bırakma ile cümle
bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Posa öldükten sonra Filip gelir; oğlunu serbest bırakmayı teklif eder.Después de su muerte, entra Felipe, ofreciendo la libertad a su hijo.
GRAPO da silah bırakmamıştır.Guido acaba dejando el arma.
Michael onların peşini bırakmaz.Michael no aceptó.
Schiller muhtemelen onu hayatı boyunca hiç bırakmayacak olan tüberküloza maruz kalmıştı.Es probable que Schiller enfermara de tuberculosis, de la que ya no se curaría por completo.
Serkan Çalık'ın peşini sakatlıklar bir türlü bırakmamıştır.Los sarracenos dejaron de perseguirlo.
Adina tekrar gelir ve ona niçin orduya asker yazılıp kasabayı bırakmayı tercih ettiğini sorar.Ella entra, preguntándole por qué ha elegido servir en el ejército y abandonar la ciudad.
Yoksa suyu bırakmaz.No deja residuos.
Daryl, aylağı yalnız bırakmaları konusunda ısrarcı olur ancak Andrea bunu kabul etmez.Daryl insiste en que dejen al caminante solo, pero Andrea se niega firmemente.
Onları yalnız bırakmak için alt kata iner.Estos se comprometen a dejarlos solos.
Stukalar büyükçe teknelere bomba bırakmaktadırlar.Deja caer la carga encima de los robots.
Yani fareler herhangi bir yere yumurta bırakmazlar.Sin embargo, no todas las moscas ponen huevos.
Maçı sırtından sakatlanarak yarıda bırakmak zorunda kaldı.El juego fue abandonado en el medio tiempo.
Bu düşüncesiyle Epikür Tanrı kavramını dışta bırakmaya çalışır.Pensar en la fórmula de Dios nos lleva más allá de nosotros mismos.
Bunların çoğunluğu, mal varlığını da geride bırakmaya zorlanmıştır.La mayor parte de estas obras no han sobrevivido o, de conservarse, no se le atribuyen.
Ne Olur Bırakma 05.No te puedo olvidar 05.
Sam ise onu hiç yalnız bırakmadı.El hombre no la dejaría sola.
Oldukça serttir ve hiçbir zaman ortada şahit bırakmamaktadır.Es serio y no habla nunca de él mismo.
Günümüzde bu faaliyet yerini turizm amacına bırakmaya yönelmiştir.Actualmente, esta actividad ha decaído, en favor del turismo.
Yasemin bu işin peşini bırakmaz.Yevon no pudo hacer nada para detener esto.
Savmi salati birakmazdim.Masía Boada de Salitja.
Allessandro meşru bir varış bırakmamıştı.Pero Saguier carecía de toda representatividad.
Yakaladığı sağ kalanı yere düşürene kadar bırakmaz.El luchador que no sea eliminado, pasa a la final.
Kendinizi bu karniyogenik, aşındırıcı, yanıcı ve zehirli elementlere maruz bırakmamanız önemlidir.Es primordial no resultan expuesto a estos elementos carcinógenos, corrosivos, inflamables y tóxicos.
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.Gravemente lesionada tuvo que retirarse de la competición.
Üç hafta kadar önce bu konudaki kararımı verdim ve bunun bırakmak için doğru zaman olabileceğini düşündüm.Como bien es sabido, he necesitado tres meses para poder tomarla.
Okulu bırakır bırakmaz repertuara girdi ve ajansı sayesinde televizyon dünyasına adım attı.Una vez terminó el colegio, comenzó a hacer repertorio y llegó a la televisión a través de su agente.
Honorius 423'te hiçbir varis bırakmadan ödemden öldü.Honorio murió de hidropesía en 423, sin dejar heredero.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.El equipo fue forzado a retirarse de la Fórmula 1.
Trần Hưng Đạo geri çekilerek Moğollara fethedecek bir şey bırakmaz.Huye para que el monstruo no te alcance.
Köpke bu sefer takımını bırakmadı.Esta vez Mpemba no lo dejó ahí.
Bu, cümle aralığı bırakma yöntemlerinde temel bir değişikliği doğurdu.Esto causó un cambio importante en los métodos de espaciado entre oraciones.
