büyüme ile cümle

büyüme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu 2006 yılında %5'lik bir büyümeyi göstermektedir.Dat is 15% meer dan in 2006.
İşi gittikçe büyümeye başladı.Zijn oeuvre groeide gestaag.
Yıllık büyüme önceden olduğu gibi %2'lerde kaldı.Het verschil tussen twee graden bleef even groot als voorheen.
Bu süreç hala devam etmektedir ve kumullar günümüzde de yavaş olarak büyümektedir.Dit proces herhaalt zich en zo wordt het koraal steeds groter.
Meme dokusundaki büyüme ender olarak puberte öncesinde olmakla bereber en sık puberte sonrası oluşmaktadır.Na dit trigger event is het verlangen meestal latent aanwezig totdat de puberteit intreedt.
Ancak şirketin büyümeye başlamasıyla beraber yeni IT personelleri de işe alınır.Naast directe verkoop houdt men zich ook bezig met het aanwerven van nieuwe leden.
Tüccar sınıfının büyümemesi için çaba gösterilmiştir.De organisatiegraad van de koopmansklasse nam toe.
Büyümeye yardımcı olmaz."Ik word niet volwassen.
Bu ülke ekonomisinin 2013 yılında büyüme gerçekleştireceği düşünülmektedir.Volgens de planning zal deze in 2013 in productie komen.
Bu sırada desteklerde büyümekteydi.Daar wachtte hij op versterkingen.
Popüler olan çalışmalarından biri 1972'de Büyümenin Sınırları adıyla yayınladıkları kitaptır.Ze is bekend als auteur van Grenzen aan de groei uit 1972.
Bitki 10 metreye kadar büyüme kapasitesine sahiptir.De plant groeit tot een hoogte van circa 10 m.
Yılda %4'lük bir büyüme oranı yakalanmıştır.De groei is 4% per jaar.
Volkanlardan çıkan lavdan dolayı alan olarak hep büyümektedir.Het eiland groeit als gevolg van vulkanisme nog steeds aan.
Elde edilen bu şeker daha sonra bitkinin büyümesi için kullanılır.Deze suikers gebruikt de plant weer om te groeien.
Çoğu Fransa'ya giden muz ihracatı büyümektedir.Nog steeds wordt hier de meerderheid van de in Frankrijk gemaakte paraplu's gemaakt.
11 yaşında kendisine büyüme hormonu eksikliği teşhisi konuldu.Reeds op jonge leeftijd werd groeihormoondeficiëntie vastgesteld bij hem.
Taş hemen ısınmaya ve büyümeye başlar.Dan begint men ook de heide te ontginnen en bebossen.
Büyümekten korkuyorum.Ik ben bang om volwassen te worden.
Bununla birlikte, otomobil endüstrisi yol yapımından daha hızlı bir oranda büyümekte idi.W tym samym czasie, przemysł samochodowy rozwijał się szybciej, niż postępowała budowa dróg.
Büyüme faktörleri ve sitotoksik faktörler de ayrıca salınabilir.Czynniki wzrostowe i cytotoksyczne również mogą być uwolnione.
Kesme dişlerinin kökü yoktur ve ömürleri boyunca büyümeye devam eder.Ich trzonowce nie mają korzeni i rosną ciągle jak kły.
Üzeyir büyüdeki içinde yanan ateşte büyümektedir.Kiedy zasnęła, bóg umieścił ją w zamku, wokół którego rozpalił ogromne płomienie.
Turizm büyümektedir.Rozwija się turystyka.
Havalimanındaki ilave olarak yapılan büyümenin yeni uydu terminalleriyle 2012'de bitmesi planlanmıştır.Przełomem w rozwoju lotniska było oddanie do użytku w maju 2012 roku nowego terminala pasażerskiego.
Peter Pan, büyümeyi reddeden haylaz bir çocuktur.Głównym bohaterem jest tytułowy Piotruś Pan, psotny chłopiec, który nie chce dorosnąć.
2009 küresel mali krizinden bu yana, Polonya GSYİH'sı büyümeye devam etti.Od roku 2009 podobnie jak w całej Polsce poziom bezrobocia ponownie rośnie.
İlk 15-20 yıl çok hızlı büyür sonraki yıllarda 75-100 yaşlarında büyüme yavaşlar.Początkowo rośnie szybko, po 15-20 latach tempo wzrostu maleje.
Ailesi iki kız çocuğu ile büyümekteydi.Wychowywał się z dwiema młodszymi siostrami.
Bu kitabın ana konusu ekonomik büyümedir.Najważniejsze prace tego ekonomisty dotyczą wzrostu gospodarczego.
Belgrad'ın büyümesiyle birlikte şehir bu kasabaları yutmuştur.Choroby te, wraz z występującą w Belize malarią, zdziesiątkowały ludność regionu.
Aynı şekilde, tüm organizmalar, benzer büyüme süreçleri geçirirler.Podobnie zresztą, jak cały dorosły organizm.
