bırakma ile cümle
bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Atatürk'ün Ankara'daki Son Günü Mohini; Seni Şekersiz Bırakmayacağız...小太鼓のトレモロがクレシェンドで響き、アタッカで切れ目なく最終楽章に移る。
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.父親は単身赴任で不在。
Uyandırmadık fitne bırakmadın Sabatay Efendi.上司である佐久間に報われない片思いを続けている。
Altın (gümüş) tarağını da su kenarında unutabilir, ancak onu çalan insanları ise asla rahat bırakmaz.〔クラス6〕Maaĩ ma mũndũ matimũhĩtũkaga. - 人の水はその人を通り過ぎないものである。
Bu günün tüketimini yarına bırakmaktır.」(明日の練習は休みだそうだ。
Bugünün işini yarına bırakma!「明日をもういっちょ!
Yani 50 milyar dolar kadar çünkü sigara içenler bırakmak istiyor.500億ドル程度は支払わなけらばならないと思っていたからである。
Verlaci'ye bırakmak zorunda kaldı.VerserKに加入。
Yoksa suyu bırakmaz.しかし水やりはしない。
Onları bırakmak gibi bir niyetimiz de yok zaten...別に放り出した訳ぢゃないんだけど...。
Bir dişi, ömrü boyunca 30 °C sıcaklıkta yaklaşık 400 yumurta bırakmaktadır.飼育下では30℃で約4か月で孵化した例がある。
Rıdvan Dilmen'in peşini sakatlıklar bırakmadı.インドゥラインを追い詰めることは不可能となった。
Sinema yüzünden 1956 yılında tiyatroyu bırakmak zorunda kaldı.1956年に映画界から引退。
Tüm geçmişini geride bırakmaya karar verir.過去の自分と完全に決別する。
Ne olduğunu bilmese de ipin ucunu bırakmayacak.放っておくと何をしでかすかわからない。
Basketbol bırakmasının ardından sporcu bir süre tenis oynamıştır.野球をやめて、現在はテニスをしている。
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.怪我の影響でレースは休養中。
Fakat Manon güzel elbiselerini ve mücevheratini geride bırakmaktan çekinmektedir.ヒリアードは衣服や宝飾品を美しく描く技法も身につけた。
Tüm deplasmanlarda takımlarını yalnız bırakmamaktadır.搭乗員は全ての過程において、安全な彼らの車両から出る必要が無い。
Kadınların rahat bırakmadığı adam.子供が生めない女性の話。
Tutuklular gizlice Almanya'ya taşınmış ve iz bırakmadan kaybolmuşlardı.収監者はドイツへ密かに連行され、まるで夜霧のごとく跡形も無く消え去った。
Okumayı da bırakmaz.立ち読みすらできない。
Büyük dişlilere kazınan gezegen isimleri (Venüs gibi); mekanizmanın amacı hakkında şüphe bırakmamıştır.道具の名称は書籍「ひみつ道具大事典」によるもので、作中では名称不明。
Bu düşüncesiyle Epikür Tanrı kavramını dışta bırakmaya çalışır.そのような状況になっても神はその意思を世界に残すことができる。
Geyikleri severdi, geyikler de bırakmazdı peşini.刺身が好きで、果物は苦手。
Köpke bu sefer takımını bırakmadı.このため春倉は今回不参加。
Halkın yarısını ölmeye bırakmak diğer yarısının doymasını sağlamak için iyidir" der.民衆は互いに喰らい合うようになり、死者は人口の半数を優に超えたという。
Yemeklerinden geriye hiçbir şey bırakmazlar.食べられない物(生き物を含む)はない。
Fakat onunla birlikte, artık şiir yerini yavaş yavaş nesire bırakmaya başladı.物語が進むに連れ、あきらとは徐々に打ち解けていった。
Bu onları daimi bitkisel hayata benzer bir şekilde tamamen tepkisiz bırakmaktadır.今作も相変わらず不死身の変態集団でエロに命を全て賭ける。
