büyüme ile cümle

büyüme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İhracat odaklı büyümek istiyorlar.We want export-led growth.
Hatta ekonomik büyümesinden dolayı çok uluslu organizasyonlardan övgü alıyorlardı.In fact, it attracted accolades from multinational organizations because of its economic growth.
Sevgi'nin büyümesi gerek ve 'sen ve ben'in ötesine büyümesi gerek.Love has got to be growing and it's got to grow beyond 'you and me'.
Tabii ki, Batı'da ekonomik büyüme sağlandı.And of course, there's been economic growth in the West.
Ama burası yüzde 7-8 büyüme gösterecek. Ve buraya varacaklar.[But this second] grows with seven, eight percent, and then they will end up here.
Sadece bu burada Aslında büyüme artacaktır.Only this here will actually increase growth.
Hızlı ekonomik büyümenin sonucu Çin'deki bu inanılmaz eşitsizliği görüyorsunuz.You see this enormous inequity in China, in the midst of fast economic growth.
Büyüme başlıyor, ekonomi reformu.Growth is starting, economic reform.
Büyüme arttı ve IMF'den aldığım tahmine göre 2014 yılında buralarda olmalarını bekliyoruz.Growth is faster, and with projection from IMF you can see where you expect them to be in 2014.
Daha mütevazi bir büyüme yolunda gibiler sanki.They seem to go in a more humble growth way, you know.
Ve büyüme ile ilgilenen kişiler de gözlerini Asya'ya çeviriyorlar.And people interested in growth are turning their eyes towards Asia.
Yani bu 60 yıllık zaman zarfındaki büyüme trendini incelerler. -So they'll be looking for trend in growth over this 60-year period.
Tamamen eriyene kadar karıştırıyoruz ve büyüme banyosuna döküyoruz.We stir this in until it's completely dissolved and then pour it into a growth bath.
Büyüme için optimum sıcaklığı sağlamalıyız.We need to maintain an optimum temperature for the growth.
Hiçbir müdahalede bulunmanız gerekmiyor, tam anlamıyla, yalnızca büyümesini izliyorsunuz.You don't have to do anything to it; you just literally watch it grow.
Bahçemde büyümesine izin verdiğim bir eşek arısı yuvası vardı, tam kapımın önünde.And there was a wasp's nest that I had let grow in my yard, right outside my door.
Üstel büyümeyle veya azalmayla ilgisi olduğunu göreceksiniz. -Let me make that clear.
Gittikçe büyümeye ve büyümeye ve büyümeye başladı.It started getting bigger and bigger and bigger.
Büyümekte olan bir aile.A growing family.
Ekonomistleri bilirsiniz, paraya bayılırlar, hep daha çok para isterler, hep büyümek isterler.You know, these economists, they love money, they want more and more of it, they want it to grow.
Bu bir ikilem, bir büyüme ikilemi.It's a dilemma, a dilemma of growth.
Esasen yapmakta olduğu şey daha fazla tüketim büyümesini teşvik etmek.And what it does essentially is to stimulate further consumption growth.
Bizi bir hücreden 100 trilyon hücreye ulaştıran bu hücre bölünmeleri büyüme olarak adlandırılır.These cell divisions, by which we go from a single cell to 100 trillion cells, are called growth.
Yani, sonuçta, bunların hepsi büyüme ile ilgili.So, in the end, it is all about growth.
Tüm büyüme Coca-Cola ve Burger King'e gidiyor.All of the scale goes to Coca-Cola and Burger King.
Halbuki kesinlikle bir parçası, özellikle de büyüme için kullanılırsa.But it absolutely is, especially if it's being used for growth.
Büyümek için harika bir yer, fakat dünyadaki en savunmasız noktalardan biri.It was a great place to grow up, but it's one of the most vulnerable spots in the world.
GDO ile beslenen domuzlarda saglık ve büyüme problemleri görülmüsWith GMO pig feed causing sterilisation and growth problems.
S: yani hGH diyerek kısaltılan şey de insan büyüme hormonu mu?S: hGH, human Growth Hormone?
İlk önce birlikte Ushahidi'nin yapımı ve büyümesinde çalıştık.And we worked together first with building and growing Ushahidi.
Vermikülit toprak kondisyonlayıcı olarak, bitkilerin daha hızlı ve iyi büyümesi için kullanılıyordu.Vermiculite was used for soil conditioners, to make plants grow faster and better.
