bırakma ile cümle

bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Âsîler lehinde yabancı müdahaleye de artık yer bırakmamakta idi.Daarbuiten hadden zij geen rechten meer.
Larry artık bu itfaiyecilik işini bırakması gerektiğini; çünkü bunun çok tehlikeli olduğunu düşünür.Annet smeekt hem met de handel te stoppen omdat zij gelooft dat deze gevaarlijk is.
Maçı sırtından sakatlanarak yarıda bırakmak zorunda kaldı.Halverwege de wedstrijd lag Pragt echter op kop.
Kimseye kızoğlankız bırakmamış.Hij ontziet niemand.
Ondan sonra Manfred'in peşini bırakmaz.Later wil hij Kevin niet vangen.
Ergenliğe girdiğinde boyunun çok uzun olması sebebiyle balerinliği bırakmak zorunda kaldı.Zij dachten dat ze vanwege hun leeftijd de dans zouden ontspringen.
Ama aksilikler onun peşini bir türlü bırakmaz.Zijn verleden blijft hem echter achtervolgen.
Hiçbir zaman Avrupa için Galatasaray'ı bırakmam.De Mitsuoka wordt niet uitgevoerd naar Europa.
Kurulduğu günden bu yana peşini hiç bırakmayan sadık bir dinleyici kitlesine sahiptir.Dan wordt hij op een dag op zijn schouder getikt; het is de Dood die wil dat hij hem volgt.
Salmak, serbest bırakmak anlamları vardır.Het kan ook redding, bevrijding of openbaring betekenen.
İlk başta insanda yarım bırakılmış ya da erken kesilmiş izlenimi bırakmaktadır.Reeds in het eerste seizoen werd men voorlaatste, en Izegem degradeerde.
Bu uygulama onları yoksul bırakmaz, aksine daha etkili bir konuma yükseltirdi.Het ontbrak haar zeker niet aan (adellijke) aanbidders, maar het leek haar verstandiger niet te huwen.
Sigarayı bırakmak isteyen kişiler için özel nikotin içeren çikletler de piyasaya sunulmuştur.Ter ondersteuning bij het stoppen met roken is er nicotinehoudende kauwgom op de markt.
Kondansatörleri sürekli anma gerilimini aşan gerilimlere maruz bırakmayın.Let op dat u niet de kersenbuikjes per se hoeft te ruilen.
Kandil bu adımların silah bırakmanın ön şartı olmasında ısrarcı oldu.Parma begreep dat eerst dat geschut het zwijgen opgelegd moest worden.
Buna rağmen 2014 yılında mesleğini bırakmak zorunda kaldı.In 2014 beëindigde hij zijn carrière.
Sonra başarısız olarak kuşatmayı bırakmak zorunda kaldı.Daardoor liet hij noodgedwongen verstek gaan.
Yine de takımı bırakmadı.Desondanks verliet ze het theater niet.
İlk kısım Edward'ın Bella'yı eve bırakması ile sona ermektedir.Edward is in paniek en brengt Bella onmiddellijk naar huis.
Giriş yapan kullanıcılar web sitelerine "user-agent" denilen telefon kimliklerini bırakmaktadır.Hun opdrachten krijgen ze telefonisch van "The Commissioner".
Kar Tanrıçası Khione melezleri rahat bırakmaz.Wegens de wet van Fick zal de diffusie van de ionen niet even snel plaatsgrijpen.
Hiç iz bırakmadan ortalıktan kaybolur.Plots verdwijnt hij evenwel spoorloos…
Türklerde bıyık bırakmak yaygın bir alışkanlıktır.In het Turks is de hoofdklemtoon over het algemeen een jambe.
Allah kulunu darda bırakmaz.Als de nood het hoogst is, is de redding nabij.
Bugünün işini yarına bırakma.Stel niet uit tot morgen wat je vandaag kunt doen.
Bugünün işini yarına bırakma.Van uitstel komt afstel.
Sigarayı bırakmaya karar verdi.Hij besliste te stoppen met roken.
Doktoru ona sigarayı bırakmasını tavsiye etti.Zijn dokter raadde hem aan te stoppen met roken.
Fakat Resulullah: 'Biz miras bırakmayız.My nie uczyliśmy się od nich”.
İşini bırakmak zorunda kalınca ayda 7.44 guldenlik maaş bağlandı.W jego następstwie musiał zrezygnować z pracy i zaczął żyć z zasiłku w wysokości 7,44 guldenów tygodniowo.
