bırakma ile cümle
bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom içmeyi bırakmaya ve davranışını değiştirmeye karar verdi.Tom decided to stop drinking and reform his behavior.
Doktor hastayı sigarayı bırakması için teşvik etti.The doctor urged the patient to stop smoking.
Bunu yarına bırakmanınızın bir sakıncası var mı?Would you mind leaving it until tomorrow?
Doktorum bana bu ilacı almayı bırakmamı önerdi.My doctor has advised me to stop taking this medicine.
Andrea'nın bunu erken bırakması ne ayıp.What a shame that Andrea left this early.
Hiçbir şeyi şansa bırakmadık.We left nothing to chance.
O iz bırakmadan kayboldu.He's disappeared without a trace.
Ay sonunda işimi bırakmaya karar verdim.I decided to leave my job at the end of the month.
Rehineleri serbest bırakmayı reddettiler.They refused to release the hostages.
Ekstra yiyeceği geride bırakmaya karar verdiler.They decided to leave extra food behind.
Onlar kurşunu olduğu yerde bırakmaya karar verdiler.They decided to leave the bullet where it was.
O ona sigarayı bırakmasını tavsiye etti.She advised him to give up smoking.
O içmeyi bırakmasını tavsiye etti.She advised him to stop drinking.
Çok fazla çalışmayı bırakmasını tavsiye etti.She advised him to stop working so much.
O, onlar fakir ve paraya ihtiyacı olduğu için işini bırakmamasını istedi.She asked him to not quit his job because they were poor and needed the money.
Ona işini bırakmamasını rica etti.She asked him to not quit his job.
Onu sıkıca tuttu ve hiç bırakmak istemedi.She held him tightly and never wanted to let go.
O, ona işini bırakması için baskı yaptı.She pressured him to quit his job.
O, işini bırakma konusunda onu ikna etti.She talked him into quitting his job.
Ona onun tarafından içmeyi bırakması tavsiye edildi.She was advised by him to give up drinking.
Ona onun tarafından sigarayı bırakması tavsiye edildi.She was advised by him to give up smoking.
Sigarayı bırakması için ona onun tarafından nasihat edildi.She was advised by him to stop smoking.
Lütfen bagajınızı gözetimsiz bırakmayın.Please do not leave your luggage unattended.
İşini bırakmayı ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about quitting your job?
İşini bırakmak istediğinden emin misin?Are you sure that you want to quit your job?
Doktorum bana aspirin almayı bırakmamı söyledi.My doctor told me to quit taking aspirin.
Burada olduğum için okumayı bırakmak zorunda değilsin.You don't have to stop reading just because I'm here.
O, sigara içmeyi bırakmaya yemin etti.He swore to quit smoking.
Böyle aptalca hareket etmeyi bırakmalısın.You need to stop acting so stupid.
Kumar oynamayı bırakmalısın.You need to stop gambling.
Beni merakta bırakma!Don't keep me in suspense!
Tom hiçbir şeyi şansa bırakmadı.Tom left nothing to chance.
Tom bir iz bırakmadan ortadan kayboldu.Tom disappeared without leaving a trace.
Tom bir intihar notu bırakmadı, bu yüzden polis cinayetten şüpheleniyor.Tom didn't leave a suicide note, so the police suspect murder.
Tom işini bırakmaya karar verdi.Tom decided to quit his job.
Tom okulu bırakmayı düşündü fakat onun aleyhinde karar verdi.Tom considered leaving school, but decided against it.
Doktor Tom'a içkiyi bırakmasını tavsiye etti.The doctor advised Tom to stop drinking.
Tom Mary'yi sigarayı bırakması için ikna etmeye çalıştı.Tom tried to persuade Mary to quit smoking.
Tom Mary'ye bırakması için baskı yaptı.Tom pressured Mary to quit.
Tom sigara içmeyi bırakmadı, bu yüzden Mary odayı terk etti.Tom didn't stop smoking, so Mary left the room.
Tom Mary'nin işini bırakmaya karar verdiğini bilmiyordu.Tom didn't know that Mary had decided to quit her job.
Tom Mary'den onu yalnız bırakmamasını rica etti.Tom asked Mary not to leave him alone.
Biz kitabın dışında bir şey bırakmadık.We have left nothing out of our book.
TV'yi açık bırakma.Don't leave the TV on.
Tom cinayet silahında parmak izlerini bırakmaktan kaçınmak için eldivenler giydi.Tom wore gloves to avoid leaving his fingerprints on the murder weapon.
Tom Mary'nin onu yalnız bırakmasını istedi.Tom wanted Mary to leave him alone.
Tom Mary'ye kullanmayı bitirdiğinde çekici alet çantasına geri bırakmasını söyledi.Tom told Mary to put the hammer back into the toolbox when she was finished using it.
Tom Mary'nin onu aşağıya bırakmayacağını biliyordu.Tom knew Mary wouldn't let him down.
Tom Mary'yi yalnız bırakma fikrinden nefret etti fakat işe gitmek zorundaydı.Tom hated the idea of leaving Mary alone, but he had to go to work.
Tom'un işini bırakmaktan başka hiçbir seçeneği yoktu.Tom had no choice but to quit his job.
Tom Mary'yi rahat bırakmadı.Tom didn't cut Mary any slack.
Tom okulu bırakmaya ve tamgün çalışmaya karar verdi.Tom decided to drop out of school and work full-time.
O bizi yalnız bırakmayacak.He won't leave us alone.
Ben seni asla tekrar yalnız bırakmayacağım.I'll never leave you alone again.
Doktor sigarayı bırakmak zorunda kalacağımı söyledi.The doctor said that I would have to quit smoking.
Senin harp çalmayı bırakmana inanamıyorum.I can't believe you quit playing harp.
Tom Mary'ye çağrı bırakmalıydı.Tom should've paged Mary.
Tom sigara içmeyi bırakmalı.Tom ought to stop smoking.
Kapıları açık bırakmayın.Don't leave the doors open.
Onun öksürüğü gittikçe kötüleşiyor, sigarayı bırakması gerekir!His cough is getting worse, he should stop smoking!