bırakma ile cümle
bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
"Boş bırakmayalım!".Не оставляй нас!»
Yoksa suyu bırakmaz.Не растворяется воде.
Arkasında ayak izi bırakmaz.Задние лапки не сжаты.
"Kaçamaz bizimle annesi bırakmaz ki onu!"«Can’t Let Her Get Away».
Zayıflama, sigarayı bırakma gibi amaçlarda da kullanılmaktadır.Микротаблетки используются как для отказа от курения так и для сокращения количества выкуриваемых сигарет.
İmparator II. Wilhelm tahtını bırakmak zorunda kalmıştı.6 ноября кайзер Вильгельм II был вынужден отказаться от трона.
Artık Napolyon Bonapart’ın tahtı bırakması isteniyordu.Барон Фризенгоф был вынужден потребовать от Дубельта покинуть Бродзяны.
Türklerde bıyık bırakmak yaygın bir alışkanlıktır.Например, в исламе поощряется регулярное удаление лобковых волос.
Kadınların rahat bırakmadığı adam.Те не оставляют девушек в покое.
Üç hafta kadar önce bu konudaki kararımı verdim ve bunun bırakmak için doğru zaman olabileceğini düşündüm.Мы потратили три недели на сведение и доработку, и я думаю, это из-за того, что это был конец работы.
Halkın yarısını ölmeye bırakmak diğer yarısının doymasını sağlamak için iyidir" der.ومن الأفضل أن نترك نصف الشعب يموت حتى يأكل النصف الآخر ملء طاقته."
Sigarayı bırakmak hastalıktan dolayı ölüm riskini %18'e kadar azaltır.يقلل الإقلاع عن التدخين من خطر الوفاة بنسبة 18%.
Kitabın satışlarından aldığı gelir borçlarını ödemesi ve otel işlerini bırakması için yeterliydi.سمحت العائدات من مبيعات كتابه بسداد ديونه وبعدها ترك قطاع الفنادق.
Yunan ordusu geri çekilirken Türklerin kullanabileceği hiçbir şey bırakmamak için özen gösterdi.وأاثناء تراجع الجيش اليونانى قد عملوا على عدم ترك أى شيئاً يستطيع أن يستخدمه الأتراك .
Fakat Resulullah: 'Biz miras bırakmayız.أرسلت زوجات النبي: «أنَّا لا نَسْتَطِيعُ أَنْ نَخْرُجَ إليه نصلي عليه.»
Türkan Şoray, 1995 Ağustos'unda hastaneye kaldırılan Adlı'yı son anlarına kadar yalnız bırakmadı.لم تترك ( توركان شوراي ) روتشان عدلي الذي نقل الي المشفي في أغسطس 1995، لم تتركه وحيداً حتي في لحظاته الأخيرة.
Sigarayı bırakmak, karar vermekle başlar.يبدأ الإقلاع عن التدخين باتخاذ القرار بالتوقف عن التدخين.
Yahudi Yeniden yapılanmacı Federasyonu, seçeneği hahamlara bırakmaktadır.والاتحاد اليهودي Reconstructionist يترك الخيار للحاخامات الفردية.
Şöyle dediler: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın.فقال: لا يرحلُ رحلك من ليس معك، فأرسلها مثلاً.
Fakat Yakup, "Beni kutsamadıkça seni bırakmam" der.فقالَ يعقوبُ: «لا أتْرُكُكَ حتى تُبارِكَني».
Köpke bu sefer takımını bırakmadı.الترابى لم يفز في هذه المرة أيضا.
Kabın tabanı contayı serbest bırakmak için sıkıştırılır ve fincan çıkarılır.يتم ضغط قاعدة الكأس لتحرير الغلق، ويتم إزالة الكأس.
Bu mekanizma sayesinde sigarayı bırakmak isteyen kişilere yardımcı olabilir.يمكن أن يساعد الموز الأشخاص الذين يحاولون الإقلاع عن التدخين.
Diğer tuşlar, noktalama işaretleriyle boşluk bırakma içindir.ولسبب أو لأخر نرغب ان يبقوا علاات رمزية.
Köyün ileri gelenlerinden Hacı Salih Polat koruculara silahlarını bırakmaları emrini vermiştir.كإجراء احترازي طلب دالي من الحراس تسليم أسلحتهم.
2 Eylül 1998'de Rusya Federasyonu Merkez Bankası , "yüzen peg" politikasını bırakmaya karar verdi.في 2 سبتمبر 1998 ، قرر البنك المركزي للاتحاد الروسي التخلي عن سياسة "الربط العائم" وتعويم الروبل بحرية.
Müdahele edilen oyuncu topu bırakmalıdır.ويتم استبعاد اللاعب الذي يكون ماسكًا للكرة.
Onlara evlerini bulduracak hiçbir ipucu bırakmaz.لم يبق أي أثر من منازلها.
Sextus Pompeius Octavianus'u Akdeniz'deki hububat sevkiyatından İtalya'yı mahrum bırakmakla tehdit etti.هدد سكستوس بومبيوس أوكتافيان في إيطاليا بمنع نقل شحنات الحبوب عبر البحر الأبيض المتوسط إلى شبه الجزيرة.
