bırakma ile cümle
bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Çocuğu yalnız bırakmaman gerekir.You shouldn't leave the child alone.
Bizi kaderimizle baş başa bırakmayın.Don't leave us to our fate.
İşini bırakman gerektiğini düşünmüyorum.I don't think you should quit your job.
Tom'a sigarayı bırakması tavsiye edildi.Tom was advised to give up smoking.
Seni Tom'la yalnız bırakmak istemiyorum.I don't want to leave you alone with Tom.
Masum bir adamı hapishaneye göndermek bir suçluyu serbest bırakmaktan daha kötüdür.It's worse to send an innocent man to prison than to let a criminal go free.
Tom, acentenin menfaatı icabı işi bırakmalıdır.Tom should quit for the good of the agency.
Söylediklerini uygula, lafta bırakma.Put your money where your mouth is.
Tütünü bırakma sürecinde kendimle ilgili çok şey öğrendim.I learned a lot about myself in the process of giving up tobacco.
Sigarayı bırakmak hayatımda yaptığım en zor şeydi.To give up smoking was the hardest thing I've done in my life.
Beni burada bırakmadın, değil mi?You wouldn't leave me here, would you?
Görevini bırakmanı istemiyorum.I don't want you to quit your job.
Takımı bırakmanı istemiyorum.I don't want you to quit the team.
Beyzbolu bırakmanı istemiyorum.I don't want you to quit baseball.
Yapmakta olduğun şeyi bırakmanı istemiyorum.I don't want you to quit what you're doing.
Piyano çalmayı bırakmanı istemiyorum.I don't want you to quit playing the piano.
Burada çalışmayı bırakmanı istemiyorum.I don't want you to quit working here.
Sigarayı bırakmak onun için imkansızdır.It's impossible for him to give up smoking.
İşimi bırakmak zorundayım.I have to quit my job.
O bize hiç seçim bırakmaz.That leaves us no choice.
Biz kimin sorumlu olduğunu buluncaya kadar bırakmayacağım.I won't quit until we find out who's responsible.
Tom sigarayı bırakmak için kararını verdi.Tom has made up his mind to quit smoking.
Sanırım peşini bırakmayacağız.I think we'll tag along.
Ne yazık ki Tom'u serbest bırakmak zorunda kalacaksın.I'm afraid you're going to have to release Tom.
Sen beni tekrar sınıfta bırakmamalısın.You must not fail me again.
Ben herhangi kağıt izleri bırakmak istemiyorum.I don't want to leave any paper trails.
Tom Mary'nin o kadar çok TV izlemeyi bırakmasını istiyor.Tom wants Mary to quit watching so much TV.
Tom Mary'nin neden işini bırakmak istediğini biliyordu.Tom knew why Mary wanted to quit her job.
Neden işini bırakmayı planladığını biliyorum.I know why you're planning to quit your job.
Tom bana işini bırakmayı planladığını söyledi.Tom told me that he was planning to quit his job.
Tom'u yalnız bırakmak istemiyorum.I don't want to leave Tom alone.
Belki sadece Tom'u yalnız bırakmalıyız.Perhaps we should just leave Tom alone.
Tom burada çalışmayı bırakmak için kararını verdi.Tom has made up his mind to quit working here.
Tom sigarayı bırakmak istiyordu.Tom wanted to quit smoking.
Tom bana beni asla yüzüstü bırakmayacağını söyledi.Tom told me that he'd never let me down.
Tom neden okulu bırakmaya karar verdiğini sana hiç söyledi mi?Did Tom ever tell you why he decided to drop out of school?
Tom sigarayı bırakmasına yardımcı olmak için hipnoterapi uyguladı.Tom underwent hypnotherapy to help him give up smoking.
Hiç kimseyi burada tek başlarına bırakmayacağız.We won't leave anyone here by themselves.
Onları nereye bırakmalıyız?Where should we put them?
Sigara içmeyi bırakmaya çalışıyorum.I'm trying to quit smoking.
Tom onu ilk adı ile çağırmamı bırakmamda ısrar ediyor.Tom insists I stop calling him by his first name.
Mesaj bırakmam gerekiyor mu?Should I leave a message?
Öğrenmeyi asla bırakma.You never stop learning.
İşimi bırakmam gerektiğini düşünüyor musun?Do you think I should quit my job?
Tom Mary'nin işini neden bırakmak zorunda kaldığını anlayamadı.Tom couldn't understand why Mary had to quit her job.
İçki içmeyi bırakmak zorundayım.I have to stop drinking.
Beni yalnız bırakman gerekiyor.You should leave me alone.
Asistanım işi bırakmakla tehdit etti.My assistant threatened to quit.
"Beni bırakma!" "Çok geç, Tom.""Don't leave me!" "It's too late, Tom."
Bu iyi bir uzlaşma.Hiç kimseyi hoşnutsuz bırakmaz.It's a good compromise. It won't leave anyone dissatisfied.
Lütfen beni onlarla bırakma.Please don't leave me with them.
Lütfen beni onunla bırakma.Please don't leave me with him.
Beni onlarla yalnız bırakma.Don't leave me alone with them.
Beni onunla yalnız bırakma.Don't leave me alone with him.
Onlara beni yalnız bırakmasını söyledim.I told them to leave me alone.
Ona beni yalnız bırakmasını söyledim.I told him to leave me alone.
Onlara beni yalnız bırakmalarını söyle.Tell them to leave me alone.
Ona beni yalnız bırakmasını söyle.Tell him to leave me alone.
Sana bir not bırakmalıydım.I should've left you a note.
Onlara bir not bırakmalıydım.I should've left them a note.