bırakma ile cümle
bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu yüzden hiç bir zaman bebeğinizi başıboş bırakmayın.large pieces can break off and the baby can choke, so you never want to leave a baby unattended.
Aslında okulu bırakma krizinin zararlarını temizlemek çok büyük paralara mal oluyor.It actually costs an enormous amount to mop up the damage from the dropout crisis.
Ama okul bırakma krizi buz dağının sadece görünen kısmı.But the dropout crisis is just the tip of an iceberg.
Hiç kimseyi kenarda bırakmak istemiyoruz.We want to not leave anyone aside.
Bence kendimize bu kadar yüklenmeyi bırakmalıyız.The thing is, I think we should give ourselves a break.
Üzgünüm, size yüzümü gösteremem, çünkü; eğer gösterirsem, kötü adamlar peşimi bırakmaz.I am sorry I cannot show you my face, because if I do, the bad guys will come for me.
Bu çalışmanın adı Xia Gang ("görev bırakma").This work is called Xia Gang ("leaving post").
Bence onu serbest bırakmazlar !I don't think they will let her out!
Peki ya bırakmazlarsa...But if they really...
Köleleri kullanmayı bırakmalı mıyız?Should we stop using slaves?
Onu geride bırakmalıydım!I should have left her behind!
Paul, istediği ölçümleri aldı; artık hayvanı ırmağa bırakmaya karar veriyorlar.Paul has his data, so they decide to release the animal back into the river.
Ama, siz ikinizin durmadan meşgul olup beni yalnız bırakmasına ne demeli?But, what about you guys always being busy and leaving me alone!
Annem bana cep telefonumu evde bırakmamı söyledi.My mother told me to leave my cell phone at home.
Her şeyi sana bırakmam sorun olmaz değil mi?Will it be okay, that I'm leaving everything to you?
Eğer yemeği yersen seni rahat bırakmam.I won't leave you alone if you eat the lunch.
Bu, soruya yer bırakmaksızın gerçek kart.This is without a question the real thing.
Mumunu benim mumumdan yakan biri olarak, beni karanlıkta bırakmadan alır ışığını.As he who lights his candle at mine receives light without darkening me."
Dünyanın sıkıcı olmayı bırakmanıza ihtiyacı varYou're gooder than that.
Rol yapmayı bırakmalıyım?Should I stop pretending
Yalvarıyorum, bırakma lütfenI'm begging you, please don't leave.
Bir digeri, grup icinde kullandiklarimizdan, herseyi acik uclu birakmak.Another thing that we do within the community is we leave everything very open-ended.
Bir defa avaracı bırakma. Bir defa pislik yerleri bırakma.First of all don't leave any freeloaders, don't leave any dirty places.
Sadece biliminsanlarını yerlerinde bırakmak istiyorum.I just wanted to put the scientists in their place.
Fakat taşıyıcılar her nasılsa işi bırakmamaya karar verirler.But the foragers somehow decide not to come out.
Bu nedenle ilk hayalimi bırakmak zorunda kaldım, ve ikincisi üzerine odaklandım."So I had to give up the first dream, and I focused on the second."
Hayır ! sen asla bırakmam !No! I have to go with you!
Seni bırakmak istemezdim ... Ama Birader Yen'i de bırakamazdım...I don't want to leave you... but I don't want to leave Brother Yen either...
Ama şimdi ikinizi de bırakmak zorundayım ! üzgünüm...Now I can't be with both of you. I'm sorry... I'm sorry...
Beni penguenlerle beslemeye çalışmayı bırakmadı.She would not stop trying to feed me penguins.
Beni yarı yolda bırakmadınYou won't let me down
O zamanlar okyanuslarda balina bırakmamıştık.Now are we stuck with this?
Kullandığınız program ne olursa olsun sürükleyip bırakmanız yeterliWhichever program you're using, just drag and drop
Bu genç bayanı evine bırakmalısın.You should give this young lady a ride home.
Şimdi, sizi son bir 'hayır'la bırakmak istiyorum.Now, I want to leave you with a final no.
Tek kırıntı bırakmadım.I ate every scrap.
Anne, ben bir yetişkinim. Kıskanç olmayı bırakmanı istiyorum.Mother, I'm an adult, I want you to stop being jealous.
Öfke temsilcileri gibi hareket edip, intikam çağrıları yapmayı bırakmamız gerekiyor.We need to stop acting as agents of rage and calling for days of rage.
Gene bu iki ifadeyi birbirinden çıkarıp en sade formda cevabı bırakmamız isteniyor. .So once again they're telling us to subtract and state the difference in simplest form.
Ve sizi şu düşünceyle bırakmak isterim.And I'd like to leave you with this thought.
Hazırladığın 7. albüm, zirvedeyken bırakman için son albümün olabilir.This 7th album may be your last chance to go out on top.
Pardon, sanırım sizi yalnız bırakmalıyım.So, he's got a birthday party coming up, and I had zero time to plan it.
Sırf büyüdük ağlamayı bırakmak zorunda mıyız?I guess making people smile is one thing I've always been pretty good at.
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.And for that, they have been having big pressure to leave, to free the area.
Büyük ihtimal, hayatının geri kalanını sigarayı bırakmayı deneyerek geçireceksin.You are likely to spend the rest of your days trying to give up.
Serbest bırakmak için bir belirleyici değil de, anlamsız ayrıntılarda tıkanıklık getirir.It's not a marker of liberation, but of suffocation by meaningless minutiae.
Gerçek bile onları özgür bırakmaya yetmiyor.Not even the truth will set them free.
Ve sana onu rahat bırakmasını söyledi.And he told you to go away.
Ben zaman içerisinde kontrolü sınıfa bırakmayı öğrendim. Kontrolü öğrencilere bırakmayı.I've learned to cede control of the classroom over to the students over time.
Seni zor durumda bırakmayacağım.I won't put you in a tough spot.
İlk yapmak istediğimiz şey mutlak değerli bölümleri yalnız bırakmak.The first thing we wanna do is we really just wanna isolate the part that has the absolute value.
Öyle olursa da, okulu bırakmak zorunda kalırım.Then I'd have to quit school.
Ve çaışmaya devam edeceğim. Ve bunu yapana kadar çalışmayı bırakmayacağım.And I'm not going to stop working until we do that."
Olabildiğinin en iyisi olmayı denemeyi asla bırakma -- bu senin kontrolünde olan bir şeydir.Never cease trying to be the best you can be -- that's under your control.
Bir uçtan bir uca sürükleyip bırakmaya bayılırlar.They like to drag it and drop it from appendage to appendage.
Bırakmalı ve beni götüreceği yere kendimi bırakmalıyım.'I shall let go and let it take me where it will.
Bırakmaya cesaret edersek, nehir bizi hoşnutça özgürlüğe yükseltmeye hazır.The river delights us to lift us free, if only we dare to let go. Our true work is this voyage.
[Daha yeni gelmiştiler ve göçmen olarak iz bırakmaya hazırdılar] [[They were immigrants, newcomers ready to make their mark]
Bu nedenle, bu savaşı sadece doktorlara ve hemşirelere bırakmayın. hepimizin destek olması gerekli.So just don't leave it to the specialists and doctors and nurses. We all need to help.
Cui hanım katillerin peşini asla bırakmaz !Ms. Ciu never let the killer go !