bırakma ile cümle

bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Zamanları yetmediği için yirmi bin rubleyi istemeden arkalarında bırakmak zorunda kaldılar.Karena waktu mereka tidak banyak, mereka meninggalkan dua puluh ribu rubel secara tidak sengaja.
Yakup kendisini kutsamadığı sürece bırakmayacağını söyledi.Yakub tidak melepaskan orang itu sebelum ia memberkatinya.
Yakaladığı sağ kalanı yere düşürene kadar bırakmaz.Yang lainnya tidak mampu bertahan sehingga tewas terjatuh.
"Boş bırakmayalım!".Tolong tinggalkan kami sendiri".
Ebu Zer bunun üzerine, "Bu dünyanın sahibi bizi burada bırakmayacaktır" diye cevap vermiş.Abraham mengatakan, "Bisakah dibayangkan bahwa dunia ini tanpa pemandu?"
Aynı şekilde, bırakmak için de T 'ye basmanız yeterlidir.Ukuran yang kamu pakai untuk mengukur akan diukurkan kepadamu, dan di samping itu akan ditambah lagi kepadamu.
Yükü boşaltma (YB): Bir nesnenin kontrolünü bırakmak.Cegahlah kabuyutan (tanah yang disucikan) jangan sampai dikuasai orang asing.
Yerine halife bırakmamıştır.)Namun, dia kemudian menolak klaim tersebut.]
Şöyle dediler: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın.Allah berfirman: “Dan janganlah kamu mendekati perbuatan zina.
Kondansatörleri sürekli anma gerilimini aşan gerilimlere maruz bırakmayın.Pesan moralnya, jangan pernah meremehkan mereka yang memiliki keterbatasan.
Bu yazılarda, "Öleceğiz fakat tahkimatları bırakmayacağız", "Ölüyorum, fakat teslim olmayacağım."Di sini ia tidak menyerah, dia mengatakan "Ini bukan kekalahan tetapi percobaan baru".
Ayrıca, yumurtalarını insan yapımı su kaplarına bırakmayı sever.Nyamuk ini juga suka bertelur di wadah-wadah air yang dibuat oleh manusia.
Bugünün işini yarına bırakma!"Sebab itu janganlah kamu kuatir akan hari besok, karena hari besok mempunyai kesusahannya sendiri.
2. hafta oturdukları liderlik koltuğunu sezon sonuna dek bırakmadılar.Pemilihan pro berikatnya diadakan tanpa dia sampai musim 1 berakhir.
Exchange Server'ın son sürümleri bu protokolleri devre dışı bırakmaktadır.)Versi-versi terbaru Exchange Server bahkan menonaktifkan protokol tersebut secara default.
Fakat Siebel onu unutmamıştır ve onu tek başına bırakmak istememetedir.Wiwi sangat sedih dan tidak mau Kamila pergi dan meninggalkannya sendirian.
Üniversite hayati boyunca da Elektro Gitarını elinden hiç bırakmaz.Pabrik yang tadinya tidak membuat gitar ikut-ikutan memproduksi gitar listrik.
Orozkul zalim olduğu için Mümin'i bırakmak istemez.Allah bukanlah hakim yang kejam yang menjatuhkan vonis yang tidak wajar kepada Yesus yang tidak bersalah.
Dışkısını tutmak veya bırakmaktan haz duyarlar.Dia harus mengambil keputusan: hadir atau tersingkir.
Bunun üzerine, Van, müzik işini bırakmaya karar vererek, Belfast'e döndü.Untuk kembali ke dunia musik Ivan harus butuh waktu.
Birincisi zahiri, savurgan olarak elbiseleri, yemeği, rahatlığı, uykuyu ve konaklamayı bırakmayı içerir.Misalnya dengan mempengaruhi cara kita berpakaian, makan, dll.
Ancak çok geçmeden babası da hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur.Seiring dengan berjalannya waktu, Opstib pun hilang tanpa bekas sama sekali.
Sağlık sorunları nedeniyle ömrünün son yıllarında resmi bırakmak zorunda kaldı.Ia mengalami masalah kesehatan pada dekade terakhir.
Cannavaro'nun millî takımı bırakmasıyla Buffon, millî takımın kaptanı oldu.Setelah pensiunnya Fabio Cannavaro dari Timnas, Buffon menjadi kapten (sepak bola) baru tim nasional.
"Ne partez pas sans moi" (Türkçe: Bensiz bırakma), Celine Dion tarafından seslendirilen şarkı."Ne partez pas sans moi" (tiếng Anh: "Don't Leave Without Me") là bài hát của ca sĩ người Canada Celine Dion.
Shane'e göre ekip, aramayı bırakmalı ve Fort Benning'e doğru yola koyulmalıdırlar.Shane cho rằng họ nên hướng đến Pháo đài Benning.
Adlarının çoğunu bırakmasına rağmen İslam'daki önemine istinaden Arafat adını bırakmadı.Dù ông đã bỏ hầu hết những cái tên được thừa hưởng, ông giữ lại Arafat vì ý nghĩa của nó trong Hồi giáo.
Dökmedik dil bırakmaz.Nột Ngôn không chịu khuất phục.
O kadar ince ve hafif ki, bırakmanız gerekmeyecek".Đỉnh nặng hay nhẹ không thể hỏi đến.”
