büyüme ile cümle

büyüme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu büyüme genellikle çok küçüktür, yılda sadece birkaç miliyay-saniye veya daha az olur.Je typicky velmi malý — jen několik úhlových milivteřin za rok nebo méně.
Diyabetin ortaya çıkma olasılığı büyümektedir.Narůstá hrůza z odhalení.
Jinekomasti, erkeklerde kadınsı meme büyümesi.V některých oblastech se věří v očarování muže ženou.
Ancak Çin'in tahmin ettiği bu tür büyümeyi hiç kimse muhafaza etmemişti.Nedalo se očekávat nic jiného než porážka Číny.
Ülke ekonomisi böylece yavaş yavaş büyümeye başladı.Počet obyvatel začal pozvolna růst.
Baymak fiili, büyümek ve gelişmek anlamına da gelir.Spinozy), ale také růst, rozmnožovat se a vyvíjet.
Neden büyümeme izin vermiyorsunuz?" şeklinde Barbados aksanıyla devam ediyor.Jestli jsi lesba – proč nemáváš vlajkou?", která odpovídají tomu, co média na Clarkson kritizují.
Turizmin gelişmesi, ülkenin ekonomisinin de büyümesini sağlamıştır.Díky turistickému ruchu se podařilo značným způsobem rozvinout ekonomiku celého regionu.
Çocukların uygun biçimde büyümelerini ve sağlıklı kalmalarını sağlardı.Rodiče tam synka skutečně našli zdravého a v pořádku.
Motorun perfonmansını arttırmak için motor çanı genişleyerek 7:1'den 27:1 oranına büyümekteydi.S novou hlavou motoru se zvýšil kompresní poměr na 7:1.
Kentleşme, kasaba ve şehirlerdeki büyüme ile birlikte 1700-1922 arasında hızla arttı.Urbanizace se zvýšila nejvíce v letech 1700 až 1922, kdy města rostla.
Bitkide büyümeyi sağlar.Může se pěstovat.
Olayların büyümesiyle Sarı-Siyahlı kulüp stadı ancak 20:30'dan sonra terk edebilmişlerdir.Kvůli silné sněhové bouři mohl stroj vzlétnout až v 21:18.
İhracatın %12'sini ise imalat sanayisi oluşturmakta ve her yılı %10'un üzerinde büyümektedir.Roční ztráty dobytka se různí od místa k místu a pohybují se od 1 % po více než 12 %.
Bu büyüme büyük ölçüde hem yabancı hem de yerli yatırımlar tarafından finanse edildi.Financování této stavby bylo zajištěno jak z domácích, tak i zahraničních zdrojů.
Küçük bir kızın büyümesini konu almıştır.Každá starší dívka dostala na starost jedno menší dítě.
Avsallar 1975 yılından itibaren turizmin gelişmesi ile hızla büyüme kaydetmiştir.Během 50. let 20. století se ale s příchodem turismu rychle rozrostla.
Ağaçların boyları kısa ve büyümeleri çok yavaştır.Nové stromy se špatně pěstují a rostou velice pomalu.
Ekonomistler, ürün piyasalarındaki reformlarda çok fazla büyüme görüyorlar.Economiștii pun mare parte din creștere pe seama reformelor piețelor de produse.
2013 yılı nüfus büyüme oranı %0,46 olarak tahmin edildi.Rata de creștere a populației, pentru 2013, este estimată la 0,46%.
Ekinlerin büyüme dönemi; ülkenin batı bölgelerinde 202 gün, doğu bölgelerinde ise 169 gündür.Sezonul agricol durează 202 zile în vestul țării și 169 în est.
Daha büyük tümörlerin büyümesi kemoterapi ve radyoterapi ile yavaşlatılabilir.Creșterea tumorilor mai mari poate fi încetinită prin chimioteraprie și radioterapie.
Birçok diğer Avrupa ülkesi gibi Beyaz Rusya'nın eksi nüfus artışı ve doğal büyüme oranı vardır.Ca și multe alte țări europene, Belarusul înregistrează scădere demografică și spor natural negativ.
Calgary'e olan yakınlığı, son birkaç yılda kent nüfusunun hızlı şekilde büyümesini sağlamıştır.Datorită apropierii sale de Calgary, populația orașului a explodat în ultimii ani.
Malnütrisyondan oluşan bodur büyüme, 1990 yılında %33,1'den 2010 yılında %9,9'a azaldı.Rata de piticire, o afecțiune cauzată de malnutriție, a scăzut de la 33,1% în 1990 la 9,9% în 2010.
Bu politikalar bölgenin ekonomik büyümesini sınırladı.Această opoziție a frânat dezvoltarea economică a provinciei.
Prostat büyümesinden korunmak için nasıl beslenmek gerekir?.Apicultura este interzisă ca mijloc de a proteja flora abundentă.
Risk almanın çeşitli psikolojik yönleriyle araştırılması büyümekte olan bir alan haline gelmiştir.O creștere în zona de cercetare a fost de a examina diverse aspecte psihologice ale riscului.
Önemli olan tek şey büyümedir.Era singurul mod de a crește.
Yapılan elçilik binaları da yukarı kısmın büyümesinde etkili olmuştur.Atunci importanța locuinței pe care și o pregătise împărăteasa crescu.
2011 yılında Bulgaristan’da yıllık ekonomik büyüme % 1,7 olmuştur.În anul 2010, economia Irakului a avut o creștere de 7,9%.
Ekip gittikçe büyümektedir.Trupa este într-o continuă creștere.
Bu büyüme genellikle çok küçüktür, yılda sadece birkaç miliyay-saniye veya daha az olur.Aceasta ar putea fi foarte mică — doar câteva milisecunde de arc într-un an, sau chiar mai puțin.
Bu yüzden hep küçük ve asla büyümez.De când e se tot vorbește și deloc nu îmbătrânește.
İşi gittikçe büyümeye başladı.Dar acestea încep să crească din ce în ce mai mari.
1970'lerde büyüme hızı yavaşlamaya başladı.În anii '70 s-a dezvoltat într-un ritm accelerat.
Kesme dişlerinin kökü yoktur ve ömürleri boyunca büyümeye devam eder.Deoarece incisivii nu au rădăcini, ei cresc mereu.
Çocukların büyümesi için E vitamini gereklidir.Tatal trebuie să sprijine creșterea copiilor.
Ekonomik büyüme 2004 yılında %5,1'e yükseldi ve 2005 yılında %5,6'ya ulaştı.Rata migrației în localitate reprezintă 4% și a crescut cu 5,6% în 2011 față de 2008.
Endüstrinin büyümesi ile radikal hareketler de ayrıca çoğalıyordu.Odată cu dezvoltarea industriei, au apărut și mișcările radicale.
Bu çılgınca büyüme 1873'te bütün dünyayı saran ekonomik bunalımla sona erdi.La nivel national panica din 1873 , de asemenea, încetinit de redresare economică.
Bu uydu evrenin büyüme hızlanması oranını daha belirgin hale gelmesi sağlayacaktır.Aceasta este un indiciu ce sugerează că expansiunea universului accelerează.
Sanayinin büyüme oranı yaklaşık %1.5'tir.Producția agricolă a crescut abia cu 1.5%.
Bu sırada desteklerde büyümekteydi.În perioada domniei sale a fost sprijinit de fanarioți.
11 yaşında kendisine büyüme hormonu eksikliği teşhisi konuldu.11 éves korában növekedésihormon-hiányt diagnosztizáltak nála.
Her iki olayda da üç evre görülür ; çoğalma, büyüme ve olgunlaşma.SU(2) esetén hármat, SU(3) esetén nyolcat, általában SU(n) esetén n²-1-et.
Peter Pan, büyümeyi reddeden haylaz bir çocuktur.Pán Péter egy repülő kisfiú, aki nem akar felnőni.
Ülke ekonomisi böylece yavaş yavaş büyümeye başladı.Az ország gazdasága lassan fejlődni kezdett.
Çocuklarda yavaş büyümeye ve öğrenme güçlüğüne neden olabilir.Gyermekeknél gyenge növekedést és tanulási nehézségeket okozhat.
Turizmin gelişmesi, ülkenin ekonomisinin de büyümesini sağlamıştır.A turizmus növekedése hozzájárul a térség fejlődéséhez is.
Cumhurbaşkanı doğma büyüme Finlandiya vatandaşı olmalıdır.A finn alkotmány szerint az elnöknek születésével finn állampolgárnak kell lennie.
Sonrasında büyüme yavaşlamıştır.Ezután a növekedés üteme lelassult.
Bu da yıllık %38'lik bir büyümeye denk geliyor.Ez évi 38%-os inflációt jelentett.
1976 yılında yıllık ortalama GSYİH büyümesi kabaca %5.9 idi.1976-ben a GDP átlagos éves növekedése 5% volt.
Büyümekle ilgili bir hikaye."Kattints a nagyításért."
Büyümenin ikinci evresi logaritmik faz (log fazı) veya üssel faz olarak adlandırılır.A második növekedési szakasz a logaritmikus fázis, más néven exponenciális fázis.
1970'lerde büyüme hızı yavaşlamaya başladı.Az 1970-es években a növekedés lelassult.
Diyabetin ortaya çıkma olasılığı büyümektedir.A valószínűségi ráta növekedni látszik.
Birincil metabolit normal büyümede, gelişmede ve üremede doğrudan bulunan bir metabolit çeşididir.Az elsődleges metabolitok közvetlenül szerepet kapnak a növény növekedésében, fejlődésében, szaporodásában.
Renji ve Rukia ayrı büyümeye başladılar ve bu arada Renji eğitimini arttırdı.Riki és Rin elfelejtik, hogy mi történt, de közben erősebbek lesznek mások segítésével.

İlgili Sayfalar