bırakma ile cümle

bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tüm geçmişini geride bırakmaya karar verir.Він постарався забути своє минуле.
Hemen meydana çıkmış kararsız aralık bırakma imkânı sağlayan iyileştirmeler.Так відразу ним змогли скористатися безліч хворих, які згодом швидко вилікувалися.
Futbolu sakatlanarak bırakmak zorunda kalmıştır.У результаті він був змушений кинути бейсбол.
Yakın felaketler ve yeni savaşlarla ortaya çıkan tehdit kokusu onu rahat bırakmamaktaydı.Безперестанні війні і загальний занепад лякали своєю безвихіддю.
18:2 Tapınağı korumasız bırakma Num.Не виключено, що в другій половині 18 ст. храм вже не діяв.
Yakaladığı sağ kalanı yere düşürene kadar bırakmaz.Той, хто встановив міну, не може на ній підірватися.
Krişna öyle büyür ki Kāliyā onu bırakmak zorunda kalır.Ти повинен убити кодло, що росте в ній.
Her bölüm yumurta bırakma kabiliyetine sahiptir.В кожну цикада відкладає групу яєць.
Sigarayı bırakmak isteyen kişiler için özel nikotin içeren çikletler de piyasaya sunulmuştur.Саме тому рекомендовано використання нікотинозамісних продуктів для тих, хто бажає кинути палити.
Wollstonecraft'ın okulu bırakmasından sonra okul kapanmak zorunda kaldı.Після закінчення школи Охлобистін вступив до ВДІК.
Uyandırmadık fitne bırakmadın Sabatay Efendi.Повторне нагородження Орденом Святого Месропа Маштоца не проводиться.
Kraliçe eşine karşı gelemedi ve onu tek başına bırakmaya da gönlü razı olmadı.Жінка не могла лишитися сама з нелюбом, тому вирішила теж утекти.
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.Ця травма змусила її завершити кар'єру.
Toprak evler zamanla yerini betonlaşmaya bırakmaktadır.Вичерпані родовища з часом відновлюються.
Bu düşüncesiyle Epikür Tanrı kavramını dışta bırakmaya çalışır.Аби заглушити це почуття, дядя Толя починає спілкуватись із Богом.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.У цей період самець не залишає самицю.
Bugünün işini yarına bırakma!Не відкладай на післязавтра те, що можна випити сьогодні.
Müfettiş işin peşini bırakmaz.Охоронець його не зупиняє.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.По завершенні проекту міст став частиною траси Формули 1.
Tom Mary'nin peşini bırakmadı.Том йшов позаду Мері.
Kedisini evde bırakmak zorundaydı.Він мусив залишити свого кота вдома.
Kedisini evde bırakmak zorundaydı.Вона мусила залишити свого кота вдома.
Fakat sonra Ocak 2014'te filmin senaryosu sızdırıldı ve Tarantino filmi bırakmayı düşündü.V lednu 2014 se však dostal na veřejnost scénář a Tarantino plány na natočení snímku zrušil.
Kadınların rahat bırakmadığı adam.Muži, kteří nemají ženy.
Bu yazılarda, "Öleceğiz fakat tahkimatları bırakmayacağız", "Ölüyorum, fakat teslim olmayacağım.""Zemřeme, ale pevnost neopustíme" či "Umírám, ale nevzdám se.
Enda Kenny'nin görevi bırakmasının ardından 2 Haziran 2017'de Fine Gael'ın genel başkanı oldu.Po odchodu Endy Kennyho byl zvolen předsedou strany Fine Gael 2. června 2017.
Yoksa suyu bırakmaz.Proto neudrží vodu.
Devlet belgelerine göre silahını hiç bırakmamış ve savaşırken infaz edilmiştir.Podle amerického velení byl však zabit v boji, nikoli popraven.
GRAPO da silah bırakmamıştır.Žofie však ještě nehodlala složit zbraně.
35 yaşın üzerindeki kadınlara sigarayı bırakmaları önerilmelidir.Kvůli tomu se kombinovaná antikoncepce nedoporučuje ženám starším 35 let, pokud nepřestanou kouřit.
