büyükanne ile cümle
büyükanne kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
4
ORT. KELİME
Büyükannemden öğrendim.저는 사실 그것을 제 할머니로 부터 배웠지요.
Büyükannemden öğrendim.Lo aprendí de mi abuela.
Büyükannemden öğrendim.Nauczyłem się tego właściwie od swojej babci.
Büyükannemden öğrendim.Na verdade, aprendi isto com a minha avó.
Büyükannemden öğrendim.Ukázala mi to babička.
Büyükannemden öğrendim.Για την ακρίβεια έμαθα για την ταυτότητα από τη γιαγιά μου.
Büyükannemden öğrendim.Всъшност, научих за това от баба си.
Büyükannemden öğrendim.Моя бабушка научила меня этому.
Büyükannemden öğrendim.למעשה למדתי על זה מסבתי.
Büyükannemden öğrendim.ولكن تعلمت هذا من جدتي.
Büyükannemden öğrendim.私は 伝統的に女家長が力を持っている
Büyükannem de odanın karşısında oturup bana bakıyordu.A babička sedí naproti a zírá na mě.
Büyükannem de odanın karşısında oturup bana bakıyordu.A minha avó estava sentada ao fundo da sala a olhar-me fixamente.
Büyükannem de odanın karşısında oturup bana bakıyordu.Bunica mea stătea în capătul celălalt al camerei şi se uita fix la mine.
Büyükannem de odanın karşısında oturup bana bakıyordu.És a nagymamám a szoba másik végében ült, és engem nézett.
Büyükannem de odanın karşısında oturup bana bakıyordu.Et ma grand-mère était assise de l'autre côté de la pièce et me regardait fixement.
Büyükannem de odanın karşısında oturup bana bakıyordu.그런데 제 할머니가 방 건너편에서 저를 유심히 처다보고 계셨죠.
Büyükannem de odanın karşısında oturup bana bakıyordu.Meine Großmutter saß am Ende des Zimmers und starrte mich an.
Büyükannem de odanın karşısında oturup bana bakıyordu.Mi abuela estaba al otro lado de la sala y me miró fijamente.
Büyükannem de odanın karşısında oturup bana bakıyordu.Mijn oma zat aan de andere kant van de kamer en staarde me aan.
Büyükannem de odanın karşısında oturup bana bakıyordu.Och min mormor satt i andra änden av rummet och betraktade mig.
Büyükannem de odanın karşısında oturup bana bakıyordu.W pokoju siedziała babcia, wpatrywała się we mnie.
Büyükannem de odanın karşısında oturup bana bakıyordu.Η γιαγιά μου καθόταν στην άλλη άκρη του δωματίου κοιτάζοντάς με επίμονα.
Büyükannem de odanın karşısında oturup bana bakıyordu.А баба ми седеше срещу мен в стаята и се взираше в мен.
Büyükannem de odanın karşısında oturup bana bakıyordu.Моя бабушка сидела в противоположном углу и пристально наблюдала за мной.
Büyükannem de odanın karşısında oturup bana bakıyordu.וסבתי ישבה בצד השני של החדר ובהתה בהם.
Büyükannem de odanın karşısında oturup bana bakıyordu.وكانت جدتي تجلس في طرف الغرفة تراقبني.
Büyükannem de odanın karşısında oturup bana bakıyordu.私をじっと見ていました 最初は これは何かの遊びと思っていたので
Büyükannem ev hanımıydı.A minha avó era dona de casa.
Büyükannem ev hanımıydı.A nagyanyám háztartásbeli volt.
Büyükannem ev hanımıydı.Bà tôi làm nội trợ.
Büyükannem ev hanımıydı.Bunica mea era casnică.
Büyükannem ev hanımıydı.제 할머님은 주부셨죠.
Büyükannem ev hanımıydı.Ma grand-mère était femme au foyer.
Büyükannem ev hanımıydı.Meine Großmutter war Hausfrau.
Büyükannem ev hanımıydı.Mi abuela era ama de casa.
Büyükannem ev hanımıydı.Mia nonna era casalinga.
Büyükannem ev hanımıydı.Mijn grootmoeder was een huisvrouw.
Büyükannem ev hanımıydı.Min mormor var hemmafru.
Büyükannem ev hanımıydı.Η γιαγιά μου ήταν νοικοκυρά.
Büyükannem ev hanımıydı.Моя бабуся була домогосподаркою.
Büyükannem ev hanımıydı.Моя бабушка вела домашнее хозяйство.
Büyükannem ev hanımıydı.סבתי היתה עקרת-בית.
Büyükannem ev hanımıydı.جدتي كانت ربة منزل
Büyükannem ev hanımıydı.でもそんな生活に トランスフォーマーやスヌーピー
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış."¿Abuelas?" El ministro no podía creer lo que estaba sucediendo.
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış."Avós?" O ministro não podia acreditar no que estava a acontecer.
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış."Babcie?" Nie mógł uwierzyć.
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış."Babičky?" Ministr tomu nemohl uvěřit.
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış."Bedstemødre?" Ministeren kunne ikke tro det, der foregik.
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış."Bunicile?" Ministrul nu putea să creadă ce se întâmplă.
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış."Cụ bà?" Vị bộ trưởng không thể tin những gì đang xảy ra.
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış."Des grands-mères?" Le ministre ne pouvait pas en croire ses yeux.
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış."Grossmütter?" Der Minister konnte nicht glauben, was passierte.
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış."Isoäitiä?" Ministeri ei voinut uskoa mitä oli tapahtumassa.
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış."할머니라고?" 그 장관은 무슨 일이 일어났는지 믿을 수 없었죠
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış."Nagymama?" A miniszter nem akart hinni a fülének.
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış."Nenek-nenek?" Sang menteri tidak dapat mempercayai apa yang terjadi.
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış."Nonne?" Il ministro non riusciva a credere a quello che stava succedendo.
"Büyükanne mi?" Bakan olanlara inanamamış.'Oma's?' De minister kon niet geloven wat er gebeurde.