Tayvan ve Hong Kong, 1990'lı yıllara kadar hızlı bir büyüme yaşadı.W Indiach i Sri Lance był gatunkiem licznym do lat 90.
Üniversiteler Ekonomik Büyümeye Nasıl Katkıda Bulunur.Edukacja jako część rozwoju gospodarczego.
Çocukların uygun biçimde büyümelerini ve sağlıklı kalmalarını sağlardı.Dbał on o zdrowie i prawidłowy wzrost dzieci.
Turizmin gelişmesi, ülkenin ekonomisinin de büyümesini sağlamıştır.Ostatnio wzrasta rola turystyki w rozwoju gospodarczym kraju.
O gücün büyümesini ruhların bir bütün olarak büyümesiyle olacağına inanır.Jest on przekonany, że dedukcja się uda, jeśli pojmiemy absolut jako ducha, rozwijającego się z siebie.
Yapraklar uç kısımdan çürür ve tabandan büyümeye devam eder.Ma palący smak i rośnie tylko pod bukami.
Karaçi'nin nüfusu büyümeye devam ediyor.Liczba ludności Pabianic rosła nieustannie.
Büyüme hücrelerini uyarır.Prowadził badania nad mechanizmami wzrostu komórek.
Giberellinlerin esas etkisi, bitkilerin boyuna büyümesini sağlamaktır.Działanie morfaktyn polega na ogólnym zahamowaniu wzrostu roślin.
Ekonomik alanda da Zimbabve 1980'den 1989 yılına kadar yıllık olarak %4,47 düzeyinde büyüme göstermiştir.W porównaniu z 1983 rokiem rosła ona średnio o 4,97% rocznie.
Şehrin yüksek ekonomik büyüme oranı çok sayıda yatırımcı çekmiştir.Za jego kadencji nastąpił znaczny wzrost dobrobytu miasta, zrealizowano wiele inwestycji.
Çoktan doğmuş yavru annenin kesesini terk ettiğinde büyümeye devam eder.Potomstwo opuszcza terytorium rodziców, gdy dorośnie.
11 yaşında kendisine büyüme hormonu eksikliği teşhisi konuldu.W wieku 11 lat zdiagnozowano u niego karłowatość przysadkową.
Tenimin tüyleri büyümemişken, denizde yatarak dilediğimi tutarım ben, sevdiğimi yerim ben.Kto spożywa moje Ciało i Krew moją pije, trwa we Mnie, a Ja w nim.
1963 yılında ikinci köprünün açılmasıyla hızla büyümeye başlamıştır.W 1933 roku nastąpiło otwarcie drugiego mostu przez Wisłę.
Dikenleri büyümeye başladığında keseyi terk eder ama yedi ay boyunca annesinden süt emmeye devam eder.Po 3 tygodniach młode zaczynają skubać trawę, ale nadal pobierają mleko matki.
GSYİH büyümesi 2000 yılında ilk kez kaydedilmiş ve bu sekiz yıl boyunca devam etmiştir.Tym razem serial odniósł duży sukces i był emitowany przez 8 lat.
Bu da yıllık %38'lik bir büyümeye denk geliyor.W następnym roku zanotowano 38% wzrost.
Abenomikler şimdiye kadar Japonya ekonomisini düşük ve istikrarsız büyüme oranına ulaştırdı.Inwestorzy postrzegali Rosję jako kraj coraz mniej stabilny ekonomicznie.
Hastalığın seyrini değiştiremese de bazı tedaviler saç büyümesini artırabilir.W przypadku kobiet karmiących piersią, odrost włosów może trwać dłużej.
Hayatı boyunca obeziteyle mücadele etti ve kalp büyümesi nedeniyle yaşamını yitirdi.Choroba, z którą walczył przez całe życie, w końcu wzięła górę.
Caroline, henüz on yaşındayken, tifüse yakalanmış ve bu büyümesini durdurmuştur.Vid tio års ålder drabbades Caroline av tyfus och stannade i växten.
Bu büyüme genellikle çok küçüktür, yılda sadece birkaç miliyay-saniye veya daha az olur.Denna tillväxt är dock mycket liten, endast någon enda millibågsekund per år eller mindre.
Anaerobik organizma, büyümek için oksijene ihtiyaç duymayan organizma.Anaerob En organism som inte kräver syre för tillväxt.
Cumhurbaşkanı doğma büyüme Finlandiya vatandaşı olmalıdır.För att vara valbar som republikens president skall man vara infödd finländsk medborgare.
2008 yılında Fas büyüme oranı yaklaşık %6,5 idi.Idag ligger tillväxten på runt 6,5 procent per år.
Bu evrede üssel büyüme olur.Kapitalet i lådan växer.
Peter Pan, büyümeyi reddeden haylaz bir çocuktur.Det handlar en pojke som heter Peter Pan och som inte vill bli vuxen.

İlgili Sayfalar