bırakma ile cümle
bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom Mary'yi orada yalnız bırakmayacaktır.Tom won't leave Mary there by herself.
Lütfen pencereleri açık bırakmayın.Please don't leave the windows open.
Tom işini bırakmamalıydı.Tom shouldn't have quit his job.
Tom'un beni yalnız bırakmasını istiyorum.I want Tom to leave me alone.
Tom seni burada bırakmayacak.Tom won't leave you here.
Eğer beni rahat bırakmazsan geç kalacaksın.If you don't leave now, you'll be late.
Lütfen beni Tom'la yalnız bırakmayın.Please don't leave me alone with Tom.
Tom, kapının kilidini açık bırakmamış olmayı dilediğini söyledi.Tom said that he wished that he hadn't left the door unlocked.
Tom'un kapısını açık bırakmamasını tavsiye ettim.I advised Tom not to leave his door unlocked.
Tom'a kapısını açık bırakmaması gerektiğini söyledim.I told Tom he shouldn't leave his door unlocked.
Bunu yapmayı bırakmak zorunda kalacağım.I'm going to have to stop doing that.
Sanırım bunu yapmayı bırakmalıyız.I think we should stop doing this.
Tom'a kapısını açık bırakmamasını tavsiye ettim.I advised Tom to not leave his door opened.
Tom'a içmeyi bırakmasını söyledim.I told Tom to stop drinking.
Tom, Mary'ye sigarayı bırakmasını önerdi.Tom advised Mary to quit smoking.
Keşke Tom'un onu yapmayı bırakmasını sağlayabilseydim.I wish I could get Tom to quit doing that.
Tom'a kapısını açık bırakmamasını söyledim.I told Tom not to leave his door unlocked.
Tom'a kapısını kilitlenmemiş bırakmamasını söyledim.I told Tom not to leave his door unlocked.
Tom bizi araçla eve bırakmayı teklif etti.Tom has offered to drive us home.
Tom'u onu yapmayı bırakmaya ikna edebileceğimi sanmıyorum.I don't think I can convince Tom to stop doing that.
Tom'a geceleyin pencerelerini açık bırakmamasını tavsiye ettim.I advised Tom not to leave his windows open at night.
Tom, Mary'yi evde tek başına bırakmak zorunda kaldı.Tom had to leave Mary at home by herself.
Bırakmayı planlamıyorum.I don't plan to give up.
Tom'un Mary'nin bunu yapmayı bırakmasını neden istediğini bilmiyorum.I have no idea why Tom wanted Mary to stop doing that.
Sami, Leyla'yı bulana kadar aramayı bırakmayacak.Sami won't stop looking until he finds Layla.
Tom her zaman bırakmakla tehdit eder ama asla bırakmaz.Tom is always threatening to quit, but he never does.
Onu o kuru incir torbasıyla yalnız bırakma.Don't leave him alone with that bag of dried figs.
Sigarayı içmeyi bırakmak kolay değil.It's not easy to quit smoking.
Hareketlerin sonuçlarını düşünmeyi asla bırakmazsın.You never stop to think of the consequences of your actions.
Muhtemelen onu yapmayı bırakmayacağım.I'm not likely to stop doing that.
Onu yapmayı bırakmam olası değil.I'm unlikely to stop doing that.
Sami masumiyetini iddia etmeyi hiç bırakmadı.Sami has never stopped claiming his innocence.
Tom favori bırakmaya karar verdi.Tom decided to grow sideburns.
Onu yapmayı bırakmam pek mümkün değil.I'm very unlikely to stop doing that.
Tom sakal bırakmaya başladı.Tom has started growing a beard.
Köpeği köpek evine bırakmamız gerek.We need to drop the dog off at the kennel.
Sami polisten onu yalnız bırakmasını istedi.Sami asked the police to leave him alone.
Onu yapmayı bırakmam gerekiyor.I'm supposed to stop doing that.
Sami kız arkadaşını geride bırakmaya dayanamadı.Sami couldn't bear to leave his girlfriend behind.
Sami servetini bırakmak istemedi.Sami didn't want to give up his wealth.
Sami masumiyetini iddia etmeyi asla bırakmadı.Sami never stopped claiming his innocence.
Bizi burada yalnız bırakma.Don't leave us alone here.
Sami, Leyla'yı yalnız bırakmaz.Sami won't leave Layla alone.
Sami, Leyla'ya arabayla bırakmayı teklif etti.Sami offered to give Layla a ride.
Sami asla kızını yalnız bırakmaz.Sami would never leave his daughter alone.
Tom'dan defalarca onu yapmayı bırakmasını rica ettim.I've asked Tom many times to stop doing that.
Onu yapmayı bırakmaya karar verdim.I've decided to stop doing that.
Tom'a bunu yapmayı bırakmamasını tavsiye ettim.I've advised Tom not to stop doing that.
"Onu yalnız bırakmamız gerek." "Muhtemelen en iyisi budur.""We should leave him alone." "That's probably for the best."
Tom'un beni yalnız bırakmasını istedim.I asked Tom to leave me alone.
Tom'dan Mary'yi yalnız bırakmasını istedim.I asked Tom to leave Mary alone.
Sami'nin Leyla'yı okulun etrafında takip etmeyi bırakması gerek.Sami should stop following Layla around the school.
Sami, Leyla'dan onu izlemeyi bırakmasını istedi.Sami asked Layla to stop following him.
Çoğu sigara içicisi bırakmak istediklerini söylüyor.Most smokers say they want to quit.
Sigarayı bırakmak kolay değildir.Quitting smoking isn't easy.
Bunun hakkında düşünmeyi bırakmak istiyorum.I want to stop thinking about this.
Tom, Mary'den ona bakmayı bırakmasını istedi.Tom asked Mary to stop staring at him.
Seni asla bırakmayacağım.I won't ever leave you.
Zamanın kendini tüketmekten başka hiçbir işlevi yoktur. Kül bırakmadan yanar.Time has no function but to consume itself. It burns without leaving ashes.
Tom, Mary'ye kapısını açık bırakmamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to leave her door open.