir taş bırakmak mümkündür.Kätte saab võtta ainult kivimi näidise.
Tütün içmek Pasif içicilik Sigarayı bırakmak Vareniklin ^ "Tüttürmek".Sa peaksid vähem suitsetama / suitsetamise maha jätma!
Kaunda bu sonuçlar neticesinde 1968 yılından bu yana yürüttüğü görevi bırakmak zorunda kaldı.Sellel ametikohal teenis ta kuni tegevteenistusest lahkumiseni 1938. aastani.
Ailelerin Mısır'da bırakmak zorunda kalmışlardı.Aga pidid ka nemad Roomast põgenema Egiptusesse.
150 yıl önce Darwin sayesinde hayvanlardan ayrı olduğumuz düşüncesini bırakmak zorunda kaldık.150 jaar geleden moesten we met Darwin het idee opgeven dat we iets anders waren dan dieren.
150 yıl önce Darwin sayesinde hayvanlardan ayrı olduğumuz düşüncesini bırakmak zorunda kaldık.그리고, 150년 전에는 다윈에 의해서 인간은 동물과 다른 존재라는 생각을 버려야했고요.
150 yıl önce Darwin sayesinde hayvanlardan ayrı olduğumuz düşüncesini bırakmak zorunda kaldık.Před 150 lety, díky Darwinovi, jsme se museli vzdát představy, že jsme odlišní od zvířat.
150 yıl önce Darwin sayesinde hayvanlardan ayrı olduğumuz düşüncesini bırakmak zorunda kaldık.לפני 150 שנה, עם דארווין, היינו צריכים לוותר על הרעיון שאנחנו שונים מהחיות.
150 yıl önce Darwin sayesinde hayvanlardan ayrı olduğumuz düşüncesini bırakmak zorunda kaldık.قبل 150 عاماً مع داروين، توجّب علينا التخلي عن فكرة أننا مختلفون عن الحيوانات
150 yıl önce Darwin sayesinde hayvanlardan ayrı olduğumuz düşüncesini bırakmak zorunda kaldık.そして想像するに...いつもながら厳しいことですが
1.5 milyar dolarlık vizör vizöre ihtiyaç duymayan 3 milyon dolarlık bombayı bırakmak için kullanıldı.그 공군의 15억 달러 짜리 폭격조준경은 조준경이 전혀 필요하지 않은 30억짜리 폭탄을 떨어트리는데 사용되었던 것입니다
1.5 milyar dolarlık vizör vizöre ihtiyaç duymayan 3 milyon dolarlık bombayı bırakmak için kullanıldı.30億ドルの爆弾を投下するのに使われましたが その爆弾にはそもそも爆撃照準器が必要なかったのです その頃ニューヨークでは
70 küsür yıl... ...arkasında bir karton kutu bırakmak için mi yaşadı?Ha vivido 70 años... Para dejar detrás sólo una caja de cartón. <i>Aquí está.</i>
70 küsür yıl... ...arkasında bir karton kutu bırakmak için mi yaşadı?Hij heeft 70 vreemde jaren geleefd... alleen maar om een kartonnen doos achter te laten.
70 küsür yıl... ...arkasında bir karton kutu bırakmak için mi yaşadı? İçeride.A trăit singur 70 de ani... ... doar pentru a lăsa în urmă o cutie de carton... <i>E aici.</i>
70 küsür yıl... ...arkasında bir karton kutu bırakmak için mi yaşadı? İçeride.Ha vissuto 70 anni... e ciō che resta di lui č una scatola di cartone. <i>E' qui.</i>
70 küsür yıl... ...arkasında bir karton kutu bırakmak için mi yaşadı? İçeride.Živel je 70 otožnih let, ostala pa je le škatla šare. <i>Tukaj je.</i>
70 küsür yıl... ...arkasında bir karton kutu bırakmak için mi yaşadı?Viveu durante 70 anos... Apenas para deixar uma caixa de papelão para trás.
70 küsür yıl... ...arkasında bir karton kutu bırakmak için mi yaşadı?Έζησε για 70 αλλόκοτα χρόνια... Μόνο για να αφήσει πίσω του ένα χαρτόκουτο.
70 küsür yıl... ...arkasında bir karton kutu bırakmak için mi yaşadı?Больше 70 лет - и оставил после себя лишь картонную коробку.
70 küsür yıl... ...arkasında bir karton kutu bırakmak için mi yaşadı?..عاش لسبعين سنة غريبة حتى يخلّف وراءه صندوق كرتوني
Ağlayarak bırakmak gerektiğini düşünüyorum, ve 'Ay:' söylemek için henüz, ben emri, onun alnı üzerineAby zdaniem powinien opuścić płacz, i powiedzieć: "Ay:" A jednak gwarantuje, że miał na jej czole
Ağlayarak bırakmak gerektiğini düşünüyorum, ve 'Ay:' söylemek için henüz, ben emri, onun alnı üzerineAk si chcete, že by mal odísť plakať a hovoriť "Ay:" A napriek tomu som rozkaz, že to malo na jeho čele

İlgili Sayfalar