bırakma ile cümle

bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tatoeba'yı asla bırakmayacağımı zannediyorum.Je crois que je ne quitterai jamais Tatoeba.
Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!"Ne laisse sur la terre aucun habitant qui soit au nombre des incrédules."
İnsan kendini kitleye bırakır bırakmaz, artık kitlenin dokunuşundan korkmaz olur.Ceux-ci ne s'intéressent nullement aux hommes, et il n'y a donc pas lieu de les craindre.
Halkın yarısını ölmeye bırakmak diğer yarısının doymasını sağlamak için iyidir" der.Il vaut mieux laisser mourir la moitié de la population, afin que l’autre moitié puisse manger suffisamment ».
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Il était agité, fumait sans cesse et semblait trop vouloir faire bonne impression.
Yemeklerinden geriye hiçbir şey bırakmazlar.Cependant aucune d’entre elles ne donne ses sources.
Bu uygulama onları yoksul bırakmaz, aksine daha etkili bir konuma yükseltirdi.Cependant, ce châtiment ne fut pas utilisé outre mesure, car il affaiblissait grandement les armées.
Fransa ele geçirdiği toprakları bırakmak zorunda kaldı.La France a posé ici les bornes d’un territoire dont elle s’est octroyé la possession.
NA’nın üçüncü geleneği üyelik için tek koşulun “kullanmayı bırakma arzusu” olduğunu söyler.La seule condition requise pour devenir membre de NA est le désir d’arrêter de consommer.
Tüp ayaklar dalga şeklinde, bir ayak yere tutunurken diğerinin bırakmasıyla hareket eder.Leurs pas touchent doucement le sol, et ce qu'ils font avec un pied, ils le font ensuite avec l'autre.
Tek bir taş bırakmak mümkündür.Une seule pierre restait à poser.
1951 yılında tekrar kaçtı ve bir iz bırakmadan kayboldu.Le 9 avril 1951, il réussit à échapper et disparait sans laisser de trace.
Arjantin'i terkedip Meksika'ya gitti ancak burada da sorunlar peşini bırakmadı.Il va en Argentine pour jouer, mais il a dû rester au Mexique à cause d'une blessure.
GRAPO da silah bırakmamıştır.Mais Dugan n'utilisa pas l'arme.
Tüm geçmişini geride bırakmaya karar verir.Il souhaite plus que tout laisser derrière lui son passé.
Şöyle dediler: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın.Son peuple lui dit : "Ne te réjouis point.
30 Ağustos 2008'de Fulham çalıştırıcısı Roy Hodgson, Smertin'in kulübü bırakmakta serbest olduğunu açıkladı.Le 30 août 2008, Hodgson informe Smertin qu'il est libre de quitter le club s'il le souhaite.
Yerine halife bırakmamıştır.)Le remplacement n’en tient pas compte.)
Onları yalnız bırakmak için alt kata iner.Il part, laissant les autres seuls.
"Boş bırakmayalım!"."Tu ne dois pas laisser tomber.
Fakat Resulullah: 'Biz miras bırakmayız.Il ne nous a jamais donné de répit ».
Bu birleşmeye rağmen kral ve kraliçe hakimiyetleri altındaki bölgelerin yönetimlerini bırakmamıştır.Malgré tout, le roi et la reine sont loin de perdre leurs appuis dans le pays.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Cependant, il n'est pas seul dans son bureau.
Fakat kral, oğlunu ilk savaş ganimetinden mahrum bırakmak istemeyerek bu isteği reddeder.Mais le roi refuse de prendre la Dague des mains de son fils, car il s'agit de son premier butin de guerre.
Fakat Manon güzel elbiselerini ve mücevheratini geride bırakmaktan çekinmektedir.Maddalena porte des habits somptueux et des bijoux précieux attestant de ses vertus.
Yoksa suyu bırakmaz.L'eau ne le rebute pas.
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.Sa blessure l'a forcé à quitter la police.
Hiçbir şey bırakmadan, kardeşlerini bulmaya karar verir.Il décide de la suivre sans prévenir ses frères.
Hastaneden kaçıp onu evine kadar takip eder ve artık onu hiç bırakmayacağını söyler.Il le chasse de chez lui et lui demande de ne plus jamais revenir.
Daha sonra Cassidy Sawyer'ın peşini bırakmaz ve Sawyer'ı hapse attırır.Cassidy porte plainte contre Sawyer et ce dernier est envoyé en prison.
Üç hafta kadar önce bu konudaki kararımı verdim ve bunun bırakmak için doğru zaman olabileceğini düşündüm.J'y pensais depuis un certain temps et je me suis dit que c'était la bonne chose à faire.
