büyüme ile cümle

büyüme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Hareketler büyümeye başladı.Movements are springing up.
"Mistress Mary, tersine, bahçe büyümek demek?"Mistress Mary, quite contrary, How does your garden grow?
"Bu iyi bir mizah makin 'şeyler büyümeye hazır."It's in a good humor makin' ready to grow things.
"Ve ben bir gece yetişmesinin düşünüyorum." "Bu bir gecede büyümek olmayacak," dedi."And I think things grow up in a night." "These won't grow up in a night," said
O nasıl 'em büyümeye inci' bir güzel olanları 'olduğu bilir Dickon.Dickon he knows which is th' prettiest ones an' how to make 'em grow.
Mistress Mary yüzünü kırmızı büyümeye hissettim.Mistress Mary felt her face grow red.
Tırnakları kalınlaştırmak ve büyümesini desteklemek için, ojeli veya ojesiz tırnağa uygulanabilir.It may be applied over bare or polished nails to thicken and encourage nail growth.
Bitkiler büyümez, bütün bu saçmalıkları hala tartışıyoruz.A plant cannot grow, all that nonsense, still exists today.
Dünya nüfusunun büyümesi duracak.And the world population will stop growing.
Peki, çocuk sayısı artmadığı halde neden nüfus büyümeye devam ediyor?But why do they grow if the number of children doesn't grow?
Ve sadece, deli gibi büyümekle kalmaz üstüne bir de istilacı olur.And not only does it grow like crazy, but it becomes invasive.
Yani aşırı bir büyümeSo super growth, he's invasive.
Bu cila, büyüme sırasında kırılganlaşan zayıf tırnaklar için formüle edilmiştir.This polish is formulated for weak, hard to grow nails.
Bu çocuđun büyümesini ben bir deđil, iki kere gördüm.I saw how this kid grew up, not once, but twice
Mikrotübüllerin büyümesinde görev alıyor ve geçici olarak onlarla eşleşme yeteneğine sahip.It's involved with the growing of the microtubules, and it's able to transiently couple onto them.
Bu düşünce de şuna çıkıyor, belki de ekonomik büyüme neredeyse sona erdi.And that leads to the suggestion, maybe economic growth is almost over.
Büyümeyi yarılayacak kadar güçlüler.They're powerful enough to cut growth in half.
İşte sekiz yüzyılın ekonomik büyümesi:Now here's eight centuries of economic growth.
Sonra büyüme gittıikçe daha iyiye gidiyor.Then growth gets better and better.
O benim 6 yıl önce yaptığım bir tahmin, yani büyümenin %1.3'e kadar düşeceği.That is a forecast that I made six years ago that growth would slow down to 1.3 percent.
Son 6 yılda ABD'de kişi başına düşen gelirdeki büyümeyi biliyor musunuz?You know what the growth in per-person income has been in the United States in the last six years?
Peki eğer bu tarihi %2.0 lik büyümeyi gelecek 70 yıl boyunca devam ettirirsek?Now what if we could achieve that historic two-percent growth for the next 70 years?
Bu kısım yeni bitkilerin büyümesini sağlar.That's where new plant bits form.
Burada bitkinin büyümesini sağlayan hormon var.There is the hormone that tells plant bits to grow.
Fakat daha çok büyümek için bu yönde ilerliyor .But there is more further away, so it will grow in that direction.
Bu, bitkilerin meristemden uzaklaşarak büyümesini sağlar .That makes plant bits move out from the meristem after they form.
Yaprakların yaptığı tek şey, kendileri için en verimli yeri seçip orada büyümek .All that these flower bits are doing is growing where there is most room for them.
"Büyüme" yine para sisteminin içerisine tanımlanmış bir kavramdır.It essentially throws people into competition with each other for never enough money.
Gezegenimiz çok daha fazla büyümeyi sürdüremez.Our planet can't sustain much more growth.
Ve iklim değişikliği tehdidine rağmen dinamik bir şekilde büyümeye devam ediyor.And that grows over time dynamically with the threat of climate change.
Anti-büyüme toplumu Ghandi'nin bakış açısıyla tanışır.Anti-Growth Society meets Ghandi's vision:
Ve o deniz kestanesinin ölümünden bir kaç ay sonra deniz yosunları büyümeye başladı.And within a few months after that sea urchin dying, the seaweed started to grow.
Çin'de büyüme başladı.Growth took off in China.
Ve elbette çok hızlı büyüyor, bazen büyüme sancıları oluyor.And of course, it's growing so fast, sometimes there's growing pains.
Geçen yıl bahsettiğim gibi, din ile büyümedim.As I mentioned last year, I grew up with no religion at all.
Bize bu hayatta büyümemiz için aslında ne gerektiğinin daha derin bir duygusunu verir.It gives us a deeper sense of what it actually takes for us to thrive in this life.
İnternet geçen yıllar içinde yavaş yavaş büyümeye devam etti.. Networkler ve protokoller birleşti...And the internet slowly grew up for several decades as networks and protocols merged
Bu arada, ben bir Essex çocuğuyum, doğma büyüme Essex, Birleşik KrallıkI was, by the way -- I'm an Essex lad, born and raised in Essex in the U.K.
Yani içimde yavaşça büyümekteydi.So it was the slow churn, if you will.
Seninle çok açık olacağım: iş büyüme fırsatları sayesinde bu işe baş koyduk.I'll be honest with you: we're into it because of business growth opportunities.
Amerika'da bol bulunur, ve ekonomimizin büyümesine yardım eder.He's abundant here in America, and he helps our economy grow.
Yabancı bir gökyüzünün altında, canlı organizmalar büyümektedir.Growing living structures under an alien sky ...
Bitkiler büyümeye ve çeşitlenmeye başladı, ağaçlara dönüştüler.Plants began to diversify and grew, turning into trees.
Büyümek probleme bir başka çözümdü, ancak büyüklüğün her zaman bir bedeli vardır.Growing big was another answer, but size always comes at a price.
Yukarı büyümek bir hayat biçimi halini aldı.Going upright became a lifestyle.
Tamam, ama Harry, büyümekte olan bir kızdan söz ediyoruz.Harry, all we're sayin' is, we're talkin' about a kid who's comin' into her own right now.
Fakat eksponansiyel büyümenin hızı esasen bilişim teknolojilerini tanımlayan şeydir.But the pace of exponential growth is really what describes information technologies.
Lineer ile eksponansiyel büyüme arasında büyük fark vardır.There is a big difference between linear and exponential growth.
Ve Moore Yasası, bilgisayarlara eksponansiyel büyümeği getiren ilk paradigma değildir.And Moore's Law was not the first paradigm to bring exponential growth to computing.
Eksponansiyel büyüme Gordon Moore daha doğmadan onlarca yıl önce başlamıştı.The exponential growth of computing started decades before Gordon Moore was even born.
Buyume oranini aciklayan denklem budur.So this is the equation that describes the growth pattern.
Son olarak, büyümeden bahsetmek istiyorum.Lastly, I want to talk about growth.
Teori diyor ki, eğer alt-lineer eğime sahipse o zaman sigmoidal bir büyümeye sahip oluruz.If it has this sublinear scaling, the theory says we should have sigmoidal growth.
Yani organizmanın sporun dışında ya da büyümeye başlıyor.So the organism is beginning to spore out or grow.
Ve Birleşik Krallık 100 senelik ekonomik büyüme yaşadı.And the U.K. had 100 years of economic growth.
Ben küçük işletmelerin büyümelerini ve başarılı olmalarını istiyorum.I want to make small businesses grow and thrive.
Benim yolum, küçük işletmelerin büyümesi ve iş olanakları sağlaması.My path is designed in getting small businesses to grow and hire people.\ CROWLEY:
Peki, ekonominin büyüme hızı?How about the growth of the economy?
Ne de geri dönmek için gerekli kaynakları yeniden tahsis ekonomiler için... reel büyüme.Nor will it reallocate resources needed to return economies to ... real growth.
Bu para yaratma ve henüz durgun GSYİH büyüme yakınındaki!All this money creation and yet near stagnant GDP growth!

İlgili Sayfalar