İştahsızlık, rumen haretketlerinde azalma.Een tijdelijk ongemak, vert.
1985'e kadar terör eylemlerinin azalmasına rağmen, cinayetlerin çoğu çözülememiştir.Maar door de sterke daling van de energieprijzen in 1985 werden de meeste onderzoeken stopgezet.
Örneğin, kömür madencilerinin çalışma günlerinde altı saat azalmaya gidildi.Ter voorbereiding namen de tekenaars zes uur lang kungfulessen.
Gelişen tanı yöntemleri sayesinde yanlış tanılar giderek azalmaktadır.Door allerlei vooroordelen worden de misverstanden alsmaar groter…
Av sayısının azalmasıyla avcılar besin sıkıntısı yaşar ve avcı sayısı azalır.De andere ezelinnen zijn erg treurig en de jager krijgt medelijden.
Popülasyon azalmasının bir başka muhtemel nedeni de kaçak avlanmadır.Ook de toename van het aantal zoogdieren door het terugdringen van de jacht is een mogelijke oorzaak.
Çalışma çağı nüfusunun azalmasının önlenmesi hedeflenmektedir.Hij gaat uit van het historisch perspectief dat werktijdverkorting een constante trend is.
Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla Ku'damm'ın önemi azalmaya başladı.Met de val van de Berlijnse Muur komt haar identiteit echter aan het licht.
90'lı yılların sonunda nüfusun azalması yüzünden okul kapatılmıştır.De Ruimte is eind jaren 90 opgeheven vanwege teruggang van het aantal kinderen voor dit soort onderwijs.
Nüfusu azalmaktadır.Ruimen van de populatie.
Kayıtlı tarihte, muhtemelen salgın hastalıklara bağlı iki büyük nüfus azalması oldu: 1909'da ve 1950'de.Odnotowano przynajmniej dwa duże spadki liczebności, być może z powodów epidemiologicznych – w 1909 i w 1950.
Tersliklerle karşılaşsa dahi insanlara duyduğu sevgi azalmaz.Uważam, ze kochanie kogoś pomimo tego co mówią ludzie jest nieustraszone.
Kimi dil toplulukların kimileri çok küçüktür ve konuşanların sayıları azalmaktadır.Niektóre z tych społeczności językowych są bardzo małe, a ich liczba maleje.
Ve nüfus sürekli bir azalma içerisindedir.Człowiek również jest bytem, który się stale, nieustannie wewnętrznie zmienia.
Popülasyon azalmasının bir başka muhtemel nedeni de kaçak avlanmadır.Prawdopodobnie główną przyczyną zmniejszenia się populacji jest łowiectwo.
Kıtanın doğusunda sayıları daha fazladır ancak batısında ise sayıları azalmaktadır.Kontynentalizm wzrasta z zachodu na wschód, w tym samym kierunku maleje ilość opadów.
Tarım ve hayvancılığın ağırlığı ise giderek azalmaktadır.Natomiast znaczenie rolnictwa stale się zmniejsza.
Bu etkenler nüfusun azalmasına sebep olmuştur.Te czynniki zdecydowały, że nastąpiło tu zmniejszenie liczby ludności.
Bu yüzden mahallenin nüfusu yıldan yıla azalma gösterir.Położenie mieszkańców pogarszało się jednakże z roku na rok.
Buna rağmen toplam açısal momentum azalmaktadır.Już przy niewielkim nacisku uwalniają swoją zawartość.
Emlak fiyatlarındaki değerlerin artması veya azalması için yasadışı yöntemlere başvurur.Za ich fałszowanie