Yerini Numara 5'e vermeyi teklif eder ancak Numara 5 kabul etmez.Çünkü arkadaşlarını bırakmak istemez.ナンバー5を自分の後継者に誘うが、断られる。
Ama Ordu onu bırakma niyetinde değildir.しかし、北軍は撤退しようとはしなかった。
Michael onların peşini bırakmaz.アロンは彼らを止めなかった。
Ancak aksilikler peşini bırakmadı.だが追っ手は尽きない。
Tek yöntem ileriye mesaj bırakmaktır.メッセージは一度しか送られない。
Çok geç olmadan ruhları Araf'a bırakmasını sağlayın.手遅れになる前に、弱まった信仰を強化しなければならない。
İki ay için hastaneye yattı ama resmi bırakmadı.病院に2週間入院し、退院後もイメージ通りの動きができなくなった。
Ekmek parçaları bırakmak kaybolmalarını önledi.彼らはパンのかけらを置くことによって道に迷わなかった。
Lütfen geride hiçbir şey bırakmayın.御忘れ物なきようお願いします。
Dışarı çıkmadan önce kapıyı kilitlemeden bırakmak onun dikkatsizliğiydi.外出の戸締まりしないなんて彼女は不注意だった。
Ona bir mesaj bırakmak ister misiniz?その方に伝言をご希望ですか?
Şöyle dediler: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın.众曰:‘勿伤韦相公。
Hakimlerini tanımayı bırakmalıyız; onlar da sadece bizim hakimlerimize tabi olmalılar.我们必须撤回他们法官所承认的东西;他们应该只拥有我们的法官。
Fakat Resulullah: 'Biz miras bırakmayız.公所為不合古,吾不行。
Yanındakiler işi bıraksa bile o bırakmaz.而若收留他,就不可以丟棄。
1977’de Varşova’a taşınmadan önce, kendi avlusundaki çalışmalarını hiçbir belge bırakmadan yaktı.1977年,在搬至華沙之前,他在自家的後院焚毀了幾張自己的作品,沒有留下任何相關的文件或樣品。
Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!故你們當在大地上旅行,應當觀察否認(使者)的人們的結局是怎樣的。
Bu günün tüketimini yarına bırakmaktır.但是它對明日菜無效。
İnsan kendini kitleye bırakır bırakmaz, artık kitlenin dokunuşundan korkmaz olur.當是之時,不聞人情不安,亦不聞出命令以悅其黨也。
Doktorlara göre e-sigara dumanlı sigarayı bırakmaya yardım edebilir.報告亦指出電子煙有助於吸煙者戒菸。
Yemeklerinden geriye hiçbir şey bırakmazlar.牠們的尾巴不能抓住東西。
Eğer bir söz söylenirse kılıcımı çeker ve kimseyi sağ bırakmam." dedi.雖朕舉動,靡不猜防,朕故別居,不與接見。
Bayramlarda, düğünlerde ve cenazelerde memleketteki yakınlarını yalnız bırakmazlar.只有在聖誕節、或葬禮的時候,才去拜訪戚友。
Yine de, ona birçok spekülasyona yol açan "en iyi ikinci yatağım" kalıtını bırakmasıyla dikkati çekti.然而他特意提及一点,将“我第二好的床”留给她,这个遗赠物导致了很多猜想。
Kişiliğimi ve vicdanımı bırakmayacağım.沒有個性和自我意識。
Salmak, serbest bırakmak anlamları vardır.解放的意思是解除束缚,获得自由。
Yakaladığı sağ kalanı yere düşürene kadar bırakmaz.只要被他盯上的犯人就不會放過他。
Hastalıktan korunma yolları arasında sigarayı bırakma ve sağlıklı beslenme sayılabilir.預防食道癌的方式則包括戒菸與健康飲食。
Kadınların rahat bırakmadığı adam.歷問諸女無肯從命。
Kuru nohutları yemek için kullanmadan evvel 12-24 saat suyun içinde bırakmak gerek.把糯米洗淨,将糯米浸泡12-24小时之后放在蒸笼裡蒸熟。