büyüyen ile cümle

büyüyen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ana vatratnına duyduğu büyüyen özlemle, o ve karısı Almanya'ya dönme seçeneğini gözden geçirmeye başladı.Die Sehnsucht nach der Heimat wuchs; er und seine Frau erwogen eine Rückkehr nach Deutschland.
2011'de bazı Afrika ekonomileri en hızlı büyüyen ekonomilerden bazıları olmuştur.Mehrere afrikanische Länder gehören zu den weltweit am schnellsten wachsenden Volkswirtschaften.
Türkiye'de Ezidi bir ailenin çocuğu olarak büyüyen Ali Atalan, 1985'te Almanya'ya ailesiyle geldi.Ali Atalan wuchs in einer jesidischen Familie auf und kam 1985 nach Deutschland.
Ayıca sayı bakımından en hızlı büyüyen dil bölgesi de %20 ile Oji-Cree’dir.Am schnellsten wuchs diese Zahl bei den Oji-Cree (20 %).
Yeni kral elinde büyüyen bir imparatorluk vardır.Das Reich hat wieder einen neuen Kaiser.
Batı Berlin'de doğan ve İsviçre'de büyüyen Kraatz, daha sonra annesi ile beraber Kanada'ya taşındı.Er wurde in West-Berlin geboren, wuchs in der Schweiz auf und wanderte später nach Kanada aus.
Babasız büyüyen Jenni Willams, annesi tarafından yetiştirildi.Die Folge war, dass der junge Ludwig Wilhelm ohne seine Mutter aufwuchs.
Köprünün diğer tarafını yeni, büyüyen bir evren almaya başlar.Vor der Brücke entstand ein neuer, breiter Aufbau.
Botsvana 1966 ile 1980 yılları arasında dünya genelinde en hızlı büyüyen ekonomiye sahip olmuştur.Entre 1966 et 1980, le Botswana connaît la plus forte croissance économique dans le monde.
Aynı zamanda bir Tazmanya canavarı hayatı boyunca yavaşça büyüyen tek bir takım dişe sahiptir.Un diable de Tasmanie a également un jeu de dents qui croissent doucement tout le long de sa vie.
Celeborn ayrıca Tol Eressëa’da büyüyen Beyaz Ağaç’ın adıdır.Celeborn est aussi le nom porté par un des Arbres Blancs.
Buyuyen görsel ve güzel sanatçıların yaşadığı semtler.Puis il y a les écrivains et les artistes qui voient beau.
Büyüyen ünü sayesinde 1870'li yıllarda bol bol seyahat etme imkanı buldu.Sa réputation grandissante lui permit d'effectuer de nombreux voyages dans les années 1870.
Çok genişleyen ve büyüyen devlette yeni bir idari yapılanmaya gitti.Avec High and Mighty nous voulions prendre une nouvelle direction.
Uluslararası turizm hızla büyüyen bir endüstridir.Le tourisme international est en croissance rapide.
Bu araziler büyüyen şehirleşmiş alanlar haline girdiler.Les villes précitées se fortifient.
Şehir İspanya'nın en hızlı büyüyen şehirlerinden biridir.C'est l'une des villes d'Espagne qui a connu la croissance la plus rapide.
O büyüyen bir evreydi.Il s'agissait d'un adulte âgé .
Bazen böyle ailelerde büyüyen çocuklar, aile içinde görülen bu işlevsizlikleri sosyal norm olarak algılarlar.Souvent, les enfants grandissent dans de telles familles en pensant qu’un tel arrangement est normal.
Floransa'da doğan ve büyüyen Viviani bir Cizvit okulunda okudu.Vincenzo Viviani naît et grandit à Florence et fait ses études dans une école jésuite.
Hızla büyüyen şirket çok sayıda şirketi satın alarak bünyesine kattı.La société s’est développée rapidement, procédant à l’acquisition de plusieurs studios de développement.
İki hareket de gittikçe büyüyen Alman milliyetçiliğinin birer parçasıydı.Ambos movimientos formaban parte de un creciente nacionalismo alemán.
1989'da UNICEF dünya çapında kentlerde büyüyen çocuk sayısının 100 milyon civarında olduğpunu tahmin etti.En 1989, la UNICEF estimó que alrededor de 100 millones de niños crecían en áreas urbanas de todo el mundo.
Hidrojen üretimi oldukça geniş ve büyüyen bir endüstridir.La producción del hidrógeno es un sector industrial considerable, y es cada vez mayor.
Filmde Harlem bölgesinde büyüyen dört gencin trajik hikâyesi anlatılmaktadır.La película cuenta las vidas de cuatro jóvenes que crecen en Harlem.
Queens'in Kew Gardens mahallesinde büyüyen Marcus'ın bir ablası ve bir küçük erkek kardeşi vardır.Creció en Kew Gardens, un barrio de Queens, y tiene una hermana mayor y un hermano menor.
2011'de bazı Afrika ekonomileri en hızlı büyüyen ekonomilerden bazıları olmuştur.Entre 2001 y 2010, algunos países africanos registraron las mayores tasas de crecimiento del mundo.
Karen Gillan, Nebula: Gamora ile kardeş olarak büyüyen, Thanos'un evlatlık kızı.Karen Gillan como Nebula: Una hija adoptiva de Thanos que se crió con Gamora como hermanas.
Bu tür, öncelikle sadece çok bazik gölde büyüyen bir Cyanobacter olan Spirulina ile beslenir.Esta especie se alimenta principalmente de Spirulina, una cianobacteria que crece sólo en lagos muy alcalinos.
Bu araziler büyüyen şehirleşmiş alanlar haline girdiler.Estos jardines crecieron conforme las ciudades mismas crecieron.
