büyüyen ile cümle

büyüyen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Nihat adındaki kardeşi ile beraber büyüyen Aksu, gençlik yıllarında birçok sanat dalına merak saldı.كبرت آكسو جنبا إلى جنب مع أخيها نهاد وفي أعوام الصبا كان لديها إهتمام كبير بالعديد من الفنون.
Bazen böyle ailelerde büyüyen çocuklar, aile içinde görülen bu işlevsizlikleri sosyal norm olarak algılarlar.ينمو الأطفال أحيانًا في هذه العائلات على أساس فهمهم أن هذا هو التسلسل الطبيعي للعائلات بشكل عام.
Hümik asitli gübrelerin kullanımında büyüyen bir ilgi mevcuttur.هناك اهتمام متزايد في التطبيقات السريرية الاكسوزومات .
Dünyanın en hızlı büyüyen kentlerinden biridir.وهي إحدى أسرع المدن نموا في البلاد.
Köprünün diğer tarafını yeni, büyüyen bir evren almaya başlar.جسر يابسة إلى العالم الجديد.
Meksika'nın tehlikeli olduğu düşüncesi ile büyüyen çocuklar tedirgindirler.نظر الإسبان إلى الجماعات التي أسسها المكسيكيون بريبة فربما تكون مجهزة لتحقيق استقلال المكسيك.
Celeborn ayrıca Tol Eressëa’da büyüyen Beyaz Ağaç’ın adıdır.Celeborn é também o nome da Árvore Branca, que floresceu em Tol Eressëa.
Filmde Harlem bölgesinde büyüyen dört gencin trajik hikâyesi anlatılmaktadır.O filme conta as vidas de quatro jovens que crescem no Harlem.
Şu anda dünyanın en hızlı büyüyen spor olarak tanımlanmaktadır.Por isso ele é considerado o esporte a motor mais rápido do mundo em aceleração.
Bazen böyle ailelerde büyüyen çocuklar, aile içinde görülen bu işlevsizlikleri sosyal norm olarak algılarlar.Às vezes, crianças crescem em tais famílias com o entendimento de que tal tipo de convívio é normal.
Frankfurt'ta büyüyen Marin, yerel kulüplerde futbol oynamaya başladı.Crescendo em Frankfurt, o jovem Marko logo começou a jogar futebol nos clubes locais.
İmparatorluğun büyüyen gücü 942 yılında, I. Romanos Tiren Denizi'ne bir filo yolladığı zaman kendini gösterdi.O poderio crescente do império foi demonstrado em 942, quando Lecapeno enviou uma esquadra ao mar Tirreno.
Büyüyen ünü sayesinde 1870'li yıllarda bol bol seyahat etme imkanı buldu.A crescente reputação de Boudin permitiu-lhe viajar bastante na década de 1870.
Büyüyen Çocuk artık tam bir Hollandalıdır.O único sobrevivente foi uma criança neerlandesa.
Meşgul kunduz fonksiyonu Σ, herhangi bir hesaplanabilen fonksiyondan daha hızlı büyüyen bir fonksiyondur.Na verdade, pode ser mostrado que ela cresce mais rapidamente do que qualquer função computável.
Bu araziler büyüyen şehirleşmiş alanlar haline girdiler.Essas cidades ficaram conhecidas como cidades convertidas.
Filmde Harlem bölgesinde büyüyen dört gencin trajik hikâyesi anlatılmaktadır.Deze film vertelt het gewelddadige en tragische verhaal van vier jonge mannen die opgroeien in Harlem.
Celeborn ayrıca Tol Eressëa’da büyüyen Beyaz Ağaç’ın adıdır.Celeborn is ook de naam van de Witte Boom van Tol Eressëa.
Bu bölge aynı zamanda Kanada'nın en hızlı büyüyen bölgelerinden biridir.Het is een van de snelst groeiende economische regio’s in Canada.
Turizm ülkenin en dinamik ve hızlı büyüyen sektörüdür.Toerisme is een van de meest dynamische en snelst ontwikkelende sectoren in Turkije.
Hızla büyüyen bir grup değildi ama ilerliyorlardı.De nederzetting had nog geen naam, maar groeide snel.
Uzun yıllar boyunca Gaborone, dünyanın en hızlı büyüyen şehri oldu.Gaborone is een van de snelst groeiende steden ter wereld.
Sanat ve edebiyatla iç içe büyüyen Başer'in edebi kişiliği gençlik yıllarında oluşmaya başladı.Zijn fascinatie voor kunst en literatuur groeide met de jaren.
Uluslararası turizm hızla büyüyen bir endüstridir.Het toerisme is een groeiende industrie.
Giderek büyüyen öğrenci hareketleri paramento dışı muhalefetin bir parçası haline gelmişti.Het begeleiden van de studenten op buitenlandse studiereizen, werkte meer dan eens inspirerend.
Ağaç kavunu yavaş büyüyen bir ağaçtır.De boom is een snelle groeier.
Hızla büyüyen ve yaprak döken bir türdür.Het is een vleeskonijn dat snel groeit en geblokt is.
En hızlı büyüyen bölgelerden biridir.Het is een van de grootste en snelstgroeiende nederzettingen.
Günümüz veritabanları bu çapta büyüyen verileri tutmakta yeterli değildir.Faktycznie oskarżeni (oprócz jednego) nie byli tego dnia w Wierzchowinach.
St. Catharines, Ontario'da doğrup büyüyen Arneill, Laura Secord Secondary School'dan mezun olmuştur.Catharines w Ontario, Arneill uczęszczał do Laura Secord Secondary School.
