bırakma ile cümle

bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu dil grubunda muhtemelen hiç yazılı iz bırakmamış diller de vardır.Havia provavelmente outras línguas da família que não deixaram registros escritos.
Sahnede silahları bırakma eğlentisi başlar.No interior, abre-se a praça de armas.
"Yaşadığım başarılarla ve gururumla Benfica´da futbolu bırakmak istiyorum."Eu sei que posso crescer e ter sucesso no Benfica.
Geçmişi unutalım ve Litvanya'lıları barış içinde bırakmayalım.Em nome do futuro, eu exijo a vocês do passado para nos deixar em paz.
Fakat babası Karl'ı tüm toprakların hükümdarı yapma isteğini bırakmadı.Carlos governou sem parlamento pelo restante de seu reinado.
Hakimlerini tanımayı bırakmalıyız; onlar da sadece bizim hakimlerimize tabi olmalılar.Diferenças explícitas são feitas somente para judeus que teriam seus próprios juízes.
Tedavisinde sigarayı bırakmak en önemli basamaktır.Parar de fumar é essencial nesse tratamento.
Köpke bu sefer takımını bırakmadı.O vídeo não tem o enredo de manequim desta vez.
Onları bırakmak gibi bir niyetimiz de yok zaten...Mesmo que não parece haver nenhum pedido para ele...
Ama Ordu onu bırakma niyetinde değildir.Seu desejo é que o oficial a esqueça.
Verlaci'ye bırakmak zorunda kaldı.Então, foi-lhe permitido retornar a Versalhes.
Yoksa suyu bırakmaz.Ora, a água não ferve.
Fakat Benjamin onun peşini bırakmaz.Aníbal não iria atrás dele.
Yaralamak Tehlikeli hayvanlara bırakmak Taş atmak ya da silah ile ateş etmek.Sua técnica é cercar uma área para incendiar e abater animais em fuga com flechas ou armas de fogo.
Ancak 18 yaşında iken sakatlık sebebi ile pateni bırakmak zorunda kalmıştır.Com 18 anos teve de se exilar para escapar da perseguição nazista.
Kürt silah bırakmaz.A arma não dispara.
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.Apesar de não ter sequelas, ele foi forçado a deixar a competição.
Ferdinand, Macaristan'ı bırakma niyatinde değildi.Massena não queria ser empurrado para a fronteira espanhola.
"Foolish" ve "Dilemma" şarkıları 10 hafta bir numarada kaldı; ilki ardışık haftalar boyunca zirveyi bırakmadı.Ambas "Foolish" e "Dilemma" ocuparam o número um por 10 semanas, contudo, as da última não foram consecutivas.
Tüm geçmişini geride bırakmaya karar verir.Ele decide ficar por lá e esquecer seu triste passado.
Bu oluşan huzursuzluk ortamı yerini eski barışçıl ortama bırakmaya başlamıştır.Estes eventos acabaram por colocar a já tensa paz em risco.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Durante vários anos, a empresa patrocinou equipes de Fórmula 1.
Ancak çok geçmeden babası da hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur.Em pouco tempo, desapareceria sem sequer deixar um traço.
Sokrates, yazılı bir kaynak bırakmamıştır.Sócrates não deixou nenhum registro escrito de suas ideias.
Doktor sigarayı bırakmamı söyledi.O doutor disse que eu deveria parar de fumar.
Ev ödevimi burada bırakmamın bir sakıncası var mı?Tem problema de eu deixar meu dever de casa aqui?
Ev ödevimi burada bırakmamın bir sakıncası var mı?Se importa de eu deixar meu dever de casa aqui?
Fadil, Layla'ya kendi evini bırakmasını ve kendisiyle yaşamasını söyledi.Fadil disse a Layla que ela deveria deixar sua casa e morar com ele.
Hakimlerini tanımayı bırakmalıyız; onlar da sadece bizim hakimlerimize tabi olmalılar.Wij moeten erkenning van hun rechters terugtrekken; zij zouden alleen onze rechters moeten hebben.
Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!Die zouden niet onder de aarde doorgaan in hun omwentelingen, maar eromheen.
Bugünün işini yarına bırakma!Geen zorgen voor de dag van morgen.
Eğer bir söz söylenirse kılıcımı çeker ve kimseyi sağ bırakmam." dedi.En wanneer de volgende man langszij komt en mij verslaat, zal ik ook daarover niet klagen."
Şöyle dediler: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın.(God) zeide: "Verwijder u van hier - het is niet aan u, hier hoogmoedig te zijn.
Yemeklerinden geriye hiçbir şey bırakmazlar.Nadien herinnerde zij zich niets meer van haar maaltijden.
Bazıları hiçbir iz bırakmadan kaybolur.Vele anderen verdwenen zonder sporen na te laten.
Salih Eyyub belirlenmiş bir varis bırakmamıştı.EénNL haalde echter geen zetels.
Fakat Resulullah: 'Biz miras bırakmayız.We Will Not Be Lovers (Albumversie) .
Dökmedik dil bırakmaz.Ruwe taal schuwt hij niet.
Tüm geçmişini geride bırakmaya karar verir.Hij hoopt dat hij zijn verleden achter zich kan laten.
Michael onların peşini bırakmaz.Tom vergeeft het ze.
Sam ise onu hiç yalnız bırakmadı.Sarah blijft alleen achter.
18 Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim.18 Voorzeker, Ik zal u beslist bevrijden.
Kadınların rahat bırakmadığı adam.De vrouwen zijn er niet gerust op.
GRAPO da silah bırakmamıştır.Oerle voert geen wapen.
Sezonda sakatlıklar peşini bırakmadı.De rest van het seizoen bleef pech hem achtervolgen.
Bu görevi başarısızlık yüzünden bir sezon bile geçmeden bırakmak zorunda kalmıştır.Het project werd na één seizoen gestopt vanwege gebrek aan succes.
Hiçbir şey bırakmadan, kardeşlerini bulmaya karar verir.Hij laat de broers voor dood achter.
Bu günün tüketimini yarına bırakmaktır.Morgen zal de dag van de afrekening zijn.
Anastasia tutkulu milyoner Christian Grey ile yaşadığı ilişkisini geride bırakmaya çalışmaktadır.Ze verbreekt alle contact met de miljardair Christian Grey.
Bu günde, sigara kullanıcılarının 24 saat süreyle sigarayı bırakmaları teşvik edilmektedir.Hierin belooft hij rokers dat ze binnen één dag van het roken af kunnen komen.
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.Hierdoor was ze genoodzaakt om de competitie te staken.
Ancak, bu dili kuşkuya yer bırakmadan sınıflandırabilmek için hakkında çok az bilgi vardır.Er is echter te weinig van deze taal bekend om haar goed te kunnen indelen.
Yakaladığı sağ kalanı yere düşürene kadar bırakmaz.De man kan de tak niet afzagen zonder zelf van de tak te vallen.
Madde ardında dioxin maddesini bırakmaktadır.Deze waarde ligt in de buurt van dioxine.
Ama Alman SS polisleri peşlerini bırakmaz.Maar de Duitse soldaten komen hen achterna.
Ama Tom onu rahat bırakmayacaktır.Hij wordt echter niet met rust gelaten.
Tüberküloza yakalanınca futbolu bırakmak zorunda kalmıştır.Door een knieblessure moest ze met voetbal stoppen.
Tekrar aday olmayarak görevini bırakmak zorunda kalmıştır.Hij werd bij herhaling zonder verkiezing in zijn ambt bevestigd.
Yerine halife bırakmamıştır.)Ze neemt namelijk geen onzekerheid weg.)
P250 Öğütme/şok/.../sürtünmeye maruz bırakmayın.S 50: Niet vermengen met ...
İlgili Sayfalar