bırakma ile cümle

bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Son defa fincanı baş aşağı bırakma fikri neydi?What was the idea of leaving the cup upside down last time?
İşi bırakmamın nedeni budur.This is why I quit the job.
Bir kez kumarın tadını alırsan, onu bırakmak zordur.Once you get the taste for gambling, it's hard to give it up.
Hava gazını açık bırakmak benim dikkatsizliğimdi.It was careless of me to leave the gas on.
Bu hayvanları kafesten serbest bırakmalısın.You should free those animals from the cage.
Ne kadar süre onu fırında bırakmalıyız?How long should we leave it in the oven?
Klimayı açık bırakma.Don't leave the air conditioner on.
Ne kadar denersen dene, bu alışkanlığı bırakmanın zor olduğunu göreceksin.Try as you may, you will find it impossible to give up that habit.
Sanırım şu andaki işini bırakmasan iyi olur.I think you had better stick to your present job.
İşi bırakman gerekli değil.It is not necessary for you to quit the job.
Atina'ya giden bir yük gemisi, bir iz bırakmadan Akdeniz'de battı.A cargo vessel, bound for Athens, sank in the Mediterranean without a trace.
"Bugünün işini yarına bırakma" bir atasözüdür."A stitch in time saves nine" is a proverb.
Cildinizi çok uzun süre güneşe maruz bırakmayın.Don't expose your skin to the sun for too long.
Erkek kardeşim bana sigara içmeyi bırakmamı tavsiye etti.My brother advised me to stop smoking.
Tedbiri elden bırakma.Forewarned is forearmed.
Polis şüpheliyi bırakmadı.The policeman wouldn't let go of the suspect.
Köpeği bütün gün bırakmayın.Don't leave your dog in all day.
Kapıyı açık bırakmayacak kadar dikkatliydi.She was careful not to leave the door unlocked.
Lütfen geride hiçbir şey bırakmayın.Please leave nothing behind.
Kayışı bırakır bırakmaz, köpek kaçtı.As soon as I let go of the leash, the dog ran away.
Her şeyi şansa bırakma.Don't leave everything to chance.
İşimi bırakmak istiyorum.I wanna quit my job.
Bugün yapabileceğin şeyi yarına bırakma.Never put off till tomorrow what you can do today.
İşini bitmemiş bırakma.Don't leave your work unfinished.
İşini yarım bitmiş bırakma.Don't leave your work half finished.
İşini yarıda bırakma.Don't leave your work half done.
Torunlarımıza temiz ve yeşil bir dünya bırakmak istiyoruz.We want to leave our descendants a clean and green earth.
Sana söyleyinceye kadar ipi bırakma.Do not let go of the rope till I tell you.
Elimi bırakma.Don't let go of my hand.
Benim suçluluğum şüpheye yer bırakmaz.My guilt leaves no room for doubt.
Seni arkada bırakmayacağım.I won't leave you behind.
Kendi yararı için insanları kullanmayı bırakması için Keiko'ya baskı yaptım.I urged Keiko to stop using people for her own convenience.
Böyle şekerli dondurma yemeyi bırakmam lâzım.I've got to stop eating such sweet ice cream.
Sigara içmeyi bırakmaya kararlıyım.I am determined to give up smoking.
Ben sigarayı bırakmak için ikna edildim.I was persuaded to stop smoking.
Sigarayı bırakmaya ikna oldum.I was persuaded to stop smoking.
Okulu bırakmayı düşündüm ama sonra fikrimi değiştirdim.I considered leaving school, but thought better of it.
Ona sigarayı bırakmasını tavsiye ettim ama o beni dinlemedi.I advised him to give up smoking, but he would not listen to me.
Ona ipi bırakmamasını söyledim ama bıraktı.I told her not to let go of the rope, but she did.
İnsanları askıda bırakmaktan hoşlanmıyorum.I don't like to leave people hanging.
Yoko'nun sigarayı bırakmasını umuyordum.I expected Yoko to give up smoking.
Yoko'yu sigarayı bırakması için ikna ettim.I persuaded Yoko to give up smoking.
Beni arkada bırakmayın!Don't leave me behind!
Beni dışarıda bırakmayın.Don't bar me out.
Eşyalarınızı geride bırakmayın.Don't leave your things behind.
Yağmurda bisikleti dışarı bırakma.Don't leave the bicycle out in the rain.
Eşyanı geride bırakma.Don't leave your stuff behind.
Fotoğrafları güneşe maruz bırakmayın.Don't expose photos to the sun.
Anahtarı arabada bırakmak senin dikkatsizliğindi.It was careless of you to leave the key in the car.
Anahtarı arabanda bırakman senin dikkatsizliğin.It was careless of you to leave the key in your car.
İçki içmeyi bırakmanı tavsiye ederim.I advise you to give up drinking.
Suyu açık bırakmayın.Don't leave the water running.
Bebeği yalnız bırakmamalısın.You shouldn't leave the baby alone.
Bebekleri güçlü güneş ışığına maruz bırakmak tehlikelidir.It's dangerous to expose babies to strong sunlight.
Pencereyi açık bırakma.Don't leave the window open.
Pencereleri açık bırakmayın.Don't leave the windows open.
Lütfen değerli şeyleri burada bırakmayın.Please don't leave valuable things here.
Konuları sallantıda bırakmayı sevmiyorum.I don't like to leave things up in the air.
Hırsız hiçbir iz bırakmadan kaçtı.The thief fled without leaving any traces.
Sigarayı bırakmak onun için olanaksızdır.It is impossible for him to give up smoking.
İlgili Sayfalar