bırakma ile cümle
bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu dönemde işimi bırakmaya karar verdim.In quel periodo ho deciso di lasciare il mio lavoro.
Doktor sigarayı bırakmam gerektiğini söyledi.Il dottore mi ha detto che devo smettere di fumare.
Tom'a bir mesaj bırakmak isterim.Vorrei lasciare un messaggio per Tom.
Oğlana bahşiş bırakmak lazım.Bisogna lasciare una mancia al cameriere.
Lütfen beni tek başıma bırakma.Ti prego, non lasciarmi da solo.
Işığı açık bırakma.Non lasciare la luce accesa.
Herhangi bir kanıt bırakmamak için dikkatliydim.Sono stato attento a non lasciare nessuna traccia.
Seni burada bırakmayacağım!Non ti lascerò qui!
Torunlarımıza temiz ve yeşil bir dünya bırakmak istiyoruz.Vogliamo lasciare ai nostri nipoti un mondo pulito e verde.
Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!Non corrompete la terra dopo che Dio la creò pura: ciò è meglio per voi, se siete credenti.
Sigarayı bırakmak hastalıktan dolayı ölüm riskini %18'e kadar azaltır.L'astinenza dal fumo diminuisce il rischio di morte del 18%.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Era inquieto, fumava incessantemente e sembrava che volesse a tutti i costi fare una buona impressione.
Sovyet kuvvetlerinin başkomutanıyla birlikte derhal savaşmayı bırakmanızı emrediyorum.D'accordo con il comando supremo delle truppe sovietiche, vi chiedo di deporre immediatamente le armi.
Yoksa suyu bırakmaz.Non ho fermato l'acqua.
Fakat siyaseti bırakmadı.Ma non lasciò l'attività politica.
Olgun hale geldikten sonra yumurta bırakmak için yine makat bölgesine gelirler.Torna di nuovo maschio dopo che l'acqua si è presa le sue uova".
Bunun üzerine, Van, müzik işini bırakmaya karar vererek, Belfast'e döndü.Ritorna a Belfast, deciso a lasciare il mondo della musica.
İnsan kendini kitleye bırakır bırakmaz, artık kitlenin dokunuşundan korkmaz olur.Essa, in verità, non l'ha ricevuta da alcuna di queste vie: non la possiede.
Yakup buna rağmen güreşi bırakmadı.Nonostante ciò Gnicche non abbandonò il crimine.
Ölümler bu yıl boyunca peşini bırakmadı.Gli omicidi per quell'anno si fermarono.
Honorius 423'te hiçbir varis bırakmadan ödemden öldü.Archelao morì nel 38 senza lasciare eredi.
P250 Öğütme/şok/.../sürtünmeye maruz bırakmayın.P250 – Evitare le abrasioni/gli urti/.../gli attriti.
Uyandırmadık fitne bırakmadın Sabatay Efendi."Dormi o sei sveglio, Lord Barnard?
Tekrar aday olmayarak görevini bırakmak zorunda kalmıştır.Scaduto il suo mandato, non si è più ricandidato.
Ondan sonra Manfred'in peşini bırakmaz.Lascia il posto a Manfred.
Haç planlı kilisesi zamanla yıkılmış ve hiçbir iz bırakmadan yok olmuştur.La Vera Croce sparì in quegli anni senza lasciare traccia.
Prusya, Frankfurt Anlaşması'yla Fransa'yı, Alsas-Loren'i yeni Alman İmparatorluğu'na bırakmaya zorlamıştır.La Guerra Franco-Prussiana costrinse i francesi a ceder la Lorena con l'Alsazia al neonato Impero tedesco.
Bu mekanizma sayesinde sigarayı bırakmak isteyen kişilere yardımcı olabilir.Questo processo può favorire il rischio di ricaduta in tossicodipendenti che tentano di smettere.
Evin iki küçük çocuğu ile başa çıkamayan son dadı sinirlenmiş ve işi bırakmak üzeredir.I genitori della neonata sono due ragazzini senza lavoro e senza possibilità di mantenerla.
Sahnede silahları bırakma eğlentisi başlar.Cominciano a circolare le armi in fabbrica.
Avustralya'da çok keyifli bir hayat tarzım vardı ve bunu bırakmak istemedim ilk başta.Venne prospettata anche la tenuta di un gran premio in Australia, che però non ebbe seguito.
