bırakma ile cümle

bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Uyandırmadık fitne bırakmadın Sabatay Efendi.Doch gelang es ihnen nicht, durch die Verbrennung die Verehrung des heiligen Sava zu unterdrücken.
Sakatlıklar peşini bırakmamıştır ve pek oynayamamıştır.Er verletzte sich und konnte nicht spielen.
35 yaşın üzerindeki kadınlara sigarayı bırakmaları önerilmelidir.Die Teilnehmer sollen das 35. Lebensjahr nicht vollendet haben.
Sevim Hikmet) Can Bırakmadın (Söz.Von deinem Wort und Lehre rein nicht werden abgewendet.
Yanındakiler işi bıraksa bile o bırakmaz.Solange Erumpents nicht gereizt werden, greifen sie nicht an.
Tek bir taş bırakmak mümkündür.Es ist nur noch ein Stein vorhanden.
Günümüzde yerini sayısal modellere (DSLR) bırakmaktadır.Heute befindet sich an seiner Stelle die Gedenkstätte Ležáky.
Buna rağmen 2014 yılında mesleğini bırakmak zorunda kaldı.2014 musste er allerdings seinen Posten räumen.
Fakat Svastopluk, Heinrich'i bu seferi bırakmaya zorladı.Der Vorschlag wurde aber zurückgezogen, bevor Heinrich sich dazu äußern konnte.
Tamamlanmış reaksiyonlar hiçbir artık bırakmaz.Ein verlorenes Update kann nicht mehr vorkommen.
Yoksa suyu bırakmaz.Ganz ohne Wasser kommen sie allerdings nicht aus.
Kariyerinin zirvesindeyken ciddi sakatlıklar yüzünden erkenden futbolu bırakmak zorunda kaldı.Aufgrund einer schweren Beinverletzung musste er jedoch seine Fußballkarriere frühzeitig aufgeben.
Elde ettiği bu başarı eğitimini yarıda bırakmaya ve kendini tamamıyla sanata adamaya cesaretlendirdi.Dessen Erfolg ermutigte ihn, das Studium abzubrechen und sich ganz der Kunst zu widmen.
Allessandro meşru bir varış bırakmamıştı.Saint-Exupéry hinterließ kein Testament.
Albizzi’ler, Medici’lere boyun eğmek, iktidarı yeniden onlara bırakmak zorunda kalmışlardır.Die Albizzi unterwarfen sich den Medici und überließen ihnen die Herrschaft.
Zayıflama, sigarayı bırakma gibi amaçlarda da kullanılmaktadır.Zigarrenschneider werden benutzt, um nicht eingekerbte Zigarren vor dem Rauchen an einem Ende anzuschneiden.
Bir karşılaşma sırasında Doo-young kaza geçirir ve judoyu bırakmak zorunda kalır.Die verpasste Gelegenheit Judo unter einem gemeinsamen Dach zu betreiben.
Bu şekilde geçmişinde izler bırakmaktadır.Die Spuren weisen in die Vergangenheit.
Cinayetler evde peşlerini bırakmaz.Die anderen wurden zu Hause nicht angetroffen.
Ferdinand, Macaristan'ı bırakma niyatinde değildi.Ferdinand suchte sich dennoch ganz Ungarns zu versichern.
Maçı sırtından sakatlanarak yarıda bırakmak zorunda kaldı.In der Meisterschaft rutschten sie dauerhaft ins Mittelfeld ab.
Nurten Ay birkaç kez oyunu bırakmak istedi.Zweimal im Monat traf sie sich mit ihm zum Spielen.
Bu halüsinasyonları Vicodin bağımlılığına bağlayan House bırakmak için girişimde bulunur.Sie erscheint House später mehrfach als durch Vicodinmissbrauch verursachte Halluzination.
Ancak aksaklıklar kafilenin yakasını bırakmaz.Die Schwangere rührt das Backwerk nicht an.
Dertler, bundan sonra ailenin peşini bırakmayacaktır.Vorerst wollte sie nicht in die Fußstapfen der Familie treten.
Bitirdiğinde Danielle'in onu bırakmasını ister.Erst dann will er Danielle ziehen lassen.
Sokrates, yazılı bir kaynak bırakmamıştır.Sokrates selbst hinterließ keine schriftlichen Werke.
Fazla eser bırakmamıştır.Er lässt nicht locker.
