büsbütün ile cümle
büsbütün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bizi büsbütün attıysan, Bize çok öfkelenmiş olmalısın.Denn du hast uns verworfen und bist allzusehr über uns erzürnt.
Bizi büsbütün attıysan, Bize çok öfkelenmiş olmalısın.Eller har du alldeles förkastat oss? Förtörnas du på oss så övermåttan?
Bizi büsbütün attıysan, Bize çok öfkelenmiş olmalısın.Eller har du helt stødt os bort, er din Vrede mod os uden Ende?
Bizi büsbütün attıysan, Bize çok öfkelenmiş olmalısın.For skulde du rent ha forkastet oss? Skulde du være så storlig vred på oss?
Bizi büsbütün attıysan, Bize çok öfkelenmiş olmalısın.주께서 우리를 아주 버리셨사오며 우리에게 진노하심이 특심하시니이다
Bizi büsbütün attıysan, Bize çok öfkelenmiş olmalısın.Mert bizony-bizony megvetettél minket; megharagudtál ránk felettébb!
Bizi büsbütün attıysan, Bize çok öfkelenmiş olmalısın.Nebo zdali všelijak zavržeš nás, a hněvati se budeš na nás velice?
Bizi büsbütün attıysan, Bize çok öfkelenmiş olmalısın.Nhưng Ngài lại bỏ hết chúng tôi, Ngài giận chúng tôi quá lắm.
Bizi büsbütün attıysan, Bize çok öfkelenmiş olmalısın.Nhưng_Ngài lại bỏ hết chúng_tôi , Ngài giận chúng_tôi quá_lắm .
Bizi büsbütün attıysan, Bize çok öfkelenmiş olmalısın.Nous aurais-tu entièrement rejetés, Et t`irriterais-tu contre nous jusqu`à l`excès!
Bizi büsbütün attıysan, Bize çok öfkelenmiş olmalısın.Of hebt U ons voorgoed afgewezen? Is Uw toorn nog altijd tegen ons gericht?
Bizi büsbütün attıysan, Bize çok öfkelenmiş olmalısın.poiché non ci hai rigettati per sempre, nè senza limite sei sdegnato contro di noi
Bizi büsbütün attıysan, Bize çok öfkelenmiş olmalısın.Să ne fi lepădat Tu de tot oare, şi să Te fi mîniat Tu pe noi peste măsură de mult
Bizi büsbütün attıysan, Bize çok öfkelenmiş olmalısın.se é que não nos tens de todo rejeitado, se é que não estás sobremaneira irado contra nos.
Bizi büsbütün attıysan, Bize çok öfkelenmiş olmalısın.Διατι απερριψας ημας ολοτελως, ωργισθης εναντιον ημων εως σφοδρα;
Bizi büsbütün attıysan, Bize çok öfkelenmiş olmalısın.Ако не си ни отхвърлил съвсем, И не си се разгневил твърде много против нас.
Bizi büsbütün attıysan, Bize çok öfkelenmiş olmalısın.Неужели Ты совсем отверг нас, прогневался на нас безмерно?
Bizi büsbütün attıysan, Bize çok öfkelenmiş olmalısın.כי אם מאס מאסתנו קצפת עלינו עד מאד׃
Bizi büsbütün attıysan, Bize çok öfkelenmiş olmalısın.هل كل الرفض رفضتنا هل غضبت علينا جدا
Bizi büsbütün attıysan, Bize çok öfkelenmiş olmalısın.你 竟 全 然 棄 絕 我 們 、 向 我 們 大 發 烈 怒
Bizi büsbütün attıysan, Bize çok öfkelenmiş olmalısın.你 竟 全然 棄絕 我 們 、 向 我 們大發烈怒
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.A queste parole i discepoli rimasero costernati e chiesero: «Chi si potrà dunque salvare?»
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.A tanítványok pedig ezeket hallván, felettébb álmélkodnak vala, mondván: Kicsoda üdvözülhet tehát?
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.A uslyšavše to učedlníci jeho, i užasli se velmi, řkouce: I kdož tedy může spasen býti?
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.Co usłyszawszy uczniowie jego, zdumieli się bardzo, mówiąc: Któż tedy może być zbawion?
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.Cuando los discípulos lo oyeron, se asombraron en gran manera diciendo: --Entonces, ¿quién podrá ser salvo
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.Da das seine Jünger hörten, entsetzten sie sich sehr und sprachen: Ja, wer kann denn selig werden?
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.Door die opmerking raakten de discipelen erg in de war. "Wie kan dan gered worden?" vroegen zij.
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.In ko slišijo to učenci njegovi, se silno zavzemo in reko: Kdo se torej more zveličati?
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.Keď to počuli jeho učeníci, náramne žasli a hovorili: Kto potom môže byť spasený?