Bu halüsinasyonları Vicodin bağımlılığına bağlayan House bırakmak için girişimde bulunur.Wilson próbuje wyleczyć House’a z uzależnienia od Vicodinu.
Yoksa suyu bırakmaz.Poza tym, nie przepuszcza wody.
Köpke bu sefer takımını bırakmadı.Tym razem nie ukończył rajdu.
35 yaşın üzerindeki kadınlara sigarayı bırakmaları önerilmelidir.Ze względu na te zagrożenia nie zaleca się stosowania ich u kobiet palących powyżej 35. roku życia.
Dibe dalarak kaçmaya çalışsalar da destroyer peşlerini bırakmaz.Walczy jeszcze lepiej niż zawsze, więc Destruktor ucieka.
Genelkurmay Başkanlığı'nı bırakmasının sebebini yazılı bir açıklamayla duyurdu.Indian) zmusza prezydenta do ogłoszenia stanu wyjątkowego.
Yerine halife bırakmamıştır.)Nie dożył jednak jej rozpoczęcia.)
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Był niespokojny, palił bez ustanku i wydawało się, że na siłę chce zrobić dobre wrażenie.
Ama Ordu onu bırakma niyetinde değildir.Jednak korporacja nie chce z niej zrezygnować.
Kız peşini bırakmaz ve Teresa'yla yolculuk etmek ister.Po uratowaniu postanowiła podróżować z Teresą.
İnsan kendini kitleye bırakır bırakmaz, artık kitlenin dokunuşundan korkmaz olur.Nie mówił do ludzi i nic złego im nie czynił, przerażał jednak swoim pojawieniem się.
Salih Eyyub belirlenmiş bir varis bırakmamıştı.Seiyū: Kōki Miyata Yūko Ichihara (jap.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Była to próba ograniczenia kosztów poprzez umożliwienie zespołom zakupu silników Formuły 1.
Serbest bırakma Öcalan'ın emriyle gerçekleşti.Wykonano go na rozkaz Oktawiana.
İlk kısım Edward'ın Bella'yı eve bırakması ile sona ermektedir.Odcinek kończy się odesłaniem Borga do domu.
"Boş bırakmayalım!".Miejmy nadzieję, że nie całkiem na próżno”.
Bu da toplumlarımızı yönlendirmeli reklamlara karşı savunmasız bırakmaktadır.Obecnie istnieje cały przemysł wysyłania ludziom reklam wbrew ich woli.
Hogwarts Ekspresi yeni yılın başında öğrencileri bırakmak için Hogsmeade'deki istasyonda durur.Ekspres Hogwart zatrzymuje się na stacji w Hogsmeade.
Sonra Atinalıların savaşı bırakması ile son bulmuştur.Bitwa zakończyła się zwycięstwem Ateńczyków.
Kürt silah bırakmaz.Jędker nie składa broni.
Halkın yarısını ölmeye bırakmak diğer yarısının doymasını sağlamak için iyidir" der.W Łobzie na pomór zmarła połowa mieszkańców miasta.
Eski gecekondular artık yerini planlı yapılaşmaya bırakmaktadır.Drapieżnicy chwilowo rezygnują więc ze swych planów.
8 Ağustos 2013 tarihinde, 35. doğum gününde futbolu bırakma kararı almıştır.Australijski kierowca obchodził w dzień kwalifikacji 35. urodziny.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Oddziały te nie były w żaden sposób samodzielne.
Balin onu bırakmak zorunda kaldı.Lot musiał zostać przerwany.
Dövme konusuyla ilgili, "Galiba annem dövme yaptırmayı bırakmamı istiyor; fakat artık çok geç.Tom dodał, że powinna usunąć napis "kocham, mama" ale wtedy było już za późno.
Yasemin bu işin peşini bırakmaz.Yngwie nie chciał na to przystać.
Buna “Pauli’nin dışarda bırakma prensibi” adı verilir.Słowa „without you” („bez ciebie”) wychodzą z boku głowy Paula.
Müfettiş işin peşini bırakmaz.Detektyw postanawia temu zapobiec.
Bu günde, sigara kullanıcılarının 24 saat süreyle sigarayı bırakmaları teşvik edilmektedir.Na 24 godziny przed badaniem należy zaprzestać palenia papierosów.
İlgili Sayfalar