büyüyen ile cümle
büyüyen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Büyüyen bir çocuk daha fazla gıda gerektirir.A growing child requires more food.
O, büyüyen bir işe iki yüz dolar yatırım yaptı.He invested two hundred dollars in a growing business.
Onun kulağının dışında büyüyen çirkin tüyleri var.He has unsightly hairs growing out of his ears.
Hızlı büyüyen bir şehir.It's a fast growing city.
Hızla büyüyen bir şehir.It's a fast growing city.
Kütüphanenin önünde büyüyen bir sürü ağaç var.There are many trees growing in front of the library.
Hükümetin kararı üzerine büyüyen öfke var.There's growing anger over the government's decision.
O, büyüyen çimi duyabiliyor.He can hear the grass growing.
İkimiz arasında büyüyen bir gerginlik hissettim.I felt the tension grow between us.
Şangay dünyanın en hızlı büyüyen kentidir.Shanghai is the fastest-growing city in the world.
Bambular gezegendeki en hızlı büyüyen bitkilerden biridir.Bamboos are one of the fastest growing plants on the planet.
Las Vegas, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki en hızlı büyüyen şehirlerden biridir.Las Vegas is one of the fastest growing cities in the United States.
Dünyada en hızlı büyüyen ekonomilerden biri ile Çin büyük bir ekonomik güç.China is a major economic power, with one of the fastest growing economies in the world.
Japonya, 1980'lerde en hızlı büyüyen ekonomilerden biriydi.Japan was one of the world's fastest growing economies in the 1980s.
Houston kocaman, büyüyen bir şehir.Houston is a huge, sprawling city.
Bahçede büyüyen iki kiraz ağacımız var.We have two cherry trees growing in the garden.
İşte Mozart dinlerken büyüyen bir domates.Here's a tomato, that grew while listening to Mozart.
Büyüyen bazı ağrılar vardı.There were some growing pains.
Büyüyen bir çocuk sessizce bir saat oturamaz.A growing boy can't sit quietly for an hour.
Mary büyüyen bir erkek fatmaydı ve arabaları ve traktörleri onarmaktan hoşlanıyordu.Mary was a tomboy growing up and liked to repair cars and tractors.
25:5 Bu yılda büyüyen bütün ürünleri serbest bırak Ex.25:5 To leave free all produce which grew in that year — Ex.
Bu, çikolata endüstrisinin hızla büyüyen bir parçasını temsil eder.It represents a fast-growing segment of the chocolate industry.
2016 itibarıyla, küresel çikolata endüstrisinde büyüyen bir sektör oldu.As of 2016, it was a growing sector in the global chocolate industry.
Köprünün diğer tarafını yeni, büyüyen bir evren almaya başlar.The other side of the bridge becomes a new, growing baby universe.
Antibiyotiğe direnç gelişmesi büyüyen bir sorundur.Antibiotic resistance is a growing problem.
Reuters'in haberine göre, Oslo "artan göç nedeniyle Avrupa'nın en hızlı büyüyen kenti" dir.According to Reuters, Oslo is the "fastest growing city in Europe because of increased immigration".
Botsvana 1966 ile 1980 yılları arasında dünya genelinde en hızlı büyüyen ekonomiye sahip olmuştur.Between 1960 and 1980 Botswana had the fastest-growing economy in the world.
Aynı zamanda bu ekonominin en hızlı büyüyen kısmıdır.It is also the fastest-growing part of the economy.
Büyüyen karnım duruşlarımda sürekli bana meydan okudu!My ever-growing belly was posing a constant challenge!
Bir bilgisayar mühendisi olayında yavaş büyüyen bir glioma çıkarıldı.In one case of a computer engineer, a slow-growing glioma tumor was removed.
İki hareket de gittikçe büyüyen Alman milliyetçiliğinin birer parçasıydı.Both movements were part of a growing German nationalism.
25:11 Ellinci yıl kendinden büyüyen vahşi ürünü normal yolla toplama Lev.25:11 Not to reap in the normal manner that which grows wild in the fiftieth year — Lev.
Finlandiya'nın iklimi ve toprakları, büyüyen bitkileri belirli bir zorlama haline getirir.Finland's climate and soils make growing crops a particular challenge.
