bırakma ile cümle

bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Savaş sonrası dönemin varoluşsal çözülmesi, Dimoula'nın eserlerinin[1][2] peşini bırakmaz.Dimoula's work[3][4] is haunted by the existential dissolution of the post-war era.
Sigarayı bırakmanı tavsiye ediyorum.Ich rate dir, mit dem Rauchen aufzuhören.
Ona bir mesaj bırakmak ister misiniz?Wollen Sie ihm eine Nachricht hinterlassen?
Ne olursa olsun, seni bırakmayacağım.Was auch passiert, ich werde dich niemals verlassen.
Tom sigara içmeyi bırakmadı, bu yüzden Mary odayı terk etti.Tom hörte nicht auf zu rauchen. Aus diesem Grund verließ Mary den Raum.
Yağmura maruz bırakmayın.Setze es nicht dem Regen aus.
Bırakmak istemiyorum.Ich will nicht aufgeben.
Biz Dünya'yı bulduğumuzdan biraz daha iyi bırakmak istiyoruz.Wir wollen die Welt ein bisschen besser verlassen, als wir sie vorgefunden haben.
Ona onu yalnız bırakmamasını rica etti.Sie hat ihn gebeten, sie nicht alleine zu lassen.
Hırsız hiçbir iz bırakmadan kaçtı.Der Dieb floh, ohne irgendeine Spur zu hinterlassen.
Seni istasyona bırakmamı ister misin?Möchtest du, dass ich dich zum Bahnhof bringe?
İşini bırakman gerektiğini düşünmüyorum.Ich denke nicht, dass du deinen Job aufgeben solltest.
Zaten işi bırakmak istiyordum.Ich wollte ohnehin gerade mit der Arbeit aufhören.
İçmeyi bırakmalısın!Du solltest aufhören zu trinken!
Şimdi bırakmak istemiyorum.Ich möchte jetzt nicht aufgeben.
Fakat bu hayal artık sadece acı veriyorsa, onu bırakmak gerekir.Aber wenn dieser Traum nur noch weh tut, muss man ihn loslassen.
Böyle yatalım yan yana, ne olur bırakma beni annem.Lass uns so Seite an Seite schlafen, aber bitte verlass mich nicht, Mutter.
Eğer bir çukurda oturuyorsan, önce kazmayı bırakmalısın.Wenn du in einem Loch sitzt, musst du zuerst mit dem Graben aufhören.
Bırakmak vazgeçmek ile aynı şey değildir.Loslassen und aufgeben ist nicht das Gleiche.
Ruhunuza yük ne varsa ondan kurtulun, bırakmak zor değil bilakis dertlerden kurtarır.Lasst los, was eure Seele belastet. Loslassen ist nicht anstrengend, sondern wirkt befreiend!
Hayat tutmak ve bırakmak arasında bir dengedir.Das Leben ist eine Balance zwischen Festhalten und Loslassen.
Rabbim kimseyi annesiz birakmasın.Mein Herr, lass niemanden seine Mutter verlieren.
Lütfen beni yalnız bırakma!Bitte lass mich nicht allein!
Şöyle dediler: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın.Und er sprach: Nahe nicht hieher!
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Somit kann er seinen Freund nicht alleine zurücklassen.
Vazifesini bırakmasını bilirse şerefli bir iş yapmış olur" dedi.Unterläßt er jedoch die Tat, dann wäre er ein Verräter vor seinem eigenen Gewissen.
Eğer bir insanı hasta ettilerse, sadece hastayı rahat bırakmalarını rica edilebilirler.Wenn sie eine Krankheit ausgelöst haben, kann man sie darum bitten, den Kranken in Ruhe zu lassen.
18 Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim.Ich will euch nicht Waisen lassen; ich komme zu euch.
Yakın felaketler ve yeni savaşlarla ortaya çıkan tehdit kokusu onu rahat bırakmamaktaydı.Das Gefühl der Bedrohung durch nahe Katastrophen und neue Kriege ließ ihn nicht los.
Bunun üzerine susuz bırakmak için çare aramağa başladı.So begann er, sich intensiv mit dem Speierling zu beschäftigen.
Peru yine de Tarapacá'yı Şili'ye bırakmayı reddeder.Peru weigerte sich jedoch, Tarapaca an Chile abzutreten.
Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!Siehe auch: Bleibe im Lande und nähre dich redlich.
