bıkmış ile cümle

bıkmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Peter çocuksu kızlardan bıkmıştı.Peter was fed up with childish girls.
Çoğu şu anki kariyerinden bıkmış.Many are fed up with their present careers.
Hizmetçi ev rutininden tamamen bıkmıştı.The maid was totally tired of her household routine.
O işinden bıkmıştı.He was sick of his job.
Hiç hak etmediği, harika bir kadın olan karısından bıkmıştı.He was bored with his wife, an excellent woman he didn't deserve.
Tom Mary'yi beklemekten bıkmıştı.Tom was fed up with waiting for Mary.
Bunu yapmaktan bıkmış olmalısın.You must be sick of doing this.
Tom işinden bıkmıştı.Tom was sick of his job.
Tom açıkçası işinden bıkmış.Tom is obviously tired of his job.
Tom hayattan bıkmış sert yaşlı bir adamdı.Tom was a bitter old man who was sick of life.
Linda, Dan'in sürekli tacizlerinden bıkmıştı.Linda was fed up with Dan's constant abuse.
Sen hiç bıkmış gibi görünmüyorsun.You never seem to get bored.
Tom, Mary'yi beklemekten bıkmış, o olmadan müzeye gitmişti.Tom got tired of waiting for Mary, so he went into the museum without her.
Hepimiz kaybetmekten bıkmışız.We're all tired of losing.
Tom onların hepsinden bıkmıştı.Tom was sick of them all.
Tom, Mary'den bıkmıştı.Tom was fed up with Mary.
Tom bıkmıştı.Tom had had enough.
O sadece beklemekten bıkmış.He's just tired of waiting.
Fadıl, o ve Dania arasına giren kayınvalidesinden bıkmıştı.Fadil was tired of his mother-in-law coming in between he and Dania.
Leyla, Fadıl'ın sadakatsizliğinden bıkmış durumda.Layla is tired of Fadil's infidelity.
Leyla, diğer kadın olmaktan bıkmıştı.Layla was tired of being the other woman.
Bana göre çocuklar yüzmekten bıkmışlardır.In my opinion, the children are tired of swimming.
Tom Mary'nin kötü davranışlarından bıkmıştı.Tom is fed up with Mary's bad behavior.
Sami dırdırcı karısından bıkmış.Sami is tired of his nagging wife.
Leyla, Sami'nin kumarından bıkmıştı.Layla was fed up of Sami's gambling.
Tom karısının dırıdırından bıkmış.Tom got tired of his wife's nagging.
Tom beklemekten bıkmış gibi görünüyor.Tom looks like he's tired of waiting.
Tom, Mary'nin sızlanmasından bıkmış.Tom is tired of Mary's complaining.
Sami üvey babasının tacizinden bıkmıştı.Sami was tired of his stepfather's abuse.
Sami olup bitenlerden bıkmıştı.Sami was tired of what was going on.
Sami sadece bu kadından bıkmıştı.Sami was just fed up of this woman.
Açıktır ki bu yaşlı adamdan bıkmıştır.Please forgive this foolish old man.
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.Her father later disappears in search of his wife.
Tenzin onun garip hikâyelerinden bıkmıştır.Elwood still made those strange noises.
Bu girişimi başlatmamızın başlıca nedeni politikacılar hakkındaki şikayetlerden bıkmış olmamız.And basically, we started this because we were tired of complaining about our politicians.
Baskıdan bıkmış, usanmış bir sürü insan var.There are lots of people who are frustrated.
Gevezelerden bıkmıştı.He was fed up with windbags.
Bir kere hayattan bıkmıştım.I was tired of life once.
Antlaşmalardan bıkmışlardı.They were tired of treaties.
Kutsal tepelerden bıkmışlardı.They were tired of sacred hills.
Hayalet danslarından bıkmışlardı.They were tired of ghost dances.
Ve Siular'ın verdiği bütün rahatsızlıklardan bıkmışlardı.And they were tired of all the inconveniences of the Sioux.
Fakat Mitrovicalı elektrikçi Mile Jovanoviç gibi bazıları, her türlü bürokrasiden bıkmış durumda.But some, like Mile Jovanovic, an electrician in Mitrovica, are sick of all the bureaucracy.
Gabriel, Spencer'dan bıkmıştır ve kendi başına gitmek için arabayı terk eder.Gabriel is fed up with Spencer and leaves the car to go on his own.
Kömür dumanının yarattığı solgunluktan bıkmış sanatçı Sir William Blake Richmond tarafından kuruldu.It was founded by artist Sir William Blake Richmond, frustrated with the pall cast by coal smoke.
Kuzey Avrupalılar Haçlı Seferlerinden bıkmışlardı.Die europäischen Juden litten unter den Auswirkungen der Kreuzzüge.
Tenzin onun garip hikâyelerinden bıkmıştır.Bruno ist von seiner Entstehungsgeschichte tief ergriffen.
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.Er sehnt sich nach seiner Gattin.
Bu iki kadın her gün monoton geçen hayatlarından bıkmışlardır.Paolo kehrt in seinen monotonen Alltag zurück.
Açıktır ki bu yaşlı adamdan bıkmıştır.Il est évident qu'elle est lassée de lui.
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.Ce dernier était parti sur les traces de sa femme.
Tenzin onun garip hikâyelerinden bıkmıştır.Désiré Dihau Les Vieilles Histoires...
Peter çocuksu kızlardan bıkmıştı.Peter estaba harto de niñas pueriles.
Açıktır ki bu yaşlı adamdan bıkmıştır.Queda claro que se ha cansado de él.
Kuzey Avrupalılar Haçlı Seferlerinden bıkmışlardı.Los caballeros del oeste de Europa pronto perdieron su entusiasmo por las cruzadas.
Son insan yaşamaktan bıkmış, risk almayan, yalnızca huzur ve güvenliğini düşünen kişi olarak tanımlanmıştır.L'ultimuomo è stanco della vita, non si assume nessun rischio e cerca solo il benessere e la sicurezza.
Açıktır ki bu yaşlı adamdan bıkmıştır.Это старику надоело.
Tenzin onun garip hikâyelerinden bıkmıştır.Тино начинает исследовать странную историю их семьи.
Son insan yaşamaktan bıkmış, risk almayan, yalnızca huzur ve güvenliğini düşünen kişi olarak tanımlanmıştır.Последний человек устал от жизни, отвергает риск и ищет только лишь комфорт и безопасность.
Ardından Sudan Bıkmış Balıklar dizisinde rol almıştır.После них она была вынуждена готовить пойманную рыбу.

İlgili Sayfalar