Aynı şekilde, bırakmak için de T 'ye basmanız yeterlidir.Außerdem veröffentlichte sie eine Split-EP mit Kill Your Idols.
Köpek basit komutları fazla tekrara gerek bırakmadan kolayca öğrenebilir.Durch ihr übernervöses Gebaren kann man sie relativ leicht entdecken.
Fakat Page ciddi bir hastalığa (enfeksiyöz mononükleoz) yakalandı ve grubu bırakmak zorunda kaldı.Thomas war bereits mit einer grippeartigen Erkrankung angereist und musste vor Ort abgemeldet werden.
Bugünün işini yarına bırakma!Sorge dich nicht um morgen.
Ama Ordu onu bırakma niyetinde değildir.Aber der Portier will ihn nicht gehen lassen.
Ama Tom onu rahat bırakmayacaktır.Doch Karen lässt sich nicht davon abbringen.
Bolin korkar ve ondan ayrılmak ister ama Eska onun peşini bırakmaz.Susie bekommt Angst und möchte den Bunker verlassen, aber Harvey lässt sie nicht.
Carmen cazibesini kullanarak genç adamın kendisini serbest bırakmasını sağlar.Diese Chance nutzen die jungen Samurai, um den Onkel zu befreien.
Bu günde, sigara kullanıcılarının 24 saat süreyle sigarayı bırakmaları teşvik edilmektedir.Sie mussten Nichtraucher sein und sich seit mehr als 14 Monaten in dieser Weise ernähren.
Bu sırada Judy ile olan ilişkisinide bırakmamıştır.Er traut sich nicht, Julie auf ihre frühere Beziehung mit Jim anzusprechen.
Fransa ele geçirdiği toprakları bırakmak zorunda kaldı.Doch Frankreich wollte die verlorenen Gebiete zurückerlangen.
23:18 Yağı gece boyunca bırakma Ex.Allerdings ist die El 18 vor den Nachtzügen unverzichtbar.
Teknik direktör Bülent Ünder'in görevini bırakmasının ardından takımın teknik direktörlüğüne getirildi.Nach dessen Ausscheiden aus dem Team übernahm Gustav Brunner den Posten des technischen Direktors.
"Kaçamaz bizimle annesi bırakmaz ki onu!"Sie bleibt und flieht nicht mit ihm.
Ne var ki talihsizlik ve yokluk, burada da peşini bırakmaz.Blindheit und Lügen lassen ihn dabei nicht weit kommen.
Fakat Manon güzel elbiselerini ve mücevheratini geride bırakmaktan çekinmektedir.Die böse Schwester nimmt dem Murmelthier das Kleid und den Schmuck weg.
Ancak Osmanlılarda ilk olarak Avusturya ordusunu safdışı bırakmayı amaçlamışlardı.Zunächst versuchte er vergeblich, in die österreichische Armee aufgenommen zu werden.
İz bırakmadan kayboldu.Il a disparu sans laisser de trace.
Yağmura maruz bırakmayın.Ne le mets pas sous la pluie.
Sigara içmeyi bırakmalısın.Tu dois t'arrêter de fumer.
Doktor bu hastaya sigarayı bırakmasını tavsiye etti.Le docteur recommanda à ce patient de cesser de fumer.
Bir işi yarım bırakmak yapılabilecek en kötü iştir.Laisser quelque chose d'inachevé est la pire chose que vous puissiez faire.
Biz işleri yarım bırakmayız.Nous ne faisons pas les choses à moitié.
Birçok kez sigarayı bırakmaya çalıştı ama boşuna.À plusieurs reprises, elle a essayé d'arrêter de fumer, mais en vain.
Beni bırakma.Ne me quitte pas.
Çocuklarını bırakmadı.Il n'a pas abandonné ses enfants.
Şirketi bırakmaya karar verdi.Elle s'est décidée à quitter l'entreprise.
Oğlana bahşiş bırakmak lazım.Il faut laisser un pourboire pour le garçon.
Kız kardeşim ona beni yalnız bırakmasını söyledi.Ma sœur lui dit de me laisser tranquille.
Piyano çalmayı bırakmanı istemiyorum.Je ne veux pas que tu abandonnes le piano.
Lütfen beni tek başıma bırakma.S'il te plaît ne me laisse pas toute seule.
Lütfen beni yalnız bırakma.S'il te plaît, ne me laisse pas seul.
İlgili Sayfalar