büyüyen

C1 seviye
TR → EN
"büyüyen" kelimesinin İngilizcesi: accrescent, risinq. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelaccrescent
Genelrisinq

Görsel

Patates tarlası - bereketli toprakta büyüyenOrganik Bahçede Büyüyen Yeşil Patlıcan Tomurcuğu Makro ÇekimAğaç kütüğünde büyüyen benekli mantarın natürmort fotoğraf çekimiOrmanın Gizemli Atmosferinde Işık Huzmeleriyle Büyüyen Genç Köknarlar

Diğer Dillerde

Portekizceacrescente
inflection of acrescentar: · third-person singular imperative
EAI (IAS) e Europa — aumento dos impactes — IAS ve Avrupa — büyüyen etkiler
Latinceaccrescens
growing, increasing
köken: Present active participle of accrēscō
Katalancaacrescent

Örnek Cümleler

O büyüyen bir evreydi.
I thought you were a grown up man.
Hızlı büyüyen bir şehir.
It's a fast growing city.
Hızla büyüyen bir şehir.
It's a fast growing city.
Büyüyen bazı ağrılar vardı.
There were some growing pains.
O, büyüyen çimi duyabiliyor.
He can hear the grass growing.
Yavaş büyüyen bir bakteridir.
It is a slow-growing species.
Buğday tarlada büyüyen bir ot.
But what's wheat? Wheat is a grass that grows in the field.
İçinizde büyüyen bir bebek var.
You are growing a baby inside you. You are not getting fat.
Houston kocaman, büyüyen bir şehir.
Houston is a huge, sprawling city.
'Ben yine küçük büyüyen olmalıdır.'
'I must be growing small again.'
Bu idealizm ile büyüyen bir şirket.
It's a company that thrives on idealism.
Ağaç kavunu yavaş büyüyen bir ağaçtır.
From this it would appear to be a slow growing tree.
büyüyen ile daha fazla örnek cümle →