Ormanların tahrip olması, daha fazla toğrağa ihtiyaç duyan insan nufüsunun büyümesi.The deforestation, the growth of human populations, needing more land.
Büyümeden önce sana anlatacağım bazı şeyler var.Before you grow up, there are a few things I need to tell you.
Burada önemli derecede büyüme imkanımız var.There's a lot of room for us to grow within that.
Büyüme sürecinde feminizm sularında yüzdüm.Feminism was the water I grew up in.
Büyümek, çok şey başarmayı hedeflemek ve güzelce bir dibe vurup bununla tatmin olmaktır.Growing up is about aiming to succeed wildly and being fulfilled by failing really well.
Bir köyün öz-büyümesini hayal etsenize-- bu yaklaşık 7-10 yıl sürüyor-- ve her şey yeşil.Imagine pre-growing a village -- it takes about seven to 10 years -- and everything is green.
Fakat biliyorsunuz ki Watson hızla büyümektedir.But you know, Watson is growing up fast.
Damlardaki ota, Büyümeden kuruyan ota dönsünler.Let them be as the grass on the housetops, which withers before it grows up;
O büyümeli, bense küçülmeliyim.››He must increase, but I must decrease.
"Ya da göğüslerinizde büyümekte olan (veya büyüttüğünüz) bir yaratık (olun)."Or some other created thing which may seem to you most difficult (to create)!"
Ortak koşanları çağırdığın şey onların gözünde büyümektedir.Heavy is to idolaters what you invite them to.
(Çocuğun doğup büyümesinden sonra ona dedik ki:) "Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut."“O Yahya – hold the Book firmly”; and We gave him Prophethood in his infancy.
Çivilerin büyümesiSpike growth
Bir pencere büyümesini kaybettiNameA window loses maximization
Avrupa'nın geleceğine dair kaygıların büyümesi sadece krizle açıklanamaz.The reason for the growing worry over the future of Europe is not simply related to the crisis.
Ve Norveç' teki bu orman büyümeye devam ediyor.And the forest in Norway keeps growing.
Afgan olarak büyümenin en iyi yanı.Best part of #GrowingUpAfghan pic.twitter.com/L9zE8M0XPE — R (@razmeezy) July 15, 2015
E-kitap pazarı Çin topraklarında devasa bir çığ gibi büyümekte.The e-book market is exploding in mainland China.
Bankalar, en büyük büyümeyi banka kartlarından çok kredi kartlarının göstermesini bekliyorlar.Banks expect credit cards, rather than debit cards, to show the most spectacular growth.
Her şirket büyüme fırsatı yakalayabilecek.”Any business will have the opportunity to thrive."
Programa göre, söz konusu dönem boyunca GSMH'de ortalama yüzde altı büyüme sağlanması hedefleniyor.It forecasts an average of 6 per cent real GDP growth for the period.
Programda GSMH'da yüzde 4'lük büyüme, yıllık enflasyonda ise yüzde 3'lük bir artış öngörülüyor.The programme envisions a 4 per cent growth in GDP and a 3 per cent rise in annual inflation.
Görüş anketlerine göre, Sırp hükümeti, yargı ve polisine duyulan güven büyümekte.Opinion polls indicate that confidence in the Serbian government, judiciary and police is growing.
Şüphesiz, büyüme, kendine özgü ekonomik yararlari da beraberinde getirir.Undoubtedly, enlargement brings about its own economic benefits.
GSYİH büyümesi de etkilenecek gibi görünüyor.GDP growth stands to suffer.
Katurija, bu faktörün BH'nin ihracatını etkileyip ticaret açığının büyümesine yol açtığını belirtti.He said this factor in turn affects BiH's exports and translates into a higher trade deficit.
Arnavutluk’ta yol yenileme çalışmaları ekonomik büyüme ve turizmi canlandıracakAlbanian road renovations to spur economic growth, tourism
Bugün Cifligu, "Arnavutluk turizmi” ile "büyümenin" eşanlamlı olduğunu söylüyor.Today, Cifligu says, "Albanian tourism" and "growth" are synonymous.
IMF, Sırp ekonomisinin büyüme beklentilerini kabul etti ve %3'ten %2'ye indirdi.The IMF has agreed, and reduced expectations for growth of the Serbian economy to 2% from 3%.

İlgili Sayfalar