Hızlı büyüyen P. clarkii 50 g.'dan fazla bir ağırlığa ve 5,5–12 cm boyuna ulaşabilmektedir.P. clarkii crece rápidamente y es capaz de alcanzar pesos de más de 50 g, y tamaños de 12 cm de longitud.
Büyüyen seks turizmi ise seks sektörü için bir sorun halindedir.El crecimiento del turismo sexual ha llevado a un gran incremento de la industria del sexo.
Dünyanın en hızlı büyüyen şehirlerinden biridir.Es una de las ciudades de mayor crecimiento del mundo.
Şu anda dünyanın en hızlı büyüyen spor olarak tanımlanmaktadır.En la actualidad es considerada la economía de más rápido crecimiento del mundo.
Pakistan'ın yedinci en kalabalık kentidir ve dünyanın en hızlı büyüyen şehirlerinden biridir.Vienen a este lugar sijs de todo el mundo y es una de las ciudades de más rápido crecimiento de Pakistán.
Uluslararası turizm hızla büyüyen bir endüstridir.El turismo es un sector económico en crecimiento.
Uşak kamu yatırımı almadan büyüyen bir ildir.¿No es agradable que crecer sin una madre.
Büyüyen kumullar 1956 yılından itibaren Karapınarı etkilemeye başlamıştır.El número de peñas fue aumentando notablemente desde 1952 cuando se fundó la primera de ellas.
Sonraları Sümerler doğada büyüyen safranı tedavi ve sihirli iksir yapmak için kullandı.De esta forma, necesita recibir dosis diarias de poder mágico de Haruto para poder vivir.
Frankfurt'ta büyüyen Marin, yerel kulüplerde futbol oynamaya başladı.Creció en Frankfurt, donde Marin empezó a jugar fútbol en equipos de la ciudad.
Hızla büyüyen şirket çok sayıda şirketi satın alarak bünyesine kattı.Le sempre più numerose commissioni lo indussero ad avvalersi di un'affollata bottega.
Ağaç kavunu yavaş büyüyen bir ağaçtır.È un albero a lenta crescita.
Bu araziler büyüyen şehirleşmiş alanlar haline girdiler.Gli insediamenti incominciano a costituirsi come vere e proprie città organizzate.
Antibiyotiğe direnç gelişmesi büyüyen bir sorundur.La resistenza agli antibiotici è un problema crescente nell'affrontare la malattia.
Aynı zamanda bu ekonominin en hızlı büyüyen kısmıdır.È anche uno dei vettori a più rapida crescita nel settore.
Dikenli kamçıları ve büyüyen zehirli iğneleri ile saldırır.Presenta ferite di arma da taglio e tracce di sostanze tossiche.
Ayrıca küçük devindiricileri geliştirmek için hızla büyüyen bir mühendislik alanı da mevcuttur.D'altra parte, c'è un movimento di pensiero opposto favorevole all'allungamento delle piccole labbra.
Annesiz ve babasız büyüyen Sürreya genç yaşta hayatın yükünü sırtlamış iken karşısına Faruk çıkar.Immatura e schivante ogni responsabilità cerca di vivere una vita giovane quando lei non lo è più.
Emil Pauli, 1930'da büyüyen bir şirketin yeni bir isme ihtiyacı olduğuna karar verdi.В 1930 году Эмиль Паули решил, что растущему предприятию необходимо новое название.
Batı Berlin'de doğan ve İsviçre'de büyüyen Kraatz, daha sonra annesi ile beraber Kanada'ya taşındı.Рожденный в Западном Берлине, он рос в Швейцарии, а позже переехал с матерью в Канаду.
Şirket, "Inc. 500"'de en hızlı büyüyen ABD şirketleri listesinde üst üste beş yıl yer aldı.Ежегодно в журнале печатается список 500 самых быстрорастущих частных компаний США — Inc. 500.
Zamanla büyüyen köy 200 haneye ulaşmıştır.Со временем площадь имения возросла до 200 десятин.
Köprünün diğer tarafını yeni, büyüyen bir evren almaya başlar.Одновременно в другом месте Новского пролива, ближе к морю, началось возведение нового моста.
Floransa'da doğan ve büyüyen Viviani bir Cizvit okulunda okudu.Вивиани родился и вырос во Флоренции, учился в иезуитской школе.
Şehir İspanya'nın en hızlı büyüyen şehirlerinden biridir.Является одним из самых быстрорастущих городов Новой Зеландии.
2012 yılında Bukovel dünya çapında en hızlı büyüyen kayak merkezi seçildi.В 2012 году Буковель был признан самым быстроразвивающимся горнолыжным курортом мира.
"What'd I Say" rock and rollün büyüyen tarzına Ray Charles'ın ilk değişken çıkış parçasıydı.«What’d I Say» стала первым кроссовер-хитом Чарльза в эру становления популярности рок-н-ролла.
2011'de bazı Afrika ekonomileri en hızlı büyüyen ekonomilerden bazıları olmuştur.ففي السنوات الأخيرة، أصبحت العديد من البلدان الأفريقية من أسرع الاقتصاديات نمواً في العالم.
MÖ 2. binyılın sonlarında bölgede, hızla büyüyen bir Frigya kasabası vardı.في أواخر الألفية الثانية قبل الميلاد كانت توجد في تلك المنطقة قرية تكبر بسرعة اسمها فريجيا.
2016 itibarıyla, küresel çikolata endüstrisinde büyüyen bir sektör oldu.اعتبارا من عام 2016، تزايت صناعة الشوكولاتة العضوية في مصانع الشوكولا العالمية.

İlgili Sayfalar