bırakma ile cümle
bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak aksaklıklar kafilenin yakasını bırakmaz.Dar ei nu sunt singurii care părăsesc Agriontul.
Ne Olur Bırakma 05.Nu mă uita 10.
1189 yılında II. Guglielmo bir mirasçı bırakmadan ölmesiyle krallık bir kaos içine atılmıştır.Cu toate acestea, moartea sa fără moștenitori din 1189 a aruncat regatul într-o stare de haos.
Danimarka'yı Svend'e bırakmak istemeyen Harald uzun sürecek bir savaşı başlatmış olur.Harald, care nu dorea să renunțe la Danemarca, l-a atacat pe Svend și a dus un război lung.
Orozkul zalim olduğu için Mümin'i bırakmak istemez.A nu o urma ar fi însemnat o încălcare a credinței.”
Bu günün tüketimini yarına bırakmaktır.Asa vei putea economisi timp pentru ziua de maine.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Acest lucru i-a determinat pe organizatorii multor curse să-și îndrepte atenția spre Formula 2.
Hakimlerini tanımayı bırakmalıyız; onlar da sadece bizim hakimlerimize tabi olmalılar.Au luat treptat îndatoririle judecătorilor secui aleși, însă membrii juriului au fost încă aleși locali.
Yani 50 milyar dolar kadar çünkü sigara içenler bırakmak istiyor.S-a plătit o amendă de 50.000 de dolari pentru ca ceilalți halterofili să poată concura.
Kondansatörleri sürekli anma gerilimini aşan gerilimlere maruz bırakmayın.Să nu cruți pe cei care se închină idolilor .
Bazıları hiçbir iz bırakmadan kaybolur.Unele dintre ele au dispărut, dar lăsând totuși unele urme.
Yerine halife bırakmamıştır.)Nu mai detine drepturile.)
Bu bölümde Mike, Nick'e gidecekleri Vietnam'da onu yalnız bırakmayacağına dair söz verir.După petrecere, Nick, amețit de băutură, îl pune pe Mike să-i promită că nu îl va lăsa niciodată în Vietnam.
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.O anumită împrejurare făcuse ca nu a avut mască ei la competiția.
Gerçek bir gitara ise orta okul sıralarında sahip oldu ve bir daha bırakmadı.În continuare ea a mai fost reorganizată o dată în școală medie incompletă, apoi în gimnaziu.
Atina'ya giden bir yük gemisi, bir iz bırakmadan Akdeniz'de battı.Un cargou care mergea la Atena s-a scufundat în Marea Mediterană fără nicio urmă.
İşini bırakması için her türlü nedeni var.El are toate motivele să îşi lase locul de muncă.
Seni burada yalnız bırakmamın imkanı yok.În nici un caz nu am să te las singură aici.
Tek yöntem ileriye mesaj bırakmaktır.Ha sürgős, hagyjon üzenetet.
35 yaşın üzerindeki kadınlara sigarayı bırakmaları önerilmelidir.A kockázat miatt ezek a szerek nem ajánlottak a 35 év feletti, dohányzó nők számára.
Napolyon Paris’in teslim olmasından çılgına dönse de 6 Nisan günü tahtı bırakmak zorunda kalır.Napóleon gaztettnek tartotta Párizs feladását, április 6-án lemondott a hatalomról.
Ajan 47'ye işini iyi yaptığını söyleyen Belikof, kendisini bırakması karşılığında onunla pazarlık yapar.A 47-es ügynök kénytelen régi munkáját felvenni, hogy a végére járjon az ügynek.
Hiç iz bırakmadan ortalıktan kaybolur.Egyszer csak nyom nélkül eltűnik.
Kitabın satışlarından aldığı gelir borçlarını ödemesi ve otel işlerini bırakması için yeterliydi.A könyvei bevételéből vissza tudta fizetni a tartozásait, és háta mögött tudta hagyni a szállodaipart.
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.Egy sérülés miatt fel kellett hagynia a versenyzéssel.
Bitirdiğinde Danielle'in onu bırakmasını ister.Danielle végül elengedi őt.
Her bölüm yumurta bırakma kabiliyetine sahiptir.Nem-nélküliek, minden rovar képes tojást rakni.
Dökmedik dil bırakmaz.Es nerunāju latviski. - Nem beszélek lettül.
Rossi Francesco Totti'nin millî takımı bırakmasıyla 10 numarayı giyme onuruna sahip oldu.Megkapta a 10-es mezt Francesco Totti válogatottból való visszavonulása után.
Yoksa suyu bırakmaz.Nem megy tönkre a víztől.
