bırakmak ile cümle
bırakmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu da toplumlarımızı yönlendirmeli reklamlara karşı savunmasız bırakmaktadır.Épp ezért védtelenebbek a gyerekek a reklámokkal szemben.
Bana, on dört yaşında motorlar ile daha fazla ilgilenebilmek için okulu bırakmak istedi.14 évesen abba akarta hagyni a tanulást, hogy autószerelő lehessen.
Krişna öyle büyür ki Kāliyā onu bırakmak zorunda kalır.Krisztina, Csorba Istvánné, majd Dömény Istvánné.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Hän oli levoton, tupakoi lakkaamatta ja vaikutti liian innokkaalta tekemään hyvän vaikutelman.
Tarım toplumu avcı-toplayıcı toplumundan sonra gelmektedir ve yerini sanayi toplumuna bırakmaktadır.Maatalousyhteiskuntaa edelsi metsästäjä-keräilijäyhteiskunta ja sitä seurasi teollisuusyhteiskunta.
Ancak rahatsızlığı nedeniyle bu görevleri 1943 yılında bırakmak zorunda kaldı.Hän joutui luopumaan tehtävistään sairauden vuoksi vuonna 1943.
Verlaci'ye bırakmak zorunda kaldı.Hän sai kuitenkin jäädä Versaillesiin.
Noro, ise bu darbe nedeniyle sahada 45 dakika kalabildi ve yerini Fabrice Jau'ya bırakmak zorunda kaldı.Nutivaara sai ottelussa jääaikaa 9.45 minuuttia ja hän sai syöttöpisteen Patrick Davisin tekemään maaliin.
Sesimi beğeniyorum ve kimseyi bu sesten mahrum bırakmak istemedim." sözleriyle dile getirmiştir.Me no gusta como el parla. = En pidä tavasta, jolla hän puhuu.
Buna rağmen 2014 yılında mesleğini bırakmak zorunda kaldı.Hän lopetti uransa vuonna 2014.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Ήταν ανήσυχος, κάπνιζε ασταμάτητα και φαινόταν να προσπαθεί να κάνει καλή εντύπωση.
Ailelerin Mısır'da bırakmak zorunda kalmışlardı.Οι γονείς του γνωρίστηκαν στην Αίγυπτο.
Tek yöntem ileriye mesaj bırakmaktır.Μια μέθοδος είναι η υλοποίηση ενός μηνύματος.
Sağlık sorunları nedeniyle ömrünün son yıllarında resmi bırakmak zorunda kaldı.Τα τελευταία χρόνια, λόγω προβλημάτων υγείας, είχε αποσυρθεί από το δημόσιο βίο.
Ama tahtı ona bırakmak istememişti.Όμως, ο διάβολος δεν την άφηνε σε ησυχία.
Verlaci'ye bırakmak zorunda kaldı.Ζούσε στις Βερσαλλίες.
Eski kız arkadaşı tarafından kendisini hamile bırakmakla suçlanır.Η ίδια αρνήθηκε λόγω της εγκυμοσύνης της.
Kaunda bu sonuçlar neticesinde 1968 yılından bu yana yürüttüğü görevi bırakmak zorunda kaldı.Η προσωπικότητα όμως του Μαρινάτου επέβαλε τη λύση αυτή, η οποία τέθηκε σε εφαρμογή από το 1968.
Tek bir taş bırakmak mümkündür.Frugterne har kun én sten.
14. gün sonunda hala yorgun kalmakta ve bir çoğu deneyi bırakmaktadır.Mod slutningen af århundredet opløses de snævre genrer og talløse eksperimenter finder sted.
Sextus Pompeius Octavianus'u Akdeniz'deki hububat sevkiyatından İtalya'yı mahrum bırakmakla tehdit etti.Sextus Pompeius truet Octavius i Italia ved å nekte halvøya innførsel av korn gjennom Middelhavet.
Yaralamak Tehlikeli hayvanlara bırakmak Taş atmak ya da silah ile ateş etmek.Dette for å unngå skadeskyting av dyr og farlige situasjoner med våpen.
Bu zamanlarda finansal zorluklarla karşılaştı ve gayrimenkullerini kardeşine rehin bırakmak zorunda kaldı.Hun fikk finansielle problemer og måtte be sin søster om hjelp.
31 yaşına gelmiş Kırcan ise futbolu bırakmak niyetindeydi.Ved sesongslutt valgte Irvine i en alder av 33 år å legge opp som fotballspiller.
Exchange Server'ın son sürümleri bu protokolleri devre dışı bırakmaktadır.)Denne utgaven utelater alle notatene til Guest.)
Onları bırakmak gibi bir niyetimiz de yok zaten...Men jeg tar ikke fra dem noe...
Daha sonra programı çekerken ayağında gerçekleşen sakatlanma yüzünden programı bırakmak zorunda kaldı.Hun måtte trekke seg fra programmet etter at hun ble skadet i en bilulykke.
Sigarayı bırakmak hastalıktan dolayı ölüm riskini %18'e kadar azaltır.Berhenti merokok menurunkan risiko kematian hingga 18%.
