bırakma ile cümle

bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Doktoru Tom'a sigarayı bırakmasını tavsiye etti.Tom's doctor advised him to give up smoking.
Seni burada tek başına bırakmak istemiyorum.I don't want to leave you here on your own.
Tom, Mary'nin onu eve bırakmasına izin vermedi.Tom didn't let Mary drive him home.
Bunu burada bırakmayı planlıyorum.I plan to leave this here.
Sigarayı bırakmak için asla geç değildir.It's never too late to quit smoking.
Seni arabayla evine bırakmaya geldim.I came to drive you home.
Bazı huyları bırakmak zordur.Some habits are hard to kill.
Bu yaptıklarınızı yanınıza bırakmayacağım.I won't let you get away with the things you've done.
Evi bırakmadı.She stayed with the house.
Ona hayır demeyi bırakman gerekiyor.You need to stop saying no to him.
Ondan gelen emailleri görmezden gelmeyi bırakman gerekiyor.You need to stop ignoring email messages from him.
Tom'u bizimle konuşmaya kendini hazır hissedene kadar rahat bırakmalıyız.We should give Tom his space until he's ready to talk to us.
Karısını asla bırakmayacağını söyledi.He said he'd never leave his wife.
Bu işin peşini bırakmayacağım.I won't stop pursuing this matter.
Yüzünüze dokunmayı tamamen bırakmanız neredeyse imkansız.It's more or less impossible to completely stop touching your face.
Beni yarı yolda bırakmayacağını biliyordum.I knew you wouldn't leave me in the lurch.
Japonya'da kapı önlerine sahipsiz kargo bırakmak nispeten güvenlidir.Leaving unattended packages in front of the door is relatively safe in Japan.
Şu an bırakmanın sırası değil.This isn't a time to give up.
Bazen düşünmeyi bırakmamız gerekir.Sometimes we should stop to think.
Kazananlar suçluluk hissetmeden sıkça ve hızla bir şeyleri bırakmayı bilir.Winners quit fast, quit often, and quit without guilt.
Bırakmama ramak kalmıştı.I was this close to giving up.
Beni bu hâlde bırakma burada.Don't leave me here like this.
Beni burada böyle bırakma.Don't leave me here like this.
Sabır bırakmadın adamda.I've lost my patience with you.
Şak diye bırakman gerekiyor.You need to quit cold turkey.
Ukrayna nükleer silahlarını devre dışı bırakmamalıydı.Ukraine shouldn't have disposed of its nuclear weapons.
Belki de sakal bırakmalıyım.Maybe I should grow a beard.
Bıyık bırakmak istiyorum.I want to grow a mustache.
Arkadaşlarını yüzüstü bırakmamalısın.You shouldn't abandon your friends.
Robert onu yapmayı hiç bırakmadı.Robert has never stopped doing that.
Sakal bırakmak çok moda.It's very trendy to have a beard.
Felix o hikayeyi geride bırakmaya çalıştı.Felix tried to put that story behind him.
Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!Do not place a kneeling stone in your land so that you can prostrate yourselves on it.
Avustralya'da çok keyifli bir hayat tarzım vardı ve bunu bırakmak istemedim ilk başta.I had a very enjoyable way of life in Australia and I didn't want to leave it at first.
18 Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim.18 I will not leave you as orphans; I will come to you.
Yargılamalara rağmen Tanrı, halkını yalnız bırakmayacak.Despite their trials, God will not desert his people.
Hakimlerini tanımayı bırakmalıyız; onlar da sadece bizim hakimlerimize tabi olmalılar.We must withdraw recognition from their judges; they should only have our judges.
Sovyet kuvvetlerinin başkomutanıyla birlikte derhal savaşmayı bırakmanızı emrediyorum.Together with the commander-in-chief of the Soviet forces I order you to stop fighting immediately.
Sigarayı bırakmak hastalıktan dolayı ölüm riskini %18'e kadar azaltır.Stopping smoking decreases the risk of death by 18%.
Ruth,kocasını kızı yalnız başına bırakmaya zorladı ve aile dağılmadı.Ruth forced her husband to leave the girl alone, and the family remained together.
'Bırakma Beni' diye bir şarkısı var.There's a song called 'Bırakma Beni'.
Stone, 190 sayfalık taslaktaki ilk revizyonunu 156 sayfalık bir çekim senaryosuna bırakmayı başardı.Stone managed to pare down his initial revision, a 190-page draft, to a 156-page shooting script.
Tutuklular gizlice Almanya'ya taşınmış ve iz bırakmadan kaybolmuşlardı.The prisoners were secretly transported to Germany, and vanished without a trace.
Vazifesini bırakmasını bilirse şerefli bir iş yapmış olur" dedi.If he fully realised it, he would be overwhelmed.”
Resmen ilk bağımsız serbest bırakma 20 Haziran 2011'de 0,80,0 idi. ^ SitesiThe first formally independent release was 0.80.0 on June 20, 2011.
1951 yılında tekrar kaçtı ve bir iz bırakmadan kayboldu.On 9 April 1951 he again managed to escape and disappeared without a trace.
Şöyle dediler: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın.They said: Be not in awe.
Bu kadar değer verdiğin bir şeyi bırakmak gerçekten zor.It's hard to let go of something you care about so much.
23:18 Yağı gece boyunca bırakma Ex.23:18 Not to leave the fat overnight — Ex.
Doktor ve Bill, NASA'nın görmesi için Godsacre'a onun mesaj bırakmasına yardım ederler.The Doctor and Bill help Godsacre leave the message that NASA will discover.
Bir dizi şirket, bu ürüne ilişkin uygulamaları serbest bırakmayı planladığını açıkladı.A number of companies had announced plans to release applications for this product.
Toplanan halk kralı tehdit edip Carlos'u serbest bırakmasını istemektedir.The crowd pushes its way into the prison and threatens the King, demanding the release of Carlos.
Geyikleri severdi, geyikler de bırakmazdı peşini.He loves to eat peanuts and leaves a trail of them behind him.
Ama bugün tanrı aramızda" diyerek ona bırakmak istemiştir.Thank God, that we answered that today."
Ekran ve cam, aralarında 2 mm'lik bir boşluk bırakmadan birlikte lamine edilir.The display and glass are laminated together, eliminating a 2 mm gap between them.
Ama Ordu onu bırakma niyetinde değildir.The army would not allow her to return.
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.However, injury forced him out of the race.
Fakat Resulullah: 'Biz miras bırakmayız.We will not be consoled that we were unable to save him."
David sorduğumuz soruları memnuniyetle karşılasa da bu soruları yanıtsız bırakmaktaydı (...)David welcomes questions, but he won't answer any of them ...
P250 Öğütme/şok/.../sürtünmeye maruz bırakmayın.P250: Do not subject to grinding/shock/…/friction.
İlgili Sayfalar