bıkmış ile cümle
bıkmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
4
ORT. KELİME
Tenzin onun garip hikâyelerinden bıkmıştır.Tuvalu é conhecido por suas atividades econômicas curiosas.
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.Pouco tempo depois, ele decide partir para continuar a busca pela sua esposa.
Açıktır ki bu yaşlı adamdan bıkmıştır.O público se cansou dele.
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.Hij is op de vlucht voor de moord op zijn vrouw.
Tenzin onun garip hikâyelerinden bıkmıştır.AWS is zijn ragfijne manipulaties zat.
Kaparot için kullanılmaktan bıkmışlardır.Są one wykorzystywane do odstraszania drapieżników.
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.Wyruszył na nią za namową żony.
Tenzin onun garip hikâyelerinden bıkmıştır.Zuchon kończy swą opowieść.
Açıktır ki bu yaşlı adamdan bıkmıştır.Йому набридло, та й він був вже старий.
Kaparot için kullanılmaktan bıkmışlardır.Застосовується для скопування ділянки.
Tenzin onun garip hikâyelerinden bıkmıştır.Псара цікава своєю багатою історією.
Tenzin onun garip hikâyelerinden bıkmıştır.Norén se výrazně inspiruje zážitky ze svého života.
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.Běžel se svojí manželkou na zádech.
Tenzin onun garip hikâyelerinden bıkmıştır.Epuizată, Charlotte a ascultat veștile calmă.
Tenzin onun garip hikâyelerinden bıkmıştır.Lajos a furcsaságairól volt híres.
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.Feleségével Hunfalván nyugszik.
Açıktır ki bu yaşlı adamdan bıkmıştır.Idősebb korában elfásodik.
Kaparot için kullanılmaktan bıkmışlardır.He kuitenkin eroavat sieltä, kun he kyllästyvät asiakkaiden panetteluihin.
Tenzin onun garip hikâyelerinden bıkmıştır.Maddison tunnetaan huimapäisistä maailmanennätyksistään.
Tenzin onun garip hikâyelerinden bıkmıştır.Thrane er kendt for sine mange allegoriske billeder.
Açıktır ki bu yaşlı adamdan bıkmıştır.Utaak er nu en træt gammel mand.
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.Han er på jakt etter sin kones mordere.
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.Ia mengejar adiknya yang mencoba kabur.
Fakat çalışmaktan bıkmış karıncalar işe dönmez.Những ngày phối giống không bắt ngựa làm việc.
Kaparot için kullanılmaktan bıkmışlardır.おむすびまんを倒すために使われた。
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.よく笹夫の元から逃げ出している。
Tenzin onun garip hikâyelerinden bıkmıştır.内兹珀斯人已被他们的长时间的苦难弄得筋疲力尽。
Bu iki kadın her gün monoton geçen hayatlarından bıkmışlardır.經由荒耶製造的人偶,臙條家每日都會上演昔日的那次悲劇。
Tenzin onun garip hikâyelerinden bıkmıştır.타란티노는 이야기의 비선형 구성을 자주 구사한다.
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.그 후 새로운 아내를 찾기 위해 원정을 떠났다.
Tenzin onun garip hikâyelerinden bıkmıştır.טאונסנד התפרסם בסגנון הבמה המשונה שלו.
Son insan yaşamaktan bıkmış, risk almayan, yalnızca huzur ve güvenliğini düşünen kişi olarak tanımlanmıştır.האדם האחרון עייף מחייו, אינו לוקח סיכונים ותר אחר שלווה וביטחון בלבד.
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.הוא שוחרר בעקבות השתדלותה של אשתו.
Bu iki kadın her gün monoton geçen hayatlarından bıkmışlardır.Две събития внезапно го изваждат от релсите на монотонното му ежедневие.
Kuzey Avrupalılar Haçlı Seferlerinden bıkmışlardı.Рицарите от Западна Европа скоро губят ентусиазма си за кръстоносничество.
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.U to vrijeme hvata ga manija bježanja od svoje supruge.
Tenzin onun garip hikâyelerinden bıkmıştır.Henrich bol známy svojimi milostnými dobrodružstvami.
Kuzey Avrupalılar Haçlı Seferlerinden bıkmışlardı.Ljudstva iz severa Evrope so si vedeževala z runami.
Kaparot için kullanılmaktan bıkmışlardır.Būdavo naudojamas kaspinuočių naikinimui.
Kuzey Avrupalılar Haçlı Seferlerinden bıkmışlardı.Eestlaste maale on tunginud ristirüütlite vaenuvägi.
Tenzin onun garip hikâyelerinden bıkmıştır.Isurid peavad lugu oma rahvustoitudest.
Antlaşmalardan bıkmışlardı.Boli unavení zo zmlúv.
Antlaşmalardan bıkmışlardı.De var trötta på avtalen.
Antlaşmalardan bıkmışlardı.Elegük volt az egyezményekből.
Antlaşmalardan bıkmışlardı.Erano stanchi dei trattati.
Antlaşmalardan bıkmışlardı.Estaban cansados de tratados.
Antlaşmalardan bıkmışlardı.Estavam fartos de tratados.
Antlaşmalardan bıkmışlardı.Họ trở nên mệt mỏi với các hiệp ước.
Antlaşmalardan bıkmışlardı.Ils étaient lassés des traités.
Antlaşmalardan bıkmışlardı.그들은 이제 조약들에 지쳤습니다.
Antlaşmalardan bıkmışlardı.Mereka lelah akan perjanjian.
Antlaşmalardan bıkmışlardı.Naveličani so bili sporazumov.
Antlaşmalardan bıkmışlardı.Se săturaseră de tratate.
Antlaşmalardan bıkmışlardı.Sie waren die Verträge leid.
Antlaşmalardan bıkmışlardı.Už je omrzely smlouvy.
Antlaşmalardan bıkmışlardı.Ze hadden hun buik vol van verdragen.
Antlaşmalardan bıkmışlardı.Zmęczyli się traktatami.
Antlaşmalardan bıkmışlardı.Είχαν κουραστεί από τις συνθήκες.
Antlaşmalardan bıkmışlardı.Они устали от договоренностей.
Antlaşmalardan bıkmışlardı.Те били уморени от договори.