Zühd sadece haram olanı değil, helal olanı da bırakmayı gerektirmektedir.Tedy tiché sdílení nejen případných přebytků (zisků), ale i ztrát.
Amaçları T-Bag'i saf dışı bırakmaktır.Vzniká nedůvěra k T'Pol.
Doktorlara göre e-sigara dumanlı sigarayı bırakmaya yardım edebilir.Váš lékař nebo lékárník Vám může pomoci přestat s kouřením.
İkincisi batini, içinden geçeni ve istekleri bırakmayı içerir.Následná dvojice poté naopak hadici odpojuje, smotává a odnáší do cíle.
Michael onların peşini bırakmaz.Na to Nick nepřistoupí.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Na druhou stranu nechtěla zůstat sama.
1951 yılında tekrar kaçtı ve bir iz bırakmadan kayboldu.Před třemi lety se vydal do světa a zmizel beze stopy.
Ancak aksaklıklar kafilenin yakasını bırakmaz.Nepříjemné skutečnosti Zajíce neopouštějí.
Köpke bu sefer takımını bırakmadı.Trofej ale tentokrát s týmem neslavil.
Kendisine sigarayı bırakması önerilir, fakat kabul etmez.Říká, že ho zabily cigarety, ale přesto si je nedokázal odepřít.
Yanındakiler işi bıraksa bile o bırakmaz.Což Štěpán – ačkoliv nemá kam jít – odmítne.
Yani 50 milyar dolar kadar çünkü sigara içenler bırakmak istiyor.Každému dá padesát dolarů a řekne jim ať peníze utratí za to co budou chtít.
Savmi salati birakmazdim.Halepová smetla Suárezovou.
Toplanan halk kralı tehdit edip Carlos'u serbest bırakmasını istemektedir.Dav se tlačí do vězení, dožaduje se Carlosova osvobození a vystraší krále.
2. hafta oturdukları liderlik koltuğunu sezon sonuna dek bırakmadılar.Pozici světové jedničky, již do konce sezóny neopustil.
Halkın yarısını ölmeye bırakmak diğer yarısının doymasını sağlamak için iyidir" der.Venezuela nepotřebuje kata ochotného zabít polovinu obyvatelstva.
Allessandro meşru bir varış bırakmamıştı.Jammeh neponechal nic náhodě.
Tüm geçmişini geride bırakmaya karar verir.Rád by se od své minulosti definitivně odpoutal.
Yani fareler herhangi bir yere yumurta bırakmazlar.Vejcoživorodí jedinci vajíčka neukládají mimo tělo.
Dışkısını tutmak veya bırakmaktan haz duyarlar.Nevíme, zda ji rozdáváme nebo ztrácíme.
Ama Tom onu rahat bırakmayacaktır.Ale nebude od něj klid.
Danimarka'yı Svend'e bırakmak istemeyen Harald uzun sürecek bir savaşı başlatmış olur.Harald se nechtěl Dánska vzdát a začal tak dlouhou válku.
Siyah 4...Ve7 ile merkezde gücü elinden bırakmamaya çalışabilir ya da 4...Af6 ile karşıakın başlatabilir.Se2 Černý tu může zkusit variantu bez a6 se snahou protihru v centru, nejčastěji se ale 6... a6 vyskytuje.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Nu avea stare, fuma încontinuu și părea mult prea preocupat cu a face o impresie bună.
Ayrıca, yumurtalarını insan yapımı su kaplarına bırakmayı sever.În plus, el preferă să își depună ouăle în rezervoarele de apă construite de oameni.
Fakat Resulullah: 'Biz miras bırakmayız.Nepricepuți cum sîntem noi, la dînsul însă ne pricepem.
Bugünün işini yarına bırakma!Nu lăsa pe mâine ce poți face azi.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.De aceea, nu este găsit deloc singur în atmosferă.
Serbest bırakma kararı ABD başkanı Barack Obama tarafından "hata" olarak nitelendirildi.Comentând eliberarea ei, președintele american Barack Obama a numit-o „eroină”.
Tek bir taş bırakmak mümkündür.Tot ceea ce a mai rămas este piatră.
İlgili Sayfalar