Okuryazar olduğu bilinmemektedir ve kendisi yazılı bir kayıt bırakmamıştır.كاتبته حزينة، لكنه لم يقرأ الرسالة.
Kadınların rahat bırakmadığı adam.نساء بلا ظل.
Napolyon Paris’in teslim olmasından çılgına dönse de 6 Nisan günü tahtı bırakmak zorunda kalır.استسلام باريس، بعد رفض نابليون مبارزة جنرالاته يقرر التنازل عن العرش في فونتينبلو، 6 أبريل.
Tütün içmek Pasif içicilik Sigarayı bırakmak Vareniklin ^ "Tüttürmek".و "الفوائد الصحية للامتناع عن التدخين مباشرة و كبيرة. ""
Çağrı bırakma modadır.Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur ama herkes sağlıklıdır.كما ستتفتت الجبال ولن يبقى عليها أي غطاء من التربة.و لن تبقى أي بناية سليمة بل ستتهدم.
Kraliçe eşine karşı gelemedi ve onu tek başına bırakmaya da gönlü razı olmadı.وأخبرتهما الملكة بأنها لا تقوى على البقاء بمفردها وأنها سترافقهما أينما يذهبان.
Hakimlerini tanımayı bırakmalıyız; onlar da sadece bizim hakimlerimize tabi olmalılar.له حق عزل قضاة المناطق، أمّا تعيينهم فيتم من طرف أمراء المناطق.
Ancak Osmanlılarda ilk olarak Avusturya ordusunu safdışı bırakmayı amaçlamışlardı.ولم يحقق النمساويون هدفهم الرئيسي المتمثل في القضاء على صربيا.
Yoksa suyu bırakmaz.علينا أن لا نعكر الماء.
1951 yılında tekrar kaçtı ve bir iz bırakmadan kayboldu.أنه احترق في عام 1951 و لا الصور البقاء على قيد الحياة.
Ancak çok geçmeden babası da hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur.وبعد عدة أشهر، رحلت حنا فجأة دون أن تترك أي أثر.
Creonte, Orontea'yı Alidoro'yu bırakmaya zorlamaktadır.أيا يكن، أجبر بونسون على الهروب لبوردو.
Bugünün işini yarına bırakma!لا تؤجل عمل اليوم إلى الغد.
18 Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim.Não vos deixarei órfãos; voltarei para vós.
Halkın yarısını ölmeye bırakmak diğer yarısının doymasını sağlamak için iyidir" der.É melhor deixar que metade das pessoas morram para que a outra metade possa comer."
Tutuklular gizlice Almanya'ya taşınmış ve iz bırakmadan kaybolmuşlardı.Os prisioneiros eram transportados secretamente para a Alemanha, e desapareciam sem deixar rasto.
Sigarayı bırakmak hastalıktan dolayı ölüm riskini %18'e kadar azaltır.Parar de fumar diminui o risco de morte em 18%.
Yarışmaya katılması sebebiyle okulu bırakmak zorunda kaldı.Abandonou a escola por motivo de competições.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Ele Estava inquieto, fumava sem parar e parecia estar tentando dar uma boa impressão.
NA’nın üçüncü geleneği üyelik için tek koşulun “kullanmayı bırakma arzusu” olduğunu söyler.A terceira tradição de NA diz que o único requisito para ser membro é o "desejo de parar de usar".
Camera Disabler Kamerayı hizmet dışı bırakmaya yarar.O direcional só serve para mexer a câmera.
Bırakması isteninceye kadar Yıl 11'de drama eğitimi aldı.Ele estudou drama na escola até ao fim de seus 11 anos, até que ele pediu para não continuar.
Bu günde, sigara kullanıcılarının 24 saat süreyle sigarayı bırakmaları teşvik edilmektedir.Para os experimentos, pediu-se aos fumantes que deixassem de fumar por dois dias.
Fakat Resulullah: 'Biz miras bırakmayız.Adoramos tê-lo no time."
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Ele não estava sozinho em seu ponto de vista.
Bazıları hiçbir iz bırakmadan kaybolur.As pessoas desapareciam sem deixar qualquer rasto.
Doktor ve Bill, NASA'nın görmesi için Godsacre'a onun mesaj bırakmasına yardım ederler.O Doutor e Bill ajudam Godsacre a deixar a mensagem vista em Marte no presente.
Futbolu 31 yaşında bırakmasının sebebi dizlerindeki ağır sakatlıktı.Precisou parar de jogar aos 31 anos, por lesão no joelho.
Sigarayı bırakmak, karar vermekle başlar.Ela decide parar de fumar e se conciliar.
Akson uçları, presinaptik hücrenin elektriksel uyartısını serbest bırakmak için gelişmişdir.Os terminais axónicos estão especializados em liberar o impulso eléctrico da célula pré-sináptica.
Vasili Çuykov ve Sokolovsky, Weidling'in mücadeleyi bırakma emrini yazılı olarak bildirmesi istedi.Chuikov e Sokolovsky pediram a Weidling que anuncie a rendição por escrito.