Londra'da doğup büyüyen sanatçı genç yaşta bir kafede model ajansı tarafından keşfedildi.Urodziła się wychowała w Londynie, jako nastolatka została odkryta przez świat mody w pewnej kawiarni.
Karanlıkta büyüyen fideler etiol olarak adlandırılır.Rosnące w cieniu pędy ulegają etiolacji.
Turizm ülkenin en dinamik ve hızlı büyüyen sektörüdür.Turystyka jest najbardziej dynamicznie rozwijającym się segmentem gospodarki.
O büyüyen bir evreydi.Była to dorosła samica.
Büyüyen bir nüfus, toprak işlemek için alanlarda artış anlamına gelebilir.Wolno wam jednak będzie jeść to, co urośnie na polu.
Oaklyn, New Jersey'de yetişerek büyüyen Quick, Collingswood Lisesi mezunudur.Quick dorastał w Oaklyn, New Jersey i ukończył Collingswood High School.
Şu anda dünyanın en hızlı büyüyen spor olarak tanımlanmaktadır.Uważana za najszybszy zespołowy sport świata.
Köprünün diğer tarafını yeni, büyüyen bir evren almaya başlar.Maszyna zostaje uruchomiona, powstaje most między wszechświatami.
Almanya'da doğup büyüyen Timur Yanyalı, futbola TSV 1860 München altyapısında başladı.Ott urodził się w Niemczech, dlatego też od najmłodszych lat rozwijał się w monachijskim TSV 1860.
Köprünün diğer tarafını yeni, büyüyen bir evren almaya başlar.Den andra sidan bryggan blir ett nytt, växande universum.
Reuters'in haberine göre, Oslo "artan göç nedeniyle Avrupa'nın en hızlı büyüyen kenti" dir.Enligt Reuters, är Oslo Europas snabbast växande stad tack vare invandring.
Kalvinist Protestan olarak büyüyen Erik Prince daha sonra Katolikliğe geçmiştir.Ernest Hemingway som var uppfostrad som protestant konverterade till katolicismen innan äktenskapet.
Aldarion üç yıl gecikmesini, Orta Dünya'da giderek büyüyen bir huzursuzlukla açıkladı.Med placering i Tallinn följde han på nära håll det allt mer oroande världsläget.
Emil Pauli, 1930'da büyüyen bir şirketin yeni bir isme ihtiyacı olduğuna karar verdi.У 1930 році Еміль Паулі вирішив, що підприємству, яке постійно зростає та розширюється, необхідне нове ім'я.
Uluslararası turizm hızla büyüyen bir endüstridir.Міжнародний туризм стає швидкозростаючою галуззю.
Bu tarihten sonra Şanghay metrosu dünyada yeni ve en hızlı büyüyen metrolarından biri olmuştur.Завдяки цьому Афінське метро вважається зараз одним з найкрасивіших і найсучасніших у світі.
Yeni kral elinde büyüyen bir imparatorluk vardır.За нею стоїть велика імперія!
2012 yılında Bukovel dünya çapında en hızlı büyüyen kayak merkezi seçildi.У 2012 році гірськолижний курорт Буковель було визнано найбільш швидкозростаючим гірським курортом світу.
(Kıyıda büyüyen ot) Buğdaygiller Poaceae dendir.Також володів (посідав) селом Рожнів.
30–40 m’ye kadar boy yapabilen ve hızlı büyüyen bir ağaçtır.Це велике дерево, що швидко росте і може сягати 30 м заввишки.
Büyüyen seks turizmi ise seks sektörü için bir sorun halindedir.Зростання секс-туризму призвело до зростання секс-індустрії в ряді країн світу.
Karen Gillan, Nebula: Gamora ile kardeş olarak büyüyen, Thanos'un evlatlık kızı.Карен Гіллан — Небула: Прийомна донька Таноса, яка була вихована з Ґаморою як рідна сестра.
Bu bölge aynı zamanda Kanada'nın en hızlı büyüyen bölgelerinden biridir.Він також є одним з регіонів в країні з найбільшою динамікою розвитку.
Aynı zamanda bir Tazmanya canavarı hayatı boyunca yavaşça büyüyen tek bir takım dişe sahiptir.Тварина має один набір зубів, що ростуть все життя.
Büyüyen disklerin, gözlemlenen ultraviyole radyasyonunun kaynağı olduğuna inanılıyor.Akreční disk se považuje za zdroj u nich pozorovaného ultrafialového záření.
Aynı zamanda bir Tazmanya canavarı hayatı boyunca yavaşça büyüyen tek bir takım dişe sahiptir.Má jedinou sadu chrupu, který během života stále pomalu roste.
Gelişmemiş karayolu ağı toplu taşıma için büyüyen bir talebe yol açmıştır.Nerozvinutá silniční síť vedla k rostoucí poptávce po veřejné dopravě.
Bu araziler büyüyen şehirleşmiş alanlar haline girdiler.Tyto opevněné opěrné body se staly zárodkem měst.
Bazen böyle ailelerde büyüyen çocuklar, aile içinde görülen bu işlevsizlikleri sosyal norm olarak algılarlar.Dcery, které v takovýchto rodinách vyrůstají mají tendenci zakládat rodiny podobné.
En büyük şehir ise, günümüzde hızla büyüyen Afrika'nın en işlek limanına sahip Durban'dır.V současné době je nejrychleji se rozrůstajícím městem v Delaware.

İlgili Sayfalar