bırakma ile cümle
bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
İşte böyle. Topladığınız karma sizi yalnız bırakmayacaktır.So the Karma will not leave you alone, whatever you collect.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.So I marveled for a moment, and then decided it was time to release him, so I put him down.
Fakat okul bırakmaların çoğu bu dönemden önce oluyor.But most of the dropouts had taken place before that.
Açıklanan okul bırakma oranını bu takip yapıldıktan sonra %30'un üzerine çıkarmak zorunda kaldılar.They had to raise the stated dropout rate as soon as that tracking was done to over 30 percent.
Sizi şu düşünceyle bırakmak istiyorum:I'd like to leave you with the following thought:
Gerçekten ihtiyacım olan şey sürtüşmeleri bırakmanız.What I really need is for everyone to just stop bickering!
Gerçekten beni yalnız bırakmayacak mısın?Are you honestly not gonna leave me alone?
Yoksa mahremiyetine saygı duymalı, itibarını korumalı ve onu rahat mı bırakmalıyız?Or should we respect his privacy, protect his dignity and leave him alone?
Yoksa onu rahat mı bırakmalıyız?Or should we leave him alone?
Ama peşini bırakmayacağım.I'll Never Give Up
Bu adalet sisteminin cezası, insanları sistemin sunduklarından yoksun bırakmak.The punishment of this justice system is to deprive man for what the system offers.
Ve yarım saat suda bırakmak.And leaving it to soak for half an hour.
Şeklin sayfanın tam ortasına gelmesi için, sol tarafta ne kadar boşluk bırakmalı?How wide a margin should she leave on the left so that the figure is centered?"
Yani begüm'ün sayfanın kenarlarında ne kadar boşluk bırakması gerekiyormuş?So how wide a margin should she leave on the left?
Havva'yı yalnız bırakma.Don't abandon Eve."
H'yi eşitliğin bir tarafında yalnız bırakmak istiyoruz.We essentially want to isolate the h on one side.
Ve sonuçta, bu dünyada sizleri bağlılıkla bırakmak istiyorum.And in the end, it's this word, "engagement," that I want to leave you with.
Ga Ryeong,Onu bırakma.Ga Ryeong, don't release him.
- Ben buraya bırakmadım.It's not where I left it. What?
Pete'i yüz üstü bırakmak istememiştim.Well, I didn't mean to let Pete down.
O zaman doğru seçim gibi gelmişti ve onu yüz üstü bırakmak istememiştim.I had thought I'd made the right choice at the time and I didn't mean to let him down.
Bence Pete bizi beklerdi ve onu orada bırakmak istemiyordum.I think that Pete was looking out for us and I didn't want to leave him there.
Sizi aradığımda ve bir sesli mesaj bırakmak istediğimde şöyle dediğinizi duyuyorum:When I call you and leave a message on your voice mail,
Bugün,size kendi muhitlerini bırakmamış... ...bir kaç insandan bahsedeceğim.So today, I'm going to tell you about some people who didn't move out of their neighborhoods.
Ama birden büyükbabam, bana bir kuruş bırakmayacağını söyledi.But now, Grandfather says he won't give me a penny.
Beni bırakmaya geldi.He gave me a ride.
Onlara beni yalnız bırakmalarını söylemeye çalıştım.I tried to tell them to go away.
Şimdi x^2'yi de 2x^2den yalnız bırakmalıyızNow I wanna isolate this x squared, I have a 2x squared here.
Seni bırakmak istemiyorum.I don't want you to leave.
Bana kalırsa bu tasarım yolcuğuna kendini bırakmak.And I think that this is all part of surrendering to the design journey.
Ve bu 15 yaşında okulu bırakmamın sebeplerinden biriydi.And it was one of the reasons I left school when I was 15 years old.
Onlara suyu derede bırakmaları için para veriyoruz.We pay them to leave their water in stream.
Ona suyu derede bırakması için para ödeniyor.He gets paid to leave the water in the stream.
Böylece son olarak metroda bir zarfın içinde bırakmaya karar verdim.So ultimately, I just decided I would leave it in an envelope on the subway.
Tek bir şey bırakmayın, hepsini toplayın.You can't even leave one, take off every single one. Gosh.
Toplum üzerinde izimizi bırakmak, bir binanın üzerinde "Ben buradaydım" demek gibiydi.It was like leaving our mark on society, to say, "I was here," on the top of a building.
Ve biz.-- birisi işini yapmadığında, onları bırakmak zorundayız.[Alkış]And we -- when somebody does not do the job, we got to let them go.
Alemi ümitsiz bırakmak günahtır!It's a sin if I disappoint the nature!
Ama önce beni serbest bırakmanız gerek.But you need to release my point first.
Hemen bırakmanı istiyorum.Just quit the job now.
İşi bırakmak istiyorsan bunu onunla konuşman gerek.Sorry, but please talk to him in person if you want to quit.
Lütfen onu bırakma.Please go for him.
70 küsür yıl... ...arkasında bir karton kutu bırakmak için mi yaşadı?He lived for 70-odd years... Only to leave a cardboard box behind.
Yaptığı herşeyin iz bırakmasını istiyor...[Jonathan] Everything is like balls to the wall...
Mike Durant, seni arkada bırakmayacağız.It's still too hot. Captain, we cannot send in medivac at this time. Sit tight.
Sen gerçekten Goo Joon Pyo sun seni özledim öleceğim sandım seni asla bırakmayacağımIt's Goo JoonPyo. You're really Goo JoonPyo. I missed you.
Akademisyenleri başıboş bırakmak istemezsiniz.You wouldn't let academics out in the wild.
-Sigarayı bırakmalısın.-You should quit smoking.
Evimi hiç bırakmadım, tüm gücümle savundum, ama beni dinlemedilerI never left my house and defended it strongly, but they didn't listen to me.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Instead, what he told us was to put aside childish things. And he appealed to virtue.
Ama Wooster caddesindeki evi bırakmadılar, doğum günleri ve hazine avları için.But they kept the loft at Wooster street for birthday parties and treasure hunts.
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.Even in England, we don't leave reproduction to the Queen.
Neticede, size dört adet mesaj bırakmak isterim.So in conclusion, I'd like to leave you with actually four messages.
Fakat okulu bırakmak üzereydim, çünkü benim fakir annem okul masraflarını karşılayamıyordu.But I was about to leave the school, because my poor mother couldn't afford schooling.
Çünkü ikisini de bırakmayacağım.Because I'm not going to let either man go.
Ayrıca, zihinsel hastalıkları bir suç unsuru gibi göstermeyi bırakmamız gerek.Also, we must stop criminalizing mental illness.
NASA, işini şansa bırakmaz.At NASA, we don't take chances.
Beni hiç bırakmayacakmış gibi sarıl.Let me know you'll wait for me Hold me like you'll never let me go
Buradaki köklü ifadeyi yalnız bırakmak istiyoruz ki değerini bulabilelim. .We want to isolate this radical here, so that we can solve for it.
Bunun tek amacı √a ifadesini yalnız bırakmak. .And the whole point of that is so that we can isolate the square root of a.