büyükanne ile cümle

büyükanne kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Picardo'nun büyükannesi İspanyoldur.Fedorovin äidinkieli on ruotsi.
1997'de Yahudi dedesi ve büyükannesinin Auschwitz'de öldüğünü öğrendi.Hänen äitinsä ja isoäitinsä kuolivat Auschwitzissa.
Büyükbabası ve büyükannesinin yanında büyüdü.Hän kasvoi isoäitinsä kanssa.
Büyükanne Jojo'dan hoşlanmaktadır.Hänen äitinsä oli Johanna Nöjd.
Erken yaşta, büyükanne Harriett ile birlikte yerel kilise koro ile ilgileniyordu.Από νεαρή ηλικία, συμμετείχε στην τοπική εκκλησιαστική χορωδία με τη γιαγιά της Harriett.
Bu kadınlardan biri Vladimir Monomakh'ın büyükannesidir.Μια από αυτές της γυναίκες ήταν γιαγιά του Βλαδίμηρου Μονομάχου.
Eğitimini tamamladıktan sonra büyükannesi ile yaşamak için Saratov şehrine taşındı.Μετά την ολοκλήρωση των σπουδών της, γύρισε πίσω στο Σαράτοφ, να ζήσει με τη γιαγιά της.
Sahne adı olan Eva Rivas ismini, bir Yunan olan büyük-büyükannesinden aldı.Έχει το ψευδώνυμο «Γέβα Ρίβας» παρμένο από την Ελληνίδα προγιαγιά της.
Büyükannem ve büyükbabam bana Shoah (Yahudi soykırımı) ile ilgili hikayeler anlattılar.Μεγάλες προσωπικότητες και συγγραφείς έχουν μιλήσει για την Χάκα.
Bunlar; "Öldürme Maskesi", "Büyükanne Maskesi" ve "Güzel Kadın Maskesi"'dir.«Ο μεγάλος τραγουδιστής», «η γιαγιά» και η «δεσποινίς Κατεχάκη».
Büyükannesinin evinde yaşar.Το σπίτι της θείας.
O benim büyükannem.Αυτή είναι η γιαγιά μου.
Sahne adı olan Eva Rivas ismini, bir Yunan olan büyük-büyükannesinden aldı.Hun tog sit kunstnernavn Eva Rivas efter hendes græske oldemor.
Büyükbabası ve büyükannesinin yanında büyüdü.Han voksede op hos sin mor og morfar.
İsmi büyükannesi Deanne'dan gelir.Pigens mellemnavn er fra Deans farmor.
Büyükannesinin görevini devralmıştır.Moderen fik forældremyndigheden.
Annesi ve büyükannesi de zamanında modellik yapmıştır.Både faderen og moderen var udøvere af tidens skønvirkestil.
İlk kez beş yaşındayken büyükannesi ona bir akordiyon verdi ve çalmayı öğretti.Da han blev femten år, fik han sit eget klaver, og han lærte selv at spille på det.
Büyükannesinin evinde yaşar.Hun bor hos hendes bedsteforældre.
O ve mürettebat Nate'in büyükannesine gidiyor, bir gölge ile karşılaşıyor ve kovalamakta, ancak boşuna.Han og mannskapet til Nates bestemor møter en skygge og jager den, men til ingen nytte.
Sahne adı olan Eva Rivas ismini, bir Yunan olan büyük-büyükannesinden aldı.Hun tok sitt kunstnernavn Eva Rivas etter sin greske oldemor.
Baba sözcüğü çoğu Slav dillerinde "yaşlı kadın" ya da "büyükanne" anlamına gelir.Baba betyr «gammel dame» eller «bestemor» på de fleste slaviske språkene.
(Dün büyükanne ve büyükbabamı ziyaret ettim.)De gikk for å besøke din bestemor.)
Annesi ve büyükannesi de zamanında modellik yapmıştır.Kakek dan nenek mereka juga telah tampil di beberapa waktu.
Riemann, 1840 yılında büyükannesi ile yaşamak ve Lyceum'u ziyaret etmek için Hanover'e gitti.Pada 1840 Bernhard pergi ke Hanover untuk tinggal dengan neneknya dan mengunjungi Lyceum.
Etkilendiği en büyük etkenlerden biri piyanist büyükannesiydi.Salah satu pengaruh terbesar yang membimbing minatnya sebagai pianis adalah neneknya.
Kanna: Katara'nın ve Sokka'nın büyükannesidir.Kanna adalah nenek Katara dan Sokka yang tinggal di kutub selatan.
Edinburgh Dükü Prens Philip'in büyükannesidir.Ia juga bibi dari Pangeran Philip, Adipati Edinburgh.
Baba sözcüğü çoğu Slav dillerinde "yaşlı kadın" ya da "büyükanne" anlamına gelir.Baba berarti "wanita tua" atau "nenek" yang digunakan dalam bahasa Slavia.
1997'de Yahudi dedesi ve büyükannesinin Auschwitz'de öldüğünü öğrendi.Pada akhir masa remajanya, ia mengetahui bahwa nenek pihak ayahnya adalah Yahudi dan meninggal di Auschwitz.
