bırakma ile cümle

bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
GRAPO da silah bırakmamıştır.Ο Κλεομένης ωστόσο δεν κατέθεσε τα όπλα.
27 Kasım 1989'da, ülke çapında tüm herkresin katıldığı iki saatlik iş bırakma eylemi yapıldı.Στις 27 Νοεμβρίου, μια γενική απεργία παραλύει τη χώρα για δύο ώρες.
Posa öldükten sonra Filip gelir; oğlunu serbest bırakmayı teklif eder.Εκείνη τη στιγμή, μπαίνει ο Φίλιππος, προσφέροντας στον γιο του την ελευθερία.
Ancak, basın hadisenin peşini bırakmaz.Δεν σταματάει όμως τις δημοσιογραφικές αποστολές.
Verlaci'ye bırakmak zorunda kaldı.Ζούσε στις Βερσαλλίες.
Eski kız arkadaşı tarafından kendisini hamile bırakmakla suçlanır.Η ίδια αρνήθηκε λόγω της εγκυμοσύνης της.
Kaunda bu sonuçlar neticesinde 1968 yılından bu yana yürüttüğü görevi bırakmak zorunda kaldı.Η προσωπικότητα όμως του Μαρινάτου επέβαλε τη λύση αυτή, η οποία τέθηκε σε εφαρμογή από το 1968.
Tüp ayaklar dalga şeklinde, bir ayak yere tutunurken diğerinin bırakmasıyla hareket eder.Τα δάχτυλα του ενός ποδιού ακουμπούν το έδαφος, ενώ με το άλλο κάνει άλμα προς τα εμπρός.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Η εταιρεία τροφοδότησε με κινητήρες αρκετές ομάδες της Φόρμουλα 1.
Yani fareler herhangi bir yere yumurta bırakmazlar.Σαν συνέπεια τα θηλυκά δεν βρίσκουν που να τοποθετήσουν τα αυγά τους.
Kapıları açık bırakmayın.Μην αφήσετε ανοιχτές τις πόρτες.
Kapıları açık bırakmayın.Μην αφήνετε ανοιχτές τις πόρτες.
MSF bu konuda internet sayfasında bir dilekçe hazırlayarak, Novartis'in bu davayı bırakmasını talep etmiştir.MSF har lanceret en underskriftsindsamling på sin hjemmeside for at få Novartis til at frafalde sit søgsmål.
Yani fareler herhangi bir yere yumurta bırakmazlar.Hunnerne lægger ikke sine æg på normal vis.
Köpke bu sefer takımını bırakmadı.Men denne gang hoster han ikke fnug op.
Tek bir taş bırakmak mümkündür.Frugterne har kun én sten.
Bağdat'tan şu yattığın yere kadar Fars bırakmadım.På dansk er udkommet På vejen til Bagdad.
Uyandırmadık fitne bırakmadın Sabatay Efendi.Men svigter stadig ikke sin hersker Orochimaru.
Yakaladığı sağ kalanı yere düşürene kadar bırakmaz.De andre bliver ikke erstattet før regeringen falder.
Sam ise onu hiç yalnız bırakmadı.Karl er nu overladt til sig selv.
Kendisinin de deyimiyle Türkiye'yi bu devirde hükümetsiz bırakmadı.Dette lod han endog med ord, der ikke var til at misforstå, udtale til selve den russiske regering.
14. gün sonunda hala yorgun kalmakta ve bir çoğu deneyi bırakmaktadır.Mod slutningen af århundredet opløses de snævre genrer og talløse eksperimenter finder sted.
Yine de takımı bırakmadı.Han missionerede dog ikke.
2007 yılında futbolu bırakmaya karar vermiştir.Han stoppede først med at spille fodbold i 2007.
Savmi salati birakmazdim.Høsterkøb Sogn.
Larry artık bu itfaiyecilik işini bırakması gerektiğini; çünkü bunun çok tehlikeli olduğunu düşünür.Men Alexander mente at de regnede med sådan et angreb, og lod derfor vær, fordi det var for risikabelt.
Anna eğer Mehmet babasını ve Calbo'yu serbest bırakmazsa intihar edeceğini ilan eder.Anna truer med at dræbe sig selv, medmindre Maometto løslader Erisso og Calbo.
Ancak aksaklıklar kafilenin yakasını bırakmaz.Krybbebiderremmen fjerner imidlertig ikke årsagen til problemet.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Gennem tiderne er forskellige former for baner blevet brugt til Formel 1-løb.
Fakat Svastopluk, Heinrich'i bu seferi bırakmaya zorladı.Det var dog ikke nok til at holde Mainz fra nedrykning denne gang.
