Mitoz bölünme olduğunda ise yaşam döngüleri farklılaşır.Quando chega a hora da reforma encontram-se divididos.
Hücre bölünmesinin zorlanması ile birlikte konak hücre kanser hücresine dönüşebilir.Neste caso, sua falta pode fazer a célula sadia tornar-se cancerígena.
Omega , evrendeki ortalama kütle yoğunluğunun bu yoğunluğun kritik bir değerine bölünmesi olarak tanımlanır.Omega is de gemiddelde massadichtheid van het heelal gedeeld door een kritische waarde van die dichtheid.
DNA ligaz II, bölünmeyen hücrelerde görülür, DNA ligaz III'ün alternatif uçbirleştirme ürünüdür.DNA ligase II: een alternative vorm van DNA-ligase III die voorkomt bij niet-delende cellen.
Atomlar kimyasal tepkimelerde oluşmazlar ve bölünmezler.In chemische reacties worden geen atomen gemaakt of vernietigd.
Büyük Bölünmeye son vermek için 1414 ile 1418 arasında Konstanz'da yeni bir konsil toplanır.Hier vond tussen 1414 en 1418 het Concilie van Konstanz plaats.
Bu bölünme günümüzde de varlığını sürdürmektedir.Deze opsplitsing bestaat tot op vandaag.
Sonunda dernekte bir bölünme gerçekleşir.Het resulteert uiteindelijk in een scheiding.
1795 yılında Polonya'nın üçüncü kez bölünmesiyle bağımsız Lehistan-Litvanya Birliği ortadan kalktı.In 1795 kwam er een eind aan de soevereine Poolse staat door de Derde Poolse Deling.
1989'da, bölünmenin komutanlığına atandı.In 1989 werd hij bevelhebber van de landmacht.
Bunu imparatorluğun yeniden bölünmesi takip etti.Cesarz podzielił więc państwo jeszcze raz.
Manipulus bölünmesi uygulanmaya başlandı.Zniesiono obowiązek używania manipularza.
Bunun yanı sıra Berlin'in de 4 sektöre bölünmesi kararlaştırıldı.Podobnie, na 4 sektory, podzielono również Berlin.
A- Ülkenin bölünmez butünlüğü: Ülkenin herhangi bir parçası yabancı bir devlete verilemez.Wybrane artykuły: Why a World State is Unnecessary.
Hücre bölünmesini uyarır.Rozmnażanie przez podział komórki.
Çözünürlüğü kolayca ikili bölünme ile artırılabilir.Najłatwiej jest rozmnażać ją przez podział.
Bu Habsburgların İspanyol ve Avusturya hatları olarak ikiye bölünmesine yol açtı.Tym samym nastąpił podział dynastii Habsburskiej na dwie części hiszpańską i austriacką.
4- İşin, yöneticiler ve çalışanlar arasında eşit olarak bölünmesi.W jego obrębie wyróżnia podział na dygnitarzy i urzędników.
Bölünme zamanı hayvanın belirli bir büyüklüğe ulaşmasıyla saptanır.Płetwal karłowaty dojrzewa, gdy osiągnie określoną wielkość.
Telomer kısalması, hücre bölünmesini zamanla durdurur.Telomer skraca się podczas każdego podziału komórki.
Sitokinez, hücre bölünmesi esnasında sitoplazmanın bölünmesi.Cytokineza – podział cytoplazmy w procesie podziału komórki.
Üniter niteliğin esasları: Üniter devlet, ülkesi ile bölünmez bir bütündür.Rząd Niedoścignionych (Szyfry) Sądzą, że każda istota powinna stanowić jedność ze światem.
Rus Sosyal Demokrat Hareketi'ndeki ilk bölünmelerin zamanı gelmişti.Początkowo związany z rosyjskim ruchem socjaldemokratycznym.
G2 evresinde hücre, bölünme hazırlığını tamamlar.Wyniki Sauber C12 w serwisie Wyprzedź mnie!
İlk hedefi olarak 'Büyük birleşik ve bölünmez Rusya' düşüncesi olarak ilan etmişti.KONR uważał przede wszystkim za kontynuację idei jednej i niepodzielnej Rosji.
Bölünme esnasında her iki taraf da kendi hakkını saklı tuttu.W momencie zawierania porozumienia, obie strony zachowały jednak przed sobą tajemnice.
Fakat yine de İrlanda'nın Kuzey İrlanda ve Bağımsız İrlanda Cumhuriyeti şeklinde bölünmesini doğruladı.Jej celem było zjednoczenie w niepodległą republikę Irlandii Północnej i Irlandii.
Hücre bölünmesine katılamaz.Har ingen förmåga till celldelning.
"Nurcularda büyük bölünmenin sebebi".Stort motstånd i båda kamrarna".
Bu bölünme günümüzde de varlığını sürdürmektedir.Denna uppdelning gäller än idag.
Aosta Vadisi illere bölünmemiştir.Terrängen runt Dhala Aïcha är platt.
Prensip olarak Gandi dinsel birlik görüşüyle çatıştığı için siyasi bölünmeye karşıydı.I regel var Gandhi motståndare till idén om Indiens delning då den gick emot hans vision om religiös enighet.