Ailelerin Mısır'da bırakmak zorunda kalmışlardı.A szent családnak menekülnie kellett Egyiptomba.
Hakimlerini tanımayı bırakmalıyız; onlar da sadece bizim hakimlerimize tabi olmalılar.A pedagógusnak nem kell érteni a sakkjátékhoz, kizárólag a szabályait kell jól ismernie.
Ama Ordu onu bırakma niyetinde değildir.A hadnagyot nem engedi távozni.
Yakaladığı sağ kalanı yere düşürene kadar bırakmaz.Aki eszik belőle, addig nem távozhat, míg jól nem lakott.
Ancak hükumet ETA'dan ateşkes değil, silah bırakmasını istediklerini vurguladı.Szíria azonban nem várta meg az izraelieket, hanem fegyverszünetet kért.
"Boş bırakmayalım!".De semmit sem engedni!"
Basketbol kariyeri nedeniyle ekonomi eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalmıştır.Sportkarrier reményében közgazdasági tanulmányait félbehagyta.
Üruğ, bir an önce yerini Öztorun’a bırakmak için haziran ayının ilk haftası emekli olmak istediğini bildirdi.Csak az biztos, hogy özvegye július elején kérvényezte a tengerészeti nyugdíjának kifizetését.
Savmi salati birakmazdim.Kiadta Sujánszky.
Futbolcu bu nedenle takımı bırakmak zorunda kaldı.Emiatt abba kellett hagynia a labdarúgást.
Bu arada foto muhabirliğini de bırakmamıştır.Eközben publicisztikai munkásságát sem szüneteltette.
Kimseye kızoğlankız bırakmamış.Ágról szakadt senkié.
Fakat Siebel onu unutmamıştır ve onu tek başına bırakmak istememetedir.Gloria rajta tartotta a szemét, nem merte egyedül hagyni őt, nehogy kárt tegyen magában.
Arkasında ayak izi bırakmaz.Hátúszójukban nincs tüske.
Anna eğer Mehmet babasını ve Calbo'yu serbest bırakmazsa intihar edeceğini ilan eder.Anna öngyilkossággal fenyegetőzik, ha a szultán nem engedi szabadon apját és Calbót.
Sırt üstü yüzerken insanın kendisini rahat bırakması gerekir.Amikor úsznak, lábaikkal egyszerre csapnak hátra.
Genelde her türlü ganimeti askerin elinde bırakmak cömertlik sayılırdı.Általában mindent elkövetett, hogy a katonák bizalmát biztosítsa magának.
Ferdinand, Macaristan'ı bırakma niyatinde değildi.Hidegkuti ebben az időszakban sem szándékozott végleg elhagyni Magyarországot.
Devlet, zekât verip vermeme hususunda mükellefi serbest bırakmaz.Az állam a megtakarítás után nem nyújt támogatást.
Ancak Owens kemerin peşini bırakmadı.A salak nem folyt ki a kemencékből.
Kraliçe eşine karşı gelemedi ve onu tek başına bırakmaya da gönlü razı olmadı.A királynő azonban nem hisz neki és asszonyt magánál tartja.
Verlaci'ye bırakmak zorunda kaldı.Ezután átigazolt a Veracruzba.
Müdahele edilen oyuncu topu bırakmalıdır.A földre vitt játékosnak el kell engednie a labdát.
Yaşadığı sakatlıklar nedeniyle henüz 25 yaşındayken futbolu bırakma kararı almıştır.25 évesen sérülés miatt abbahagyta a profi futballt.
Bu günün tüketimini yarına bırakmaktır.A mai munkát ma, a holnapi munkát holnap kell elintéznem.
Hastalığı yüzünden üniversite takımının kaleciliğini bırakmak zorunda kaldı.Főiskolai tanszékét azonban gyengélkedése miatt ott kellett hagynia.
Ancak İngilizler zengin petrol yataklarının bulunduğu bölgeyi bırakmaya yanaşmıyorlardı.Az angolok sem szerettek volna lemaradni az újonnan felfedezett területek gazdagságának kiaknázásában.
Uyandırmadık fitne bırakmadın Sabatay Efendi.Beszélgetésükre felébred Sir Morosus.
Camera Disabler Kamerayı hizmet dışı bırakmaya yarar.A hátoldalán található szétcsúsztatható kameravédő megakadályozza, hogy a kamera beporosodjon.
Bu da toplumlarımızı yönlendirmeli reklamlara karşı savunmasız bırakmaktadır.Épp ezért védtelenebbek a gyerekek a reklámokkal szemben.