bırakma ile cümle
bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Ona bir not bırakmalıydım.I should've left him a note.
Bizi yalnız bırakmalıydın.You should've left us alone.
Onları yalnız bırakmalıydın.You should've left them alone.
Beni yalnız bırakmalıydın.You should've left me alone.
Onları yalnız bırakmanı istiyorum.I want you to leave them alone.
Onu tek başına bırakmanı istiyorum.I want you to leave him alone.
Ben onu yalnız bırakmanı istiyorum.I want you to leave her alone.
Ben sana onları yalnız bırakmanı söylemiştim.I told you to leave them alone.
Onu yalnız bırakmanı söyledim.I told you to leave him alone.
Sana onu yalnız bırakmanı söylemiştim.I told you to leave her alone.
Ben senden bizi yalnız bırakmanı rica ettim.I asked you to leave us alone.
Ben senden onları yalnız bırakmanı rica ettim.I asked you to leave them alone.
Ben senden beni yalnız bırakmanı rica ettim.I asked you to leave me alone.
Onu yalnız bırakmanı rica ettim.I asked you to leave him alone.
Ben onu yalnız bırakmanı istedim.I asked you to leave her alone.
Ben onları yalnız bırakmak için söz verdim.I promised to leave them alone.
Ben onu yalnız bırakmaya söz verdim.I promised to leave him alone.
Onu yalnız bırakmaya söz veriyorum.I promised to leave her alone.
Seni yalnız bırakmaya söz veriyorum.I promise to leave you alone.
Onları yalnız bırakmak için söz veriyorum.I promise to leave them alone.
Onu yalnız bırakmak için söz veriyorum.I promise to leave her alone.
Seni yalnız bırakmalıyız.We should leave you alone.
Onları yalnız bırakmalıyız.We should leave them alone.
Onu yalnız bırakmalıyız.We should leave him alone.
Ona yalnız bırakmasını söyledim.I said leave her alone.
Onları asla yalnız bırakmayın.Don't ever leave them alone.
Onu asla yalnız bırakma.Don't ever leave him alone.
Onu asla tek başına bırakma.Don't ever leave her alone.
Ben gerçekten onları hayran bırakmak istiyorum.I really want to impress them.
Ben gerçekten onu hayran bırakmak istiyorum.I really want to impress him.
Benim onu hayran bırakmam gerekir.I need to impress her.
Bizi geride bırakma.Don't walk away from us.
Onları raht bırakmalısın.You should cut them some slack.
Onu rahat bırakmalısın.You should cut him some slack.
Ondan bırakmasını isteyemem.I can't ask him to quit.
Tom bana işini bırakmak istediğini söyledi.Tom told me he wanted to quit his job.
Bu konuda bir şeyler yapmasaydım vicdanım beni rahat bırakmazdı.I couldn't live with myself if I didn't do something about that.
Tom Mary'den işini bırakmamasını istedi.Tom asked Mary to not quit her job.
Çete 100.000 dolar fidye için Tom'u serbest bırakmayı kabul etti.The gang agreed to release Tom for a ransom of $100,000.
Dan asla seni yalnız bırakmayacak.Dan will never leave you alone.
Dan beni yalnız bırakmayacak.Dan won't leave me alone.
Tom Mary'yi işi bırakması için zorlamaya başladı.Tom tried to force Mary to quit.
Dan mesaj bile bırakmadı.Dan didn't even leave a message.
Dan işini sahipsiz bırakmak istemedi.Dan didn't want to leave his business unattended.
Dan, Linda ve çocuklarını yalnız bırakmayı tasarlamadı.Dan never intended to leave Linda and her children alone.
Dan geride hiç bir iz bırakmadı.Dan left no traces behind.
İşini bırakmadın, değil mi?You didn't quit your job, did you?
Tom'dan bunu yapmayı bırakmasını istedin mi?Did you ever ask Tom to stop doing that?
Kim bırakma hakkında bir şey söyledi?Who said anything about quitting?
Neden bana bir not bırakmadın?Why didn't you leave me a note?
Lütfen beni burada bırakma.Please don't leave me here.
Kumarı bırakmalısın.You should quit gambling.
Dövüşmeyi bırakma zamanı.It's time to stop fighting.
Sakal mı bırakmaya çalışıyorsun?Are you trying to grow a beard?
Sakal bırakmaya mı çalışıyorsun?Are you trying to grow a beard?
Asla seni yalnız bırakmayacağım.I'll never leave you alone.
Dan asla bu okulu bırakmayacak.Dan will never leave this school.
Tom köpeği bırakmak için arka kapıyı açtı.Tom opened the back door to let the dog out.
Belki kendini incitmeden önce Tom'un işi bırakması gerekiyor.Maybe Tom should quit before he hurts himself.
Tom iz bırakmadan ortadan kayboldu.Tom vanished without a trace.