Tamamlanmış reaksiyonlar hiçbir artık bırakmaz.Las trivias ya completadas no se pueden volver a responder.
Arjantin'i terkedip Meksika'ya gitti ancak burada da sorunlar peşini bırakmadı.Después de abandonar Europa volvió a la Argentina pero no le fue muy bien.
Ardından 1933 yılında tiyatroda oynadı ama baleyi bırakmadı.Debutó en el cine en 1939, tras lo cual dejó la odontología.
2001 ile 2004 yılları arasında sakatlıklarla boğuşmak zorunda kaldı ve futbolu bırakma kararı aldı.Así en verano de 2000 se quedó sin equipo, y decidió retirarse del fútbol.
Yerine halife bırakmamıştır.)En su lugar ya no se emite nada.)
Yine de takımı bırakmadı.Sin embargo no diseñó el empaquetado.
Kraliçe eşine karşı gelemedi ve onu tek başına bırakmaya da gönlü razı olmadı.Con la Reina se ha metido Y todavía no ha salido.
Dikkat eksikliği: İşleri bitirmeden bırakma ve görevleri erken terk etme şeklinde kendini gösterir.Su trabajo es sencillo: realizar su tarea, no hacer preguntas y retirarse inmediatamente cuando así se ordene.
Geride hiçbir şey bırakmaz, sadece boş cübbesi ve ışın kılıcı kalmıştır.Incluso en lo más profundo... no hay nada, excepto vacío y oscuridad...
Kendi aralarında güçsüzleri devre dışı bırakmak için ölümüne dövüşler düzenlerler.Terminaron culpándose entre ellos de su derrota.
2004'te futbolu bırakma kararı aldı.En el año 2004 se retira del fútbol.
Frank tabancasını çekip adama doğrultur ve ondan silahını bırakmasını ister.Un hombre le apunta con un arma y le dice que se vaya.
Aynı dönemde Thorpe Amerikan futbolunu da bırakmamıştır.Jamás abandonó el fútbol americano.
Canımız pahasına da olsa buraları bırakmayız.”La abandonamos a nuestro propio riesgo".
Zayıflama, sigarayı bırakma gibi amaçlarda da kullanılmaktadır.También se utiliza para los tratamientos para dejar de fumar.
Buna rağmen insâfı elden bırakmamak gerekir.No estoy obligado, por tanto, a concederle la gracia.
Fakat Prens onun ağlamayı bırakmasını ister; Prenses'e bir yeni teklifi vardır.(A) La princesa está triste… ¿Qué tendrá la princesa?
Salih Eyyub belirlenmiş bir varis bırakmamıştı.Seiyū: Asuka Tanii Una hikikomori.
Bayramlarda, düğünlerde ve cenazelerde memleketteki yakınlarını yalnız bırakmazlar.Las embarazadas nunca participan en los funerales ni en las bodas.
"Boş bırakmayalım!".¡Que nadie se mueva!".
Sigarayı bırakmak, karar vermekle başlar.Es fácil dejar de fumar si sabes cómo.
İnatçıdır ve avını asla elinden bırakmaz.Se trata de un ave muy elusiva y tímida, que nunca abandona la cobertura forestal durante el día.
Günler böylece sürüp giderken Haceli ve adamları Ali'yi rahat bırakmazlar bir türlü.Después de pasar juntos unas pocas horas, Leo y Alma no podrán olvidarse...
Sokrates, yazılı bir kaynak bırakmamıştır.Rabia no dejó ningún texto escrito por sí misma.
Ancak şehir yeniden terk edilmek zorunda kalacak ve düşmana herhangi bir kaynak bırakmamak için yakılacaktır.El campamento era entonces incendiado y destruido para evitar que fuera ocupado por el enemigo.
Beni yalnız bırakma.Non lasciarmi solo.
Kendi yararı için insanları kullanmayı bırakması için Keiko'ya baskı yaptım.Ho fatto pressione a Keiko affinché la smettesse di usare le persone per i propri scopi.
Sigarayı bırakmayı denedim ama onu yapamadım.Ho provato a smettere, ma non ce l'ho fatta.
Beni burada bırakma.Non lasciarmi qui.