Büyükannesinin evinde yaşar.Saya pergi ke rumah nenek?
Karşılaşma esnasında Katara'nın büyükannesi Kanna'nın, Pakku'nun gençlik aşkı olduğu ortaya çıkar.Pada waktu muda, ia mencintai nenek Katara, yaitu Kanna, dan mereka bertunangan.
Küçüklüğünde büyükannesini ve büyükbabasını gerçek annesi ve babası olduğunu zannetti.Di sana, ayah dan ibu kandungnya sempat dikira kakek dan neneknya.
Ödülünü Mayıs 2004'te ölen büyükannesi Annie Hoffman'a adadı.Anh dành giải thưởng để tưởng nhớ người bà đã mất vào tháng 4/2004, Annie Hoffman.
Büyükannesi Helen Horton, Amerikalı aktristir.Bà của cô, Helen Horton, là một nữ diễn viên người Mỹ.
Büyükannem ve büyükbabam bana Shoah (Yahudi soykırımı) ile ilgili hikayeler anlattılar.Câu chuyện ông bà tôi thường kể về Shoah.
Riemann, 1840 yılında büyükannesi ile yaşamak ve Lyceum'u ziyaret etmek için Hanover'e gitti.Vào năm 1840 Bernhard đến Hanover để sống với bà ngoại và thăm Lyceum.
Büyükanne Jojo'dan hoşlanmaktadır.Tôi thực sự thích JoJo.
Kavabata, Osaka'da doğdu ve iki yaşında yetim kaldığından büyükbaba ve büyükannesi yanında yaşadı.Kawabata sinh ở Osaka, mồ côi từ năm lên 2, từ đó cậu bé và chị sống cùng ông bà ngoại.
Büyükannem gibi biraz.Con gái hay nổi loạn giống mẹ.
Şimdi ruhsal dengeleri bozuk olduğu için Neville, büyükannesi Augusta Longbottom ile yaşamaktadır.Neville sống với bà nội là Augusta Longbottom.
Oyun oynamayı sever, ve sık sık büyükannesinin dükkânını onun için izlemektedir.Cậu yêu game, và thường xuyên trông hàng giùm bà.
Ailesi babası, annesi, büyükannesi ve bir ablasından oluşur.Gia đình cô bao gồm cha, mẹ, bà và một chị gái.
Filmde küçük bir kız çocuğu; büyükannesine okuma gözlüğü olarak bir büyüteç armağan eder.Ông đã gửi phiên bản vẽ trong studio nhỏ hơn cho mẹ và em gái của mình như một món quà.
1930'da hâla yetmişlerinde görünürken, büyükannesi huzurevinde yaşayan Daisy (Fanning) ile tanışır.Tại lễ Tạ ơn năm 1930, Benjamin gặp một bé gái 6 tuổi tên là Daisy, bà của Daisy sống trong viện dưỡng lão.
Daha sonra da ona şarkı söylemeyi yasaklayan katı büyükannesi ile yaşamaya başlamıştır.Tuy vậy, bà nội chị cấm cản chị không cho đi hát.
Bakımını büyükbabası ve büyükannesi üstlenmiştir.Bổn phận với bề trên, và bà con.
Picardo'nun büyükannesi İspanyoldur.Mẹ của Pouille là người nói tiếng Thụy Điển ở Phần Lan.
Ben, annem, babam, büyükannem ve büyükbabam gün batarken çölde ilerliyorduk.「僕が発見した最初の死だった...僕と母と父、そして祖母に祖父は夜明けに砂漠を通っていた。
Baba tarafından büyükbabası Jamaikalı ve büyükannesi ise İsveçlidir.父方の祖父はジャマイカ人、祖母の一人はスウェーデン人。
Büyükannesinin evinde yaşar.叔母の家に住んでいる。
Büyükannesini de çok seven Sheldon, kendisine Ayçöreği diye seslenmesini çok sever.祖母もシェルドンを大変可愛がっており、彼を「ムーン・パイ」と呼んでいるらしい。
Etkilendiği en büyük etkenlerden biri piyanist büyükannesiydi.一番影響を受けたのは画家のおおた慶文。
(Dün büyükanne ve büyükbabamı ziyaret ettim.)」(昔々、お爺さんとお婆さんがいたそうだ。
Bu tel büyükannesinin saçıdır.響の髪型は祖母譲り。
Melinda büyükannesinden kalan bir yeteğini vardır.メリナ 幹部娘の1人。
Büyükannesi Helen Horton, Amerikalı aktristir.ヘレン・ホートン – アメリカの女優。
Büyükannem namazını kılıyor, sonra evin önünde oturuyor.義母の言いつけに従い、あくまで上原家に居座ろうとする。
Oyun oynamayı sever, ve sık sık büyükannesinin dükkânını onun için izlemektedir.ゲーム好きで、よく大介の家に通っているらしい。
Ailece İngiltere'deki büyükanne Wendy'i ziyarete gittiklerinde, çocukları Kaptan Hook tarafından kaçırılır.そんな一家が妻の祖母・ウェンディのいるイギリスに里帰りした晩、子供たちが何者かに誘拐されてしまう。

İlgili Sayfalar