Zamanları yetmediği için yirmi bin rubleyi istemeden arkalarında bırakmak zorunda kaldılar.Karena waktu mereka tidak banyak, mereka meninggalkan dua puluh ribu rubel secara tidak sengaja.
Aynı şekilde, bırakmak için de T 'ye basmanız yeterlidir.Ukuran yang kamu pakai untuk mengukur akan diukurkan kepadamu, dan di samping itu akan ditambah lagi kepadamu.
Yükü boşaltma (YB): Bir nesnenin kontrolünü bırakmak.Cegahlah kabuyutan (tanah yang disucikan) jangan sampai dikuasai orang asing.
Exchange Server'ın son sürümleri bu protokolleri devre dışı bırakmaktadır.)Versi-versi terbaru Exchange Server bahkan menonaktifkan protokol tersebut secara default.
Fakat Siebel onu unutmamıştır ve onu tek başına bırakmak istememetedir.Wiwi sangat sedih dan tidak mau Kamila pergi dan meninggalkannya sendirian.
Orozkul zalim olduğu için Mümin'i bırakmak istemez.Allah bukanlah hakim yang kejam yang menjatuhkan vonis yang tidak wajar kepada Yesus yang tidak bersalah.
Dışkısını tutmak veya bırakmaktan haz duyarlar.Dia harus mengambil keputusan: hadir atau tersingkir.
Sağlık sorunları nedeniyle ömrünün son yıllarında resmi bırakmak zorunda kaldı.Ia mengalami masalah kesehatan pada dekade terakhir.
Bu üst sınıflar ayrıca kendileri ile basit halk arasında bir mesafe bırakmak için mücevherat kullanıyordu.Những tầng lớp trên cũng sử dụng đồ trang sức để phân biệt với tầng lớp bình thường.
Bu da Antik Kolkhis ile ilgili pek çok soruyu cevapsız bırakmaktadır.Tại đó trưng bày một số vật phẩm của thời kì Colchis cổ đại.
Sigarayı bırakmak hastalıktan dolayı ölüm riskini %18'e kadar azaltır.Ngừng hút thuốc làm giảm nguy cơ khoảng 35%.
Bu nedenle başka hayvanlarla bir aradaylen onu serbest bırakmak doğru olmaz.Không nên vì tiếc rẻ mà để lại cho động vật khác ăn phải.
Bu günün tüketimini yarına bırakmaktır.」(明日の練習は休みだそうだ。
Yani 50 milyar dolar kadar çünkü sigara içenler bırakmak istiyor.500億ドル程度は支払わなけらばならないと思っていたからである。
Verlaci'ye bırakmak zorunda kaldı.VerserKに加入。
Onları bırakmak gibi bir niyetimiz de yok zaten...別に放り出した訳ぢゃないんだけど...。
Bir dişi, ömrü boyunca 30 °C sıcaklıkta yaklaşık 400 yumurta bırakmaktadır.飼育下では30℃で約4か月で孵化した例がある。
Sinema yüzünden 1956 yılında tiyatroyu bırakmak zorunda kaldı.1956年に映画界から引退。
Fakat Manon güzel elbiselerini ve mücevheratini geride bırakmaktan çekinmektedir.ヒリアードは衣服や宝飾品を美しく描く技法も身につけた。
Halkın yarısını ölmeye bırakmak diğer yarısının doymasını sağlamak için iyidir" der.民衆は互いに喰らい合うようになり、死者は人口の半数を優に超えたという。
Bu onları daimi bitkisel hayata benzer bir şekilde tamamen tepkisiz bırakmaktadır.今作も相変わらず不死身の変態集団でエロに命を全て賭ける。
Yerini Numara 5'e vermeyi teklif eder ancak Numara 5 kabul etmez.Çünkü arkadaşlarını bırakmak istemez.ナンバー5を自分の後継者に誘うが、断られる。
Tek yöntem ileriye mesaj bırakmaktır.メッセージは一度しか送られない。
Ekmek parçaları bırakmak kaybolmalarını önledi.彼らはパンのかけらを置くことによって道に迷わなかった。
Dışarı çıkmadan önce kapıyı kilitlemeden bırakmak onun dikkatsizliğiydi.外出の戸締まりしないなんて彼女は不注意だった。
Ona bir mesaj bırakmak ister misiniz?その方に伝言をご希望ですか?
Bu günün tüketimini yarına bırakmaktır.但是它對明日菜無效。
Salmak, serbest bırakmak anlamları vardır.解放的意思是解除束缚,获得自由。
Kuru nohutları yemek için kullanmadan evvel 12-24 saat suyun içinde bırakmak gerek.把糯米洗淨,将糯米浸泡12-24小时之后放在蒸笼裡蒸熟。
Zorlu çocukluk geçiren Keny Arkana 12 yaşında okulu bırakmak zorunda kaldı.華萊士出身贫寒而且是私生子,在12歲時輟學。
Yani 50 milyar dolar kadar çünkü sigara içenler bırakmak istiyor.厥功三十万,使所聚财尽矣。
Onları yalnız bırakmak için alt kata iner.幹及單于皆降。