büyükanne ile cümle
büyükanne kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış."Γιαγιάδες;" Ο υπουργός δεν μπορούσε να πιστέψει στ' αυτιά του.
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış."Баби?" Той не можеше да повярва какво се случва.
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış."Бабусі?" Міністр не вірив своїм вухам.
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış."Бабушки?" Министр не мог поверить в то, что происходило.
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış."סבתות?" השר לא האמין למשמע אוזניו.
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış."جدات؟" لم يصدق الوزير الذي يحدث
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış.「どこでそんな技術を覚えたんだ?」「インドです」
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış.「阿婆?」首相難以置信
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Amikor a nagymamámra gondoltam, persze, hogy neki minden unokája különleges.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Când mă gândesc la bunica mea, desigur că ea credea că toţi nepoţii ei erau deosebiţi.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Když jsem přemýšlel o babičce, určitě věřila, že má výjimečná vnoučata.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Kiedy myślę o swojej babci, oczywiście uważała, że wszystkie jej wnuki są wyjątkowe.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.제 할머니는 물론 그녀의 모든 손자손녀들이 특별하다고 생각하시죠.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Mỗi khi nghĩ về bà ngoại tất nhiên tôi biết bà cho rằng tất cả những đứa cháu đều đặc biệt.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.När jag tänker på mormor står det klart att hon naturligtvis ansåg att alla hennes barnbarn var speciella.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Natürlich würde meine Großmutter all ihren Enkeln sagen, sie seien etwas Besonderes.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Natuurlijk vond mijn grootmoeder dat al haar kleinkinderen bijzonder waren.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Pienso que mi abuela naturalmente creía que todos sus nietos eran especiales.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Quand j'ai pensé à ma grand-mère, bien sûr, elle pensait que ses petits-enfants étaient tous spéciaux.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Quando penso na minha avó, ela achava que todos os netos eram especiais.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Ripensando a mia nonna, è ovvio che pensasse che tutti i suoi nipoti fossero speciali.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Όταν σκέφτηκα τη γιαγιά μου, φυσικά πίστευε ότι όλα της τα εγγόνια ήταν ξεχωριστά.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Когато си мисля за баба ми, разбира се тя би смятала всичките си внуци за специални.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Подумав, я понял, конечно, бабушка считала всех своих внуков особенными.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.כשחשבתי על סבתא שלי, כמובן שהיא חושבת שכל הנכדים שלה מיוחדים.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.عندما فكرت بجدتي ، بالطبع كانت تعتقد بأن جميع أحفادها مميزون.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.孫全員を特別と考えるでしょう 祖父は 禁酒法時代には 刑務所にいました
Büyükannemin dişleri... ...onları bilerek bıraktın, değil mi? Hastanede turp yiyemesin diye.Le dentier de mamie... tu l'as enlevé de ses affaires... pour qu'elle ne mange pas de navet à l'hospice ?
Büyükannemin dişleri... ...onları bilerek bıraktın, değil mi?Omas Gebiss ... Du hast es absichtlich behalten, oder?
Büyükannemin dişleri... ...onları bilerek bıraktın, değil mi?Proteza bunicii... Ai lãsat-o în urmã intenþionat, nu-i aºa?
Büyükannemin dişleri... ...onları bilerek bıraktın, değil mi?Sztuczna szczęka babci... Zostawiłaś ją celowo, prawda?
Büyükannemin dişleri... ...onları bilerek bıraktın, değil mi?Τη μασέλα της γιαγιάς... Την άφησες πίσω επίτηδες, έτσι δεν είναι;
Büyükannemin doğruladığı istatistik olduğu zaman.비로소 제가 통계를 믿게 되었죠.
Büyükannemin doğruladığı istatistik olduğu zaman.כשזו סטטיסטיקה "מאומתת סבתא"
Büyükannemin doğruladığı istatistik olduğu zaman.عندما تكون مصدق عليها من قبل جدتي!
Büyükannemin doğruladığı istatistik olduğu zaman.(笑)
Büyükannemin durumu... kritik.Babcia jest... krytyczna?
Büyükannemin durumu... kritik.Bunica e... în stare criticã?
Büyükannemin durumu... kritik.Mamie est dans un état cinétique ?
Büyükannemin durumu... kritik.Oma ist ... kritisch?
Büyükannemin durumu... kritik.Η γιαγιά είναι... κρίσιμα;
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Eu caminhava pelas florestas das histórias dos meus avós.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Ich spazierte durch die Wälder der Geschichten meiner Großmutter.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Ik wandelde door de bossen uit de verhalen van mijn grootmoeder.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Jag vandrade i skogen som min mormor berättat om.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Je marchais à travers les forêts des contes de ma grand-mère.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.저는 제 할머니가 저한테 들려주시던 여러 이야기에 나오는 숲속을 걸으며 많은 시간을 보냈지요.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Mă plimbam prin pădurile din basmele bunicii mele.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Nagyanyám meséinek erdőiben sétáltam.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Passeggiavo nelle foreste dei racconti di mia nonna.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Prechádzala som sa morom príbehov mojej starej mamy.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Procházela jsem se lesy příběhů mojí babičky.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Saya berjalan melewati hutan dari dongeng nenek saya.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Szłam przez lasy z opowiadań mojej babci.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Tôi đang đi bộ qua những khu rừng trong những câu chuyện của bà tôi.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Yo caminaba por los bosques de los relatos de mi abuela.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Περπατούσα στα δάση των ιστοριών που μου έλεγε η γιαγιά μου.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Разхождах се през горите, за които баба ми ми беше разказвала.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Я гуляла лісом із казок моєї бабусі.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Я гуляла по лесам из рассказов моей бабушки.