Metod ve konu bölünmezdi.Form och innehåll kan inte skiljas åt.
Normal bir kişilikte bile, karakter bölünmesi imkânsız değildir."I traditionell trosuppfattning är han heller inte möjlig att personifiera.
Çok güçlü bir yapraklanmaya "slaty bölünme" denir.Jag känner mig oerhört blyg inför tanken att vara 'sexig'.
Elfler, bölünmemiş bir hâlde Gil-galad'ın emrindeydi.Var det spjut som Gil-galad använde.
1919 yılında Schlesien'in bölünmesiyle ortaya çıktı.Den skapades vid provinsen Schlesiens delning 1919.
Okyanuslarda çeşitli kriterlere göre adlandırılan birtakım bölünmeler vardır.I paråkning finns det olika så kallade element.
Ayrıca, Nikon'un Rus Ortodoks Kilisesi'nde önemli bir mezhep bölünmesine yol açan reformlarını destekledi.Det var en del av reformerna för att få den rysk-ortodoxa kyrkan under direkt kontroll.
Bölünme sonrasında 23 Nisan 2005 tarihinde FPÖ başkanlığına seçildi.Det beslutade FIFA:s exekutivkommitté den 23 mars 2007.
Boğalarda bir adet spermatogonyum A hücresinden bölünmeler sonucu 64 adet spermatid oluşur.Varje delad spermatogon ger alltså upphov till totalt 4 spermieceller.
Günümüzde ikiye bölünmektedir.Idag är detta område delat i två delar.
Buna karşın bu tutum kilise içinde yeni bölünmelere yol açtı.Under förföljelsen hade ett nytt svårt problem uppstått inom kyrkan.
1960 yılında kurulan kupa, 1993 yılında Çekoslovakya'nın bölünmesi ile birlikte feshedilmiştir.Distriktet bildades 1960, då den administrativa indelningen i Tjeckoslovakien reformerades.
Döllenmiş yumurtanın ilk birkaç bölünmesiyle meydana gelen hücreler de totipotenttir.Клітини, що утворюються внаслідок декількох перших поділів заплідненої яйцеклітини теж тотипотентні.
Hücre bölünmesinde birbirinin aynı iki yavru hücre meydana gelir.При поділі клітини створюються дві генетично ідентичні дочірні клітини.
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’da aynı şekilde, Kudüs’ün, İsrail’in bölünmez başkenti olduğunu belirti.Прем'єр-міністр Ізраїлю Біньямін Нетаньяху заявив, що Єрусалим залишиться неподільною столицею Ізраїлю.
Ancak Araplar, ülkenin bölünmesine karşı çıktı.Араби ставили собі за мету попередити розділення країни.
Bu insan gücü bütçesi yıllık toplam gerçekleştirilen uçuş sayısına bölünmelidir.Для нормального функціонування шпиталю щороку виділялися кошти з повітового бюджету.
1947 yılında Hindistan'ın bölünmesinden sonra, Britanya Hindistanı, Hindistan ve Pakistan arasında bölündü.Коли 1947 року Британська Індія здобула незалежність, країну було розділено на Індію та Пакистан.
Zigotun mayoz bölünmesi ile oluşan sporlardan da yeni su yosunu gelişir.На водосховищі Нове Млини (Nové Mlýny) розвиваються водні види спорту.
Eğer böyle bir bölünme yok ise, küçüklerin olduğu yere yaşlılar girmez.Якщо вона більша, то працівники у них не поселяться.
Bu hipotez atomların bölünmez olduğunun antik varsayımını çürütmek için önemli bir adım oldu.Tato hypotéza se stala důležitým krokem k vyvrácení starověkého předpokladu, že atomy jsou nedělitelné.
Bu mekanizma ekstrensik asimetrik hücre bölünmesi olarak bilinir.Tomuto fenoménu se říká asymetrické buněčné dělení.
Bu öncül hücreler, farklılaşmış olgun hücreye dönüşmeden önce birkaç bölünme döngüsüne girebilir.Prekurzorová buňka může před trvalou změnou v zralou dospělou buňku, podstoupit několik procesů dělení.
Elfler, bölünmemiş bir hâlde Gil-galad'ın emrindeydi.Jen elfové byli nerozděleni a následovali Gil-galada.
1795 yılında Polonya'nın üçüncü kez bölünmesiyle bağımsız Lehistan-Litvanya Birliği ortadan kalktı.V roce 1795 po třetím dělení Polska přestal zcela existovat nezávislý polský stát.
Bunun yanı sıra Berlin'in de 4 sektöre bölünmesi kararlaştırıldı.Samotný Berlín byl vzhledem ke své důležitosti také rozdělen do čtyř samostatných zón.
Yerleşmenin bu tarzda bölünmesinin toplumda hiyerarşik bir yapılanma olmasını zorunlu kılmaktadır.V zajetí je potřeba dodržet podobné složení.
Çoğalma evresinde spermatogonyumlar mitoz bölünmeyle sayıca artarlar.Spermatogonie se mitoticky dělí.