Doktorlara göre e-sigara dumanlı sigarayı bırakmaya yardım edebilir.Flere undersøgelser viser dog, at e-cigaretter ikke giver vand i lungerne.
Müdahele edilen oyuncu topu bırakmalıdır.Det er kun tilladt at tackle den spiller, der har bolden.
Filmin korku filmi olmasının, müzik üzerinde belirgin etki bırakmamasını sağlamaya çalıştım.Han havde bestemt at der ikke skulle være sang med i filmen, kun instrumental musik.
Ama Ordu onu bırakma niyetinde değildir.Men hospitalet ville ikke lade ham.
Sigara içmeyi bırakmalısın.Du skal stoppe med at ryge.
Hakimlerini tanımayı bırakmalıyız; onlar da sadece bizim hakimlerimize tabi olmalılar.Vi må trekke tilbake anerkjennelse av deres dommere; de burde kun ha våre dommere.
Fakat Resulullah: 'Biz miras bırakmayız.Og den er så vesentlig at vi ikke syns vi kan unnvære den».
Eccleston'ın rolü bırakmasının sebepleri İngiliz gazetelerinde tartışma konusu olmaya devam etmiştir.Ecclestons grunner for å slutte i rollen fortsetter å bli debattert.
"Boş bırakmayalım!".Du må slutte å røyke.»
1951 yılında tekrar kaçtı ve bir iz bırakmadan kayboldu.Den ble fjernet i 1945 og forsvant sporløst.
Sextus Pompeius Octavianus'u Akdeniz'deki hububat sevkiyatından İtalya'yı mahrum bırakmakla tehdit etti.Sextus Pompeius truet Octavius i Italia ved å nekte halvøya innførsel av korn gjennom Middelhavet.
Yaralamak Tehlikeli hayvanlara bırakmak Taş atmak ya da silah ile ateş etmek.Dette for å unngå skadeskyting av dyr og farlige situasjoner med våpen.
GRAPO da silah bırakmamıştır.Hüttig hadde heller ikke våpen.
Yakaladığı sağ kalanı yere düşürene kadar bırakmaz.Fra dette øyeblikk slutter ikke hjertet å slå før døden inntreffer.
Tamamlanmış reaksiyonlar hiçbir artık bırakmaz.Avstemminger blir ikke gjennomført lenger.
Bu zamanlarda finansal zorluklarla karşılaştı ve gayrimenkullerini kardeşine rehin bırakmak zorunda kaldı.Hun fikk finansielle problemer og måtte be sin søster om hjelp.
Kimseye kızoğlankız bırakmamış.Ingen får prikk.
Yerine halife bırakmamıştır.)Det er imidlertid ikke funnet noen sannhetsbevis for dette.)
Bazıları hiçbir iz bırakmadan kaybolur.Etterhvert begynner mennesker å forsvinne sporløst.
31 yaşına gelmiş Kırcan ise futbolu bırakmak niyetindeydi.Ved sesongslutt valgte Irvine i en alder av 33 år å legge opp som fotballspiller.
O kadar ince ve hafif ki, bırakmanız gerekmeyecek".«Intet problem er så stort og vanskelig at man ikke kan løpe fra det».
Exchange Server'ın son sürümleri bu protokolleri devre dışı bırakmaktadır.)Denne utgaven utelater alle notatene til Guest.)
Bu bölümde Mike, Nick'e gidecekleri Vietnam'da onu yalnız bırakmayacağına dair söz verir.Michael, som hadde lovet å ikke etterlate Nick i Vietnam, bringer liket tilbake til USA.
Onları bırakmak gibi bir niyetimiz de yok zaten...Men jeg tar ikke fra dem noe...
Daha sonra programı çekerken ayağında gerçekleşen sakatlanma yüzünden programı bırakmak zorunda kaldı.Hun måtte trekke seg fra programmet etter at hun ble skadet i en bilulykke.
İnatçıdır ve avını asla elinden bırakmaz.Han var lekmann og mottok aldri noen vigsler.
Oyunculuğu çok sevdi ve modelliği bırakmaya karar verdi.Hans arbeidsgiver likte dårlig spøken og han ble bedt om å slutte.
Büyüyü bırakmasının nasıl gittiğini sorar, Willow ise alıştığını söyler.Til hans store overraskelse sier Vanessa at det er greit.
18 Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim.18 Aku tidak akan meninggalkan kamu sebagai yatim piatu.
Sigarayı bırakmak hastalıktan dolayı ölüm riskini %18'e kadar azaltır.Berhenti merokok menurunkan risiko kematian hingga 18%.
İlgili Sayfalar