Sakatlıklar peşini bırakmamıştır ve pek oynayamamıştır.Il ne parvient pas à s'y imposer et joue très peu.
Bekir ve Recep ise peşlerini bırakmaz.Sicard et Delaplace ne peuvent suivre.
Jonathan, Andrew'a kızgındır çünkü Warren ve Andrew'un onu yüzüstü bırakmaya karar verdiklerini fark etmiştir.Il déchante lorsqu'il se rend compte que Warren et Andrew avaient prévu de l'abandonner sur place.
Arkasında ayak izi bırakmaz.Le dos n'a pas laissé de trace.
Köyün ileri gelenlerinden Hacı Salih Polat koruculara silahlarını bırakmaları emrini vermiştir.Officiellement il devait appeler les anciens partisans du FIS à déposer les armes.
Ancak çok geçmeden babası da hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur.Mais peu de temps après, il disparaît sans laisser de trace.
Eğer bir insanı hasta ettilerse, sadece hastayı rahat bırakmalarını rica edilebilirler.Une fois que la perméabilité est établie, demander au patient de fermer les yeux.
Bu açıklamalara rağmen PKK silah bırakmayacağını bildirmiştir.Ce que le PKK dément, indiquant ne pas avoir été bombardé.
Futbolu 31 yaşında bırakmasının sebebi dizlerindeki ağır sakatlıktı.À 31 ans, il arrête sa carrière à cause de problèmes persistants au genou.
Benim için, çocukluğumun mecazlarla geçmesinden dolayı birçok şeyi geride bırakmak bir alışkanlık olmuştu.Ma chance a peut-être été toute une suite de longues maladies infantiles qui m’ont retenu à la maison.
Ailelerin Mısır'da bırakmak zorunda kalmışlardı.Sa famille se réfugie en Égypte.
Bu kadar değer verdiğin bir şeyi bırakmak gerçekten zor.C'est dur de laisser partir quelqu'un auquel on tient tant.
Ne olduğunu bilmese de ipin ucunu bırakmayacak.Ne vous inquiétez pas, vous saurez où il se trouve.
Yanındakiler işi bıraksa bile o bırakmaz.N'ayant pas été marié, il n'a laissé derrière lui aucun descendant.
Ancak gözüyle ilgili problemlerden dolayı erken yaşta, henüz 27 yaşında iken, futbolu bırakmak zorunda kaldı.En raison de problèmes à la hanche, il a dû arrêter très tôt sa carrière, à l'âge de 26 ans.
Bu yazılarda, "Öleceğiz fakat tahkimatları bırakmayacağız", "Ölüyorum, fakat teslim olmayacağım."La réponse fut « Nous mourrons, nous ne nous rendrons pas.
Krişna öyle büyür ki Kāliyā onu bırakmak zorunda kalır.Marky trouve quelque chose qui lui permet de grandir.
Lakin Walter buna ve kuklayı bırakmaya yanaşmaz.Et Blair ne souhaite pas en rester là.
Camera Disabler Kamerayı hizmet dışı bırakmaya yarar.Les interactions se font hors caméra.
Fakat Siebel onu unutmamıştır ve onu tek başına bırakmak istememetedir.Sylla, lui, est décidé à ne pas se laisser faire.
Ancak Bekele 10000 metre yarışında 10 tur sonrasında mücadeleyi bırakmak zorunda kaldı.Néanmoins, il n'avait toujours pas connu la défaite, après 10 courses.
Bütün bunlardan bahsederken çocuksu bir hikâye tarzını elden bırakmamaktadır.Ne pas parler à un enfant c'est nier sa qualité de sujet.
Artık birbirleriyle iletişim sağlayamayan insanlar kule yapımını bırakmak zorunda kalırlar.Ne pouvant plus se comprendre, les hommes abandonnent la construction de la tour.
Okuryazar olduğu bilinmemektedir ve kendisi yazılı bir kayıt bırakmamıştır.Il est cependant déplorable écrivain et ne vend jamais une seule histoire.
Kürt silah bırakmaz.Je resterai ici sans fusil.
Office 365 platformu, yuvarlanan bir serbest bırakma modeli kullanır.Potez 565 Modèle unique équipé d'une crosse d'appontage pour utilisation sur porte-avions.
Buna rağmen 2014 yılında mesleğini bırakmak zorunda kaldı.Il a mis fin à sa carrière en 2014.
Fotoğrafı bırakma sebebinin, stüdyoyu işler halde tutmanın zorlukları olduğunu açıkladı.S'ils disent non, c'est fini, car le studio détient les droits.
Batman binaya uçup Joker'in adamlarını devredışı bırakmaya gider.Batman est donc contraint de retourner dans le repaire du Joker.
İlgili Sayfalar