Enda Kenny'nin görevi bırakmasının ardından 2 Haziran 2017'de Fine Gael'ın genel başkanı oldu.Sau khi thủ tướng Enda Kenny về hưu, ông được bầu làm Lãnh đạo Đảng Fine Gael vào ngày 2 tháng 6 năm 2017.
"Foolish" ve "Dilemma" şarkıları 10 hafta bir numarada kaldı; ilki ardışık haftalar boyunca zirveyi bırakmadı."Foolish" và "Dilemma" cả hai đều đứng vững ở vị trí số một trong 10 tuần, tuy nhiên không liên tiếp.
Canımız pahasına da olsa buraları bırakmayız.”Thậm chí gánh nặng đó các vị để lại cho chúng tôi.”
8 Mayıs 1682 günü Çar III. Fyodor'un hiçbir varis bırakmadan ölmesi ayaklanmayı tetikleyen olay olmuştur.Vào tháng 5/1682, Hoàng đế Fyodor III đột ngột qua đời mà không có người thừa kế.
Direniş, Sovyetler Birliğinin Birinci Sekreterinin çıkartma planını bırakmasına neden oldu.Sự phản đối của dân chúng khiến Liên bang Xô viết phải từ bỏ kế hoạch ban đầu loại bỏ vị Bí thư thứ nhất.
Parçalama, bıçaklama, asma, suda boğma, boğazını sıkma, havasız bırakma Watts'ın öldürme biçimlerindendir.Rạch, đâm, treo cổ, dìm nước, làm ngạt thở, và bóp cổ đều nằm trong những cách Watts giết người.
Ama Ordu onu bırakma niyetinde değildir.Tuy nhiên, kẻ thù vẫn không để ông yên.
18 Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim.Nếu 18 tuổi trở lên thì miễn nộp học bạ.
Bu üst sınıflar ayrıca kendileri ile basit halk arasında bir mesafe bırakmak için mücevherat kullanıyordu.Những tầng lớp trên cũng sử dụng đồ trang sức để phân biệt với tầng lớp bình thường.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Chúng không thích bị bỏ ở nhà một mình trong thời gian dài.
Sokrates, yazılı bir kaynak bırakmamıştır.Sokrates không viết các tác phẩm triết học.
İnatçıdır ve avını asla elinden bırakmaz.Một kẻ cứng đầu và không bao giờ chịu khuất phục.
Yakaladığı sağ kalanı yere düşürene kadar bırakmaz.Rốt cục những kẻ ám sát chỉ giết được ông khi ông ngã xuống và không thể chống cự trên bậc thềm của cánh cổng.
Bu da Antik Kolkhis ile ilgili pek çok soruyu cevapsız bırakmaktadır.Tại đó trưng bày một số vật phẩm của thời kì Colchis cổ đại.
27 Kasım 1989'da, ülke çapında tüm herkresin katıldığı iki saatlik iş bırakma eylemi yapıldı.Ngày 27 tháng 11, một cuộc đình công phản đối đồng loạt trên toàn quốc đã diễn ra trong hai giờ đồng hồ.
Savmi salati birakmazdim.Ấu trùng ăn palms.
Sigarayı bırakmak hastalıktan dolayı ölüm riskini %18'e kadar azaltır.Ngừng hút thuốc làm giảm nguy cơ khoảng 35%.
Bu nedenle başka hayvanlarla bir aradaylen onu serbest bırakmak doğru olmaz.Không nên vì tiếc rẻ mà để lại cho động vật khác ăn phải.
Fakat Benjamin onun peşini bırakmaz.Cao Hoan cũng không đuổi theo.
Bu Beş köye yerleştirilen gruplar birbirleri ile irtibatı bırakmamış görüşmeye devam etmiştir.Five thông báo trên website rằng nhóm sẽ không tiếp tục tái hợp nữa.
Fakat Resulullah: 'Biz miras bırakmayız.だが朕の代に至って いまだ一度も誼みを通じようという使者がない。
GRAPO da silah bırakmamıştır.エルトポは銃を捨てた。
Yanındakiler işi bıraksa bile o bırakmaz.かぐらを仲間にすると仲間にならない。
Şöyle dediler: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın.)」「(制圧第一であるが)仲間を見捨てない」とされる。
İnsan kendini kitleye bırakır bırakmaz, artık kitlenin dokunuşundan korkmaz olur.侈(贅沢)は人欲を窮(きわ)めたるも君子之を罪とせず。
Sahnede silahları bırakma eğlentisi başlar.^ ただし劇中で拳銃を発砲するシーンはない。
Yaklaşık 90 erkek, 17 kadın ve 11 çocuktan oluşan göçmenler grubu hiç iz bırakmadan ortadan kaybolmuştu.その隊員たちも男90人、女17人、子供11人の植民者達の形跡を見つけられず、戦闘が行われたような兆候も無かった。
Arkasında ayak izi bırakmaz.足の裏の履帯はない。
NA’nın üçüncü geleneği üyelik için tek koşulun “kullanmayı bırakma arzusu” olduğunu söyler.NAの第3の伝統によると、会員になる唯一の要件は「(薬物の)使用を止めたいと考えていること」だけである。
Rehineleri bırakmaları halinde kendilerine zarar verilmeyeceği söylenmiştir.人質さえ取られなければ、監禁される事などなかっただろうとも言われている。
Salih Eyyub belirlenmiş bir varis bırakmamıştı.佐野昭彦:松来未祐 二塁手。
İlgili Sayfalar