Büyüyen disklerin, gözlemlenen ultraviyole radyasyonunun kaynağı olduğuna inanılıyor.The accretion discs are believed to be the source of the observed ultraviolet radiation.
2011'de bazı Afrika ekonomileri en hızlı büyüyen ekonomilerden bazıları olmuştur.Several African economies are among the world's fastest growing as of 2011.
Hızla büyüyen bir grup değildi ama ilerliyorlardı.They were not another giant, but they were improving.
Kore Yarımadası'nda büyüyen Japon etkisi isyancılarda endişe yarattı.Growing Japanese dominance in the Korean peninsula had caused anxiety amongst the rebels.
Celeborn ayrıca Tol Eressëa’da büyüyen Beyaz Ağaç’ın adıdır.Celeborn is also the name of the White Tree that flourished in Tol Eressëa.
Ağaç kavunu yavaş büyüyen bir ağaçtır.From this it would appear to be a slow growing tree.
Şu anda dünyanın en hızlı büyüyen spor olarak tanımlanmaktadır.It is now considered to be the fastest growing sport on the planet.
2008 yılına gelindiğinde, Hindistan dünyanın en hızlı büyüyen ekonomileri arasında yerini almıştı.By 2008, India had established itself as one of the world's faster-growing economies.
Frankfurt'ta büyüyen Marin, yerel kulüplerde futbol oynamaya başladı.Growing up in Frankfurt, Marin began playing football with local clubs.
Filmde Harlem bölgesinde büyüyen dört gencin trajik hikâyesi anlatılmaktadır.The film touches on the lives of four black youths growing up in Harlem.
St. Catharines, Ontario'da doğrup büyüyen Arneill, Laura Secord Secondary School'dan mezun olmuştur.Born and raised in St. Catharines, Ontario, Arneill attended Laura Secord Secondary School.
Turizm ülkenin en dinamik ve hızlı büyüyen sektörüdür.Tourism is one of the most dynamic and fastest developing sectors in Turkey.
Zamanla büyüyen köy 200 haneye ulaşmıştır.It eventually expanded to 200 rooms.
Günümüz veritabanları bu çapta büyüyen verileri tutmakta yeterli değildir.Disbelievers of the message of God will have no hope come Judgement Day.
Günümüzde de Afrika'nın en hızlı büyüyen şehirlerinden biri olarak kabul edilmektedir.It is also regarded as one of Zimbabwe's fastest growing towns.
'Türkiye’nin en hızlı büyüyen şirketlerinin yer aldığı Türkiye 100 listesine seçilmiştir."Turkey's fastest growing 100 companies."
Genetik soybilim hızla büyüyen bir sahadır.Ethology is a rapidly growing field.
Karanlıkta büyüyen fideler etiol olarak adlandırılır.Plants that are pale simply from being in the dark are termed etiolated.
Floransa'da doğan ve büyüyen Viviani bir Cizvit okulunda okudu.Born and raised in Florence, Viviani studied at a Jesuit school.
Uluslararası turizm hızla büyüyen bir endüstridir.The Unified Kingdom is rapidly industrializing.
"What'd I Say" rock and rollün büyüyen tarzına Ray Charles'ın ilk değişken çıkış parçasıydı."What'd I Say" was Ray Charles' first crossover hit into the growing genre of rock and roll.
Büyüyen bir nüfus, toprak işlemek için alanlarda artış anlamına gelebilir.A growing population would imply an increase in the area under cultivation.
Yavaş büyüyen bir bakteridir.It is a slow-growing species.
Karen Gillan, Nebula: Gamora ile kardeş olarak büyüyen, Thanos'un evlatlık kızı.Karen Gillan as Nebula: An adopted daughter of Thanos who was raised with Gamora as siblings.
Hızla büyüyen şirket çok sayıda şirketi satın alarak bünyesine kattı.The company grew fast and completed acquisitions of several competing companies.
Venezuela'nın hızla büyüyen gecekondularının çoğunu ortadan kaldırmak için program başlattı.Spain began rapidly to divest itself of most of its remaining colonial possessions.
Londra'da doğup büyüyen sanatçı genç yaşta bir kafede model ajansı tarafından keşfedildi.She was discovered by a model-management agent in a London cafe as a teenager.