bırakma ile cümle
bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O, sigarayı bırakmakta haklıydı.He was right to give up smoking.
İşini bırakması için her türlü nedeni var.He has every reason to quit his job.
Yaptığı hileyi yanına kar bırakmamalısın.You shouldn't let him get away with cheating.
Doktoru ona sigarayı bırakmasını tavsiye etti.His doctor advised him to give up smoking.
Onun performansı arzulanan hiçbir şeyi bırakmadı.His performance left nothing to be desired.
Onun emri altında çalışmaktansa işi bırakmayı tercih ederim.I would rather quit than work under him.
Onun gitmesini ve kendisini huzur içinde bırakmasını istiyor.He wants her to go away and leave him in peace.
Biz bir süre onu yalnız bırakmaya karar verdik.We decided to leave him alone for a while.
İşin peşini bırakmamaya karar verdi.He has decided to carry on the work.
O sigarayı bırakmaya çalıştı ama nafile.He tried to give up smoking but in vain.
Sigarayı bırakmaya karar verdi.He decided to quit smoking.
Sigarayı bırakmak için çok gayret ediyor.He is trying hard to give up smoking.
O, herhangi bir mesaj bırakmadı.He hasn't left any message.
O birkaç kez sigarayı bırakmak için çalıştı, ancak başarısız oldu.He tried to give up smoking several times, but failed.
O, toplantıda sigarayı bırakmamız gerektiğini önerdi.He suggested we should stop smoking at the meeting.
O, sigarayı bırakmak için söz verdi.He vowed to give up smoking.
Karısı ve çocukları onun sigarayı bırakmasını istedikleri için o sigarayı bıraktı.He stopped smoking because his wife and children asked him to.
Bana pencereyi açık bırakmamı söyledi.He told me to leave the window open.
Onlara mahkumları bırakmalarını emretti.He ordered them to release the prisoners.
Mahkumları bırakmalarını emretti.He ordered them to release the prisoners.
O, ona içki içmeyi bırakmasını tavsiye etti.He advised her to stop drinking.
Yoksulluktan dolayı okulu bırakmaktan başka seçimi yoktu.He had no choice but to give up school because of poverty.
Ona bir mesaj bırakmak ister misiniz?Would you like to leave a message for him?
Onun işi bırakma nedenini biliyorum.I know the reason that she quit her job.
Ona onu yalnız bırakmamasını rica etti.She asked him not to leave her alone.
O sigarayı bırakmak zorundadır.She has to stop smoking.
Bir şeyi bitirilmemiş bırakmayı sevmez.She doesn't like to leave anything unfinished.
Olanları ona anlatmak zorunda bırakmaktan korktu.She dreaded having to tell him what had happened.
Çocuğunu yağmur altında bırakmayı reddetti.She refused to let her child go out in the rain.
O. sigarayı bırakmam gerektiğini belirtti.She remarked that I should quit smoking.
O, bizim onu yalnız bırakmamızı istedi.She asked us to leave her alone.
Cildini güneşe maruz bırakmadı.She didn't expose her skin to the sun.
Gelecek ay işini bırakmak zorunda kalabilir.She may have to quit her job next month.
Onu yalnız bırakmanın yanlış olduğunu düşündük.We thought it wrong to leave her alone.
Odadan ayrıldığınızda ışıkları açık bırakmayın.Do not leave the lights on when you leave the room.
İşlerinizi yarım yapılmış bırakmayın.Don't leave things half done.
Sana söyleyene kadar ipi bırakma.Don't let go of the rope till I tell you.
Geri döndüğümde, çantam bir iz bırakmadan ortadan kaybolmuştu.When I got back, my bag had disappeared without a trace.
Sorunları çözülmemiş olarak bırakmamalısın.You mustn't leave your problems unsolved.
Banyoyu böyle bir karmaşa içinde bırakmayın.Don't leave the bathroom in such a mess.
Ne yaparsan yap tuvaletteki kapağı açık bırakma!Whatever you do don't leave the lid up on the toilet!
Oyalanmayı bırakmalıyım.I should stop procrastinating.
Seni yüzüstü bırakmayacağım.I won't forsake you.
Bugünün işini yarına bırakma.A stitch in time saves nine.
Doktor ona içmeyi bırakmasını tavsiye etti.The doctor advised him to cut back on drinking.
Onun için bu zor işi bırakmak istiyorum.I want to leave this difficult job to her.
Hastalık nedeniyle, sigarayı bırakmak zorunda kaldı.Due to illness, he had to give up smoking.
Bu paketleri kısa bir süreliğine bırakmak istiyorum.I want to leave these packages for a while.
Teşhisi doktoruna bırakmalısın.You must leave the diagnosis to your doctor.
Sigarayı bırakmakmalısın.You should quit smoking.
O işini bırakmaya karar verdi.She decided to quit her job.
Bu kitabı sana bırakmak istiyorum.I'd like to leave this book with you.
Hizmeti beğenmezseniz bahşiş bırakmayın.If you don't like the service, don't leave a tip.
Ben şu anki işimi bırakmak istiyorum.I want to quit my current job.
O köpeği serbest bırakmayın.Don't release that dog.
Bisikleti yağmurda bırakma.Don't leave the bicycle in the rain.
Onu o şekilde bırakmak ister misin?Do you want to leave it like that?
Sağlıksız olduğu için sigarayı bırakmalısın.You should give up smoking since it's unhealthy.
Rosa Parks, beyaz bir yolcuya koltuğunu bırakmayı reddetti.Rosa Parks refused to give up her seat for a white passenger.
Polis şüphelinin silahını bırakmasını emretti.The police ordered the suspect to drop his gun.