Cinayetler evde peşlerini bırakmaz.Dopo gli omicidi, gli assassini rimasero nella casa.
Tek bir taş bırakmak mümkündür.È possibile specificarne solo una.
Ama Ordu onu bırakma niyetinde değildir.Ora sono Io a non volerla inviare.
Jackson, The Hobbit onlara bırakmaktan başka çaresi olmadığını söyledi.Jackson non aveva altra scelta che congedarli.
Daktilo ile yazı yazan kişiler aynı anda tek aralık bırakmaya geçiş yapmadılar.I testi che formano il canone, infatti non sono stati scritti tutti durante lo stesso periodo.
Ama Tom onu rahat bırakmayacaktır.Per Tom liberarlo non sarà facile.
Kendisine sigarayı bırakması önerilir, fakat kabul etmez.Prova a smettere di fumare, ma ciò non gli riesce.
Allessandro meşru bir varış bırakmamıştı.Di Alessio però, non ci fu' più traccia.
Görevini bırakma sebebi, hakkındaki Yolsuzluk iddialarıdır.Deve il suo nome al fatto che resiste alla corrosione.
Bu arada köyde yumurta bile bırakmamışlardır.Invece, egli faceva scomparire anche l'uovo.
Futbolu 31 yaşında bırakmasının sebebi dizlerindeki ağır sakatlıktı.Si è ritirato a 31 anni a causa di un grave infortunio al ginocchio.
Ne olduğunu bilmese de ipin ucunu bırakmayacak.Non crederà a nulla se non dopo aver ricevuto riscontri.
Hastalıktan korunma yolları arasında sigarayı bırakma ve sağlıklı beslenme sayılabilir.La prevenzione comprende smettere di fumare e una dieta sana.
Yani 50 milyar dolar kadar çünkü sigara içenler bırakmak istiyor.Spinto dalla ricompensa di 50 000 $, il pistolero accetta.
Posa öldükten sonra Filip gelir; oğlunu serbest bırakmayı teklif eder.Poco dopo che Phillip viene rilasciato viene ucciso e Phillip viene accusato.
Orozkul zalim olduğu için Mümin'i bırakmak istemez.攝心術嗚啦巴哈: obbliga il bersaglio ad eseguire gli ordini del creatore, senza potersi ribellare.
Bu dışarıda bırakma hareketi Çizelge II ile okunan Bölüm 24 ile verildi.A poca distanza Raccontami Capitolo II e Ballarò.
Shane'e göre ekip, aramayı bırakmalı ve Fort Benning'e doğru yola koyulmalıdırlar.Racconta ciò che è accaduto e chiude la chiamata dicendo che si dirigeranno verso Fort Benning.
Rio sürümde ise hapis kuşları serbest bırakmak veya maymunları yenmektir.Rete per Scimmie - Per catturare le scimmie.
Kanıtları incelerken beynimizi devre dışı bırakmayalım.Non dobbiamo lasciare imprigionare il nostro pensiero.
İşini bırakmak zorunda kalınca ayda 7.44 guldenlik maaş bağlandı.Quando morì, nel 1739, il debito nazionale superava i 4 milioni di Gulden.
Kimseye kızoğlankız bırakmamış.Non riceve nessun affluente.
Hakimlerini tanımayı bırakmalıyız; onlar da sadece bizim hakimlerimize tabi olmalılar.Tutto ciò avviene senza pubblico e prima che i giudici conoscano le proprie categorie.
Ülkelerinden çıkan Yahudiler evlerini, işlerini ve mal varlıklarını arkada bırakmak zorunda kaldılar.A causa della sua origine ebraica fu costretta a lasciare casa, beni e famiglia, fuggendo dal suo paese.
Yakaladığı sağ kalanı yere düşürene kadar bırakmaz.Se insegue una preda, non si dà per vinto finché non l'ha catturata.
Suyu açık bırakma.Не оставляй воду текущей.
Musluğu açık bırakma.Не оставляй воду текущей.
Beni yalnız bırakma.Не оставляй меня.
Karısı ve çocukları onun sigarayı bırakmasını istedikleri için o sigarayı bıraktı.Он бросил курить, потому что жена и дети его об этом попросили.