bırakma ile cümle
bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom, Mary'nin ona bakmayı bırakmasını diledi.Tom wished Mary would quit staring at him.
Sami, Leyla'yı orada bırakmak zorunda kaldı.Sami had to leave Layla there.
Ben hiç sakal bırakmadım.I've never had a beard.
Tom seni asla yalnız bırakmayacak.Tom will never leave you alone.
Tom, Mary'ye sigara içmeyi bırakmasını söyledi.Tom told Mary to stop smoking.
Bırakmayı göze alabilir misin?Can you afford to quit?
Leyla işini bırakmayı düşünüyordu.Layla considered quitting her job.
Beni asla yalnız bırakmazdı.She would never leave me alone.
O beni asla yalnız bırakmazdı.He would never leave me alone.
Tom işini bırakmayı düşündüğünü söylüyor.Tom says he's thinking about quitting his job.
Leyla, Sami ile konuşmayı bırakmadı.Layla didn't stop talking to Sami.
Tom onu yapmayı bırakmadı.Tom just wouldn't stop doing that.
Tom, Mary'nin onun neden bunu yapmayı bırakmasını istediğini bilmiyordu.Tom had no idea why Mary wanted him to stop doing that.
Tom'u bunu yapmayı bırakmaya ikna etmek için gerçekten çok uğraştım.I tried really hard to convince Tom to stop doing that.
Tom Mary'yi onu yapmayı bırakması için ikna etmeye çalıştı.Tom tried to convince Mary to quit doing that.
Onu yapmayı bırakmanı kim istedi?Who asked you to stop doing that?
Tom bana onu yapmayı bırakmamı istediğini söyledi.Tom told me he wanted me to stop doing that.
Onu yapmayı bırakmanı kim söyledi?Who told you to stop doing that?
Onları serbest bırakmalıyız.We must free them.
Tom konuşmayı bırakmalı.Tom should quit talking.
Tom'u onu yapmayı bırakması için ikna edemeyeceksinYou won't be able to convince Tom to stop doing that.
Bana hiç kurabiye bırakmayacak mısın?Aren't you going to leave me any cookies?
Tom onu yapmanı bırakmanı istemedi mi?Did Tom ever ask you to stop doing that?
Beni serbest bırakmanı emrediyorum!I command you to release me!
Tom odaya girse bile, Mary John'u öpmeyi bırakmadı.Even though Tom entered the room, Mary didn't stop kissing John.
Tom onu yapmayı bırakmak zorundaydı.Tom had to stop doing that.
Tom Mary'yi eve bırakmak istedi.Tom asked Mary for a ride home.
Tom, Mary ile konuşmayı bırakmadı.Tom didn't stop talking to Mary.
Tom'a ipi bırakmamasını söyledim ama bıraktı.I told Tom not to let go of the rope, but he did.
Sami kendini öldürdü ve hiç not bırakmadı.Sami killed himself and he left no note.
Bunu yapmayı bırakması için Tom'u ikna eden kişi bendim.I was the one who convinced Tom to stop doing that.
Okulu bırakmayı düşünüyorum.I'm thinking of dropping out of school.
Tom, Mary'den onu eve bırakmasını istedi.Tom asked Mary to give him a ride home.
Tom onu yapmayı muhtemelen bırakmayacak.Tom isn't likely to stop doing that.
Tom onu yapmayı bırakmayacaktır.Tom isn't going to stop doing that.
Lütfen Tom'un onu yapmayı bırakmasını iste.Please ask Tom to stop doing that.
Okula gittiğinde kapıyı açık bırakmamalısın.You must not leave the door unlocked when you go to school.
Tom Mary'ye kapıyı açık bırakmamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to leave her door unlocked.
Beni aramayı ve mesajlar göndermeyi bırakmadı.She hasn't stopped calling me and sending me messages.
Bugünün işini yarına bırakmak nasıl engellenir?How to stop procrastinating?
O, sigarayı bırakmak için çok uğraşıyorHe is trying hard to quit smoking
O bana hiçbir belirsizliğe yer bırakmaksızın geri dönmeyeceğini söyledi.She told me in no uncertain terms that she would not be coming back.
Tom henüz bunu yapmayı bırakmadı.Tom hasn't stopped doing that yet.
Tom bunu yapmayı henüz bırakmadı.Tom hasn't yet stopped doing that.
Tom Mary'ye onu hiç bırakmayacağını söyledi.Tom told Mary he wouldn't ever leave her.
Tom Mary'ye, kızgın gibi davranmayı bırakması gerektiğini söyledi.Tom told Mary that she should quit pretending to be angry.
Tom Mary'ye utangaç gibi davranmayı bırakması gerektiğini söyledi.Tom told Mary that she should stop pretending to be shy.
Tom Mary'ye sağır gibi davranmayı bırakması gerektiğini söyledi.Tom told Mary that she should quit pretending to be deaf.
Tom Mary'ye, incinmiş gibi davranmayı bırakması gerektiğini söyledi.Tom told Mary that she should quit pretending to be hurt.
Tom, Mary'ye yorgun gibi davranmayı bırakması gerektiğini söyledi.Tom told Mary that she should quit pretending to be tired.
Tom, Mary'ye susamış gibi davranmayı bırakması gerektiğini söyledi.Tom told Mary that she should quit pretending to be thirsty.
Polis, Tom'u aramayı bırakmayacaklarını söyledi.The police said they wouldn't stop searching for Tom.
Sanırım Tom işini bırakmak istiyor.I think Tom would like to quit his job.
Keşke pencereleri açık bırakmasaydım.I wish I hadn't left the windows open.
Tom'u geride bırakmak istemiyorum.I don't want to leave Tom behind.
Tom’a bunu yapmayı bırakmasını söyledim.I told Tom to stop doing that.
Tom'un Mary'yi bunu yapmayı bırakmaya ikna edebileceğini düşünmemiştim.I didn't think Tom would be able to convince Mary to stop doing that.
Tom, Mary'ye işini bırakmak istediğini söylememeli.Tom shouldn't tell Mary he wants to quit his job.
Bunu yapmayı bırakmanı söylemiştim sana.I told you to quit doing that.
Tom muhtemelen Mary'ye onu bırakmayacağını söyleyecektir.Tom will probably tell Mary he won't leave her.