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.제자들이 듣고 심히 놀라 가로되 그런즉 누가 구원을 얻을 수 있으리이까
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.Kun opetuslapset sen kuulivat, hämmästyivät he kovin ja sanoivat: "Kuka sitten voi pelastua?"
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.Les disciples, ayant entendu cela, furent très étonnés, et dirent: Qui peut donc être sauvé?
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.Men da Disciplene hørte dette, forfærdedes de såre og sagde: "Hvem kan da blive frelst?"
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.Men da disiplene hørte det, blev de meget forferdet og sa: Hvem kan da bli frelst?
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.Môn đồ nghe lời ấy, thì lấy làm lạ lắm mà nói rằng: Vậy thì ai được rỗi?
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.Môn_đồ nghe lời ấy , thì lấy_làm lạ lắm mà nói rằng : Vậy_thì ai được rỗi ?
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.När lärjungarna hörde detta, blevo de mycket häpna och sade: »Vem kan då bliva frälst?»
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.Ακουσαντες δε οι μαθηται αυτου εξεπληττοντο σφοδρα, λεγοντες Τις λοιπον δυναται να σωθη;
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.А учениците, като чуха това, зачудиха се твърде много и думаха: Като е тъй, кой може да се спаси?
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.Почувши ж ученики Його, дивувались вельми, кажучи: Хто ж зможе спасти ся?
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.Услышав это, ученики Его весьма изумились и сказали:так кто же может спастись?
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.והתלמידים כשמעם זאת השתוממו מאד ויאמרו מי אפוא יוכל להושע׃
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.فلما سمع تلاميذه بهتوا جدا قائلين. اذا من يستطيع ان يخلص.
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.門 徒 聽 見 這 話 、 就 希 奇 得 很 、 說 、 這 樣 誰 能 得 救 呢
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.門徒 聽見 這話 、 就 希奇 得很 、 說 、 這樣誰 能 得救 呢
"büsbütün aktarılmış" bir metin olarak bilinir.전체를 인용할 수 있는 논문으로 알려져 있기 때문이죠.
"büsbütün aktarılmış" bir metin olarak bilinir.ידועה כעבודה מצוטטת בכללותה.
"büsbütün aktarılmış" bir metin olarak bilinir.تعرف بأنها مستند مقتبس بالكامل.
"büsbütün aktarılmış" bir metin olarak bilinir.これは盗作とみなされます
Bu yüzden Kral Belşassar daha da korktu, benzi büsbütün soldu. Soylu adamlarıysa şaşkındı.Da blev kong Belsasar storlig forferdet og skiftet farve, og hans stormenn blev aldeles forvirret.
Bu yüzden Kral Belşassar daha da korktu, benzi büsbütün soldu. Soylu adamlarıysa şaşkındı.Da blev Kong Belsazzar højlig forfærdet, og han skiftede Farve: også hans Stormænd stod rædselslagne.
Bu yüzden Kral Belşassar daha da korktu, benzi büsbütün soldu. Soylu adamlarıysa şaşkındı.Darüber erschrak der König Belsazer noch härter und verlor ganz seine Farbe; und seinen Gewaltigen ward bange.
Bu yüzden Kral Belşassar daha da korktu, benzi büsbütün soldu. Soylu adamlarıysa şaşkındı.De angst van de koning nam toe. Zijn gezicht was doodsbleek en ook zijn bestuurders waren ontzet.
Bu yüzden Kral Belşassar daha da korktu, benzi büsbütün soldu. Soylu adamlarıysa şaşkındı.Entonces el rey Belsasar se turbó muchísimo y se puso pálido. Sus nobles estaban desconcertados
Bu yüzden Kral Belşassar daha da korktu, benzi büsbütün soldu. Soylu adamlarıysa şaşkındı.Il re Baldassàr rimase molto turbato e cambiò colore; anche i suoi grandi restarono sconcertati
Bu yüzden Kral Belşassar daha da korktu, benzi büsbütün soldu. Soylu adamlarıysa şaşkındı.그러므로 벨사살 왕이 크게 번민하여 그 낯빛이 변하였고 귀인들도 다 놀라니라
Bu yüzden Kral Belşassar daha da korktu, benzi büsbütün soldu. Soylu adamlarıysa şaşkındı.Nisto ficou o rei Belsazar muito perturbado, e se lhe mudou o semblante; e os seus grandes estavam perplexos.
Bu yüzden Kral Belşassar daha da korktu, benzi büsbütün soldu. Soylu adamlarıysa şaşkındı.Raja Belsyazar menjadi lebih cemas dan pucat lagi; juga para pembesarnya sangat kebingungan
Bu yüzden Kral Belşassar daha da korktu, benzi büsbütün soldu. Soylu adamlarıysa şaşkındı.Skąd król Balsazar był bardzo zatrwożony, a jasność jego zmieniła się na nim, i książęta jego potrwożyli się.