büyüyen ile cümle

büyüyen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Giderek büyüyen öğrenci hareketleri paramento dışı muhalefetin bir parçası haline gelmişti.It had gradually grown from a handful of political students to a dynamic organization.
Ancak Mersin hızla büyüyen bir kenttir ve sistem kısa süre sonra yetersiz kalmıştır.The population was growing rapidly and this building soon became inadequate.
O büyüyen bir evreydi.I thought you were a grown up man.
Bir tas şekilinde büyüyen çiçekleri 5 yapraklıdır.The trumpet-shaped flower has five points.
Ancak sürekli büyüyen nüfus ve gelişen sanayi sayesinde şehrin nüfusu günümüzde 10,000 civarındadır.Though the town is nowadays thriving with activities and population in around is over 10,000.
2012 yılında Bukovel dünya çapında en hızlı büyüyen kayak merkezi seçildi.In 2012 the Bukovel was named the fastest growing ski resort worldwide.
Buğday tarlada büyüyen bir ot.But what's wheat? Wheat is a grass that grows in the field.
Çünkü bunlar ileride daha da büyüyen problemler olarak karşınıza çıkabilirler.It just gets to be a bigger and bigger problem overtime.
20 sene sonra ise Kuzey Pasifik Dönüş'ünde büyüyen bir enkaz toplanma alanı görüyoruz.After 20 years, we see emerging the debris accumulation zone of the North Pacific Gyre.
Burada yüzde sekizden yüzde dokuz oranında büyüyen uükelerden bahsediyoruz.Here we are talking about countries growing at eight to nine percent.
Yaşam standartı yüksek, büyüyen bir orta sınıfın olduğu bir Amerika görüyorum.I see an America with a growing middle class, with rising standards of living.
Yani diyelim ki bakteriler, biliyorsunuz, bu büyüyenSo let's say the bacteria, you know, it's growing on this
Sürekli büyüyen değerler artık işe yaramamaktadır ve tanımlamamız gereken de budur.It's outgrowing values that no longer work, and this is what we have to identify.
Kocasının büyüyen göbeğine dikkat çekmek ya da koşuya çıkmasını önermek yerine, şöyle söyleyebilir:Instead of pointing out her husband's growing gut or suggesting he go for a run, she might say,
Video oyunları endüstrisi bütün modern medya içinde en hızlı büyüyendir.Now the video games industry is far and away the fastest growing of all modern media.
Büyüyen ve küçülen mikrotübüller ile birleşebilir.It is able to couple onto the growing and shrinking microtubules.
4 milyar insan büyüyen fakat kırılgan ekonomilerde yaşıyor.Four billion live in growing but fragile economies.
Ağacın dallarında büyüyen bir kitaplık bulunuyor.And on the branches you have library material growing.
Çünkü bütün memurlar içinde, tek kraliyet ailesinin içinde büyüyen benim.Because I am a rare case who grew up in a royal family.
Sonunda duvara tosladığımız büyüyen korkularınızı bir kenara bırakın.Ignore those creeping fears that we have finally hit the wall.
Bugün konuşmak istediğim şey hızla büyüyen bu teknolojileri anlamaktır.What I'd like to talk about today is understanding these exponential technologies.
Şu an favori teknolojim, hızla büyüyen teknolojilerden biri, cebimizdeki teknolojidir.Now my favorite technology, example of exponential technology, we all have in our pocket.
Bunun çoğunun altında yatan teknolojidir, ve son zamanlarda üssel olarak büyüyen teknolojilerdir.Underpinning much of this is technology, and of late, exponentially growing technologies.
Bizler bu şekilde büyüyen tek çocuklar değildik.We weren't the only kids who grew up this way.
LittleBits'in arkasındaki fikir büyüyen bir kütüphane.The idea behind littleBits is that it's a growing library.
Büyüyen popülasyonun yüzünden o daha fazla olacak.It's going to get a lot bigger, mainly because of growing population.
Hindistan, dünyanın en genç ve büyüyen nüfusuna sahip.India has the youngest growing population in the world.
Ben, Bengal'de büyüyen bir Güney Hindistanlı'yım.I was a South Indian brought up in Bengal.
Tahmin edeceğiniz gibi Facebook tüm iletişim kanalları içerisinde en çok gelişerek büyüyen kanaldır.Facebook is the channel that you would expect is the most enlargening of all channels.
'Ben yine küçük büyüyen olmalıdır.''I must be growing small again.'
Ve gerçekte, bilişsel becerilerin büyüyen repertuvarına sahiptir.And it actually has a growing repertoire of cognitive skills.
Besleyici gıda büyüyen ve temiz su sağlamakGrowing nutritious food and provide clean water
Bu çok hızla büyüyen ülkelerdekine kıyaslanabilecek bir durum bile değil.But that's nothing compared to what's going on in the nations that are growing the fastest.
Büyüyen çocuklar için, bu yetenek gelişimin temelidir.For kids growing up, that skill is the bedrock of development.
İçinizde büyüyen bir bebek var.You are growing a baby inside you. You are not getting fat.
Ölüm endüstrisinin en hızlı büyüyen işiFastest-growing business in the whole mortuary industry.
Şu anda Vancouver'da 33 kat yüksekliğe kadar büyüyen bir ormanın yakınında yaşıyorum.Now, I live in Vancouver, near a forest that grows to 33 stories tall.
Bu idealizm ile büyüyen bir şirket.It's a company that thrives on idealism.
Bu gerçekten kristalin büyüyen yüzüne tutunuyor.It literally adheres to the growing face of the crystal.
Böyle devam ederiz. 3 çarpı 4 bölü 9'un gittikçe büyüyen kuvvetlerini alırız. -And we're just gonna keep on and on and on and on taking three time four ninths
Ciğerlerinizde büyüyen bir tümor varsa ve zar zor nefes alıyorsanız bu başka bir şeydir.If you have a tumor growing in your lungs and you can hardly breathe that's something else.
Biz bunun büyüyen bir kullanıcı kitlesiyiz. Ve kubbeleri bağlıyoruz.We have a growing user base of this, and we network domes.
"İşim bitti anne", diyerek büyüyen tümörünü küçültmek için radyasyonu reddediyor."I'm done, mom," he refuses radiation to shrink his growing tumor.
Ben kendimi her ağız hakkında acımasız büyüyen bulmak, nemli, çiseleyen herWhenever I find myself growing grim about the mouth; whenever it is a damp, drizzly
"Bunu mutlaka uğramalısınız" dedi. "En hızlı büyüyen bir şehir ülke."The most rapidly-growing city in the country.
Bu büyüyen, parıldayan ve kitabın devamında yol göstericiniz olan bir harita.This is a map that grows and glows and becomes your navigation for the rest of the book.
Ben sadece büyüyen yeni nesile mensup biriyim.I am just one of a new generation that is growing up.
Sevgiden ve sosyal etkileşimden yoksun bir şekilde büyüyen yabani çocuklar bize şu soruyu soruyor:Raised without love, or social interaction, wild (or feral) children pose the question:
Aynı zamanda başınızda büyüyen lifler anlamına da gelebilir.It can also mean the fibers that grow from a head.
Aslında, büyüyen parazit birkaç dakika sonra dışarda.The birth is almost complete.
Şimdi büyüyen çocuklara, süren barışa ve tükenmek bilmeyen şekere geri dönüyorsun.Now you go back to raising kids and waging peace and craving candy."
Hindistanın soylu topraklarında büyüyen ve yükselen gelişmeleri görmekten elbetteki zevk alıyorum.TD:
İlk açıldığında, gittikçe büyüyen çemberler çizerek dönmeye başlıyor.And it starts off sort of just going around in ever-increasing circles.
Bu arada giderek büyüyen genç Samuel RABbin de halkın da beğenisini kazanmaktaydı.The child Samuel grew on, and increased in favor both with Yahweh, and also with men.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Other fell amid the thorns, and the thorns grew with it, and choked it.
"İsterseniz gönlünüzde büyüyen herhangi bir yaratık olun."Or some other created thing which may seem to you most difficult (to create)!"
"İsterse gönlünüzde büyüyen başka bir yaratık olun, (Muhakkak öldürülecek ve diriltileceksiniz.)Or some other created thing which may seem to you most difficult (to create)!"
BüyüyenFilter Effect: Horizontal LinesGrowing
Afganistan'da Gazeteciler Büyüyen Tehlike ve Şiddetle Karşı KarşıyaJournalists Face the Sharp End of Growing Violence and Insecurity in Afghanistan · Global Voices
Vergi artışlarının giderek büyüyen bütçe açığını kapatmaya yeterli olmadığı anlaşıldı.The tax increases proved unable to compensate for the mounting budget deficit.

İlgili Sayfalar