P250 Öğütme/şok/.../sürtünmeye maruz bırakmayın.P250 Nicht schleifen / stoßen / reiben / … .
Aynı zamanda bitkilerin nasıl yetiştiği konusu da Goethe’yi bırakmamıştır.Auch die Frage, wie Pflanzen wachsen, ließ ihn nicht los.
50 °C/122 °F aşan sıcaklıklara maruz bırakmayın.Nicht Temperaturen über 50 °C / 122 °F aussetzen.
Kadınların rahat bırakmadığı adam.Von Männern, die keine Frauen haben.
Köpke bu sefer takımını bırakmadı.Band übernahm dieses Mal nicht die Regie.
Fakat Resulullah: 'Biz miras bırakmayız.Doch uns ist gegeben, auf keiner Stätte zu ruhn.
Sunderland'a geri döndükten sonra, futbolu bırakma kararı aldı.Nach seinem Rückzug aus dem Fußballgeschäft kehrte er nach Sunderland zurück.
Ergenliğe girdiğinde boyunun çok uzun olması sebebiyle balerinliği bırakmak zorunda kaldı.Als sie älter wurde, musste sie aufgrund ihrer Größe die Leidenschaft für das Ballett aufgeben.
Michael onların peşini bırakmaz.Tom folgt ihr.
Yagudin'in sporu bırakmasının ardından Pluşenko, dört yıl boyunca girdiği hemen hemen tüm yarışmaları kazandı.Nach Jagudins Rücktritt gewann Pljuschtschenko fast alle Wettkämpfe, die er bestritt.
Schiller muhtemelen onu hayatı boyunca hiç bırakmayacak olan tüberküloza maruz kalmıştı.Schiller war vermutlich an Tuberkulose erkrankt, von der er zeitlebens nicht mehr genas.
Ama 1196'da tahtını ağabeyi II. Süleyman Şah'a bırakmak zorunda kaldı.Allerdings musste er 1196 seinem älteren Bruder Suleiman II. weichen.
Kral, Piero’dan Pisa’yı, Livorno’yu ve diğer şehirleri bırakmasını istemiştir.Der König verlangte die Abtretung Pisas, Livornos und anderer Städte, was Piero gestattete.
GRAPO da silah bırakmamıştır.Allerdings gibt Hideo ihm das Gewehr nicht.
P412 50 °C/122 °F aşan sıcaklıklara maruz bırakmayın.P412 Nicht Temperaturen über 50 °C / 122 °F aussetzen.
Futbolculuğu bırakmasının ardından Boluspor'da antrenörlük yapmaya başladı.Wenige Wochen nach seiner Entlassung wurde er Trainer bei Boluspor.
Tüm geçmişini geride bırakmaya karar verir.Er hofft, die Vergangenheit hinter sich zu lassen.
Sam ise onu hiç yalnız bırakmadı.Doch Fred ist nicht alleine.
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.Ein Rennen ließ er verletzungsbedingt aus.
Hiç durmadan kuşkuya düşer, korku ve suçluluk duygusu hiç peşini bırakmaz.Immer wieder gerät er ins Zweifeln, gefolgt von Angst- und Schuldgefühlen.
Bunların çoğunluğu, mal varlığını da geride bırakmaya zorlanmıştır.Dabei wurde ihnen ein Großteil ihres Vermögens weggenommen.
Arkasında ayak izi bırakmaz.Spuren hinterlässt er keine.
Ne Olur Bırakma 05.Can’t Let Go 05.
Zamanları yetmediği için yirmi bin rubleyi istemeden arkalarında bırakmak zorunda kaldılar.Wegen der 20.000 Dollar können sie jedoch ihr Geheimnis nicht auflösen.
Bu uygulama onları yoksul bırakmaz, aksine daha etkili bir konuma yükseltirdi.Das bringt sie nicht über sich, dafür ist ihre Furcht vor einer Gottesstrafe zu groß.
Salih Eyyub belirlenmiş bir varis bırakmamıştı.Adam hatte die Möglichkeit, nicht zu sündigen (posse non peccare).
İki ay için hastaneye yattı ama resmi bırakmadı.Erneut wurde er für zwei Monate in ein Krankenhaus eingeliefert, malte aber weiter.
Ancak yavruların süt içmeyi tamamen bırakmaları bundan sonra 5 hafta daha sürer.Bis die Welpen von der Muttermilch entwöhnt sind, vergehen meistens noch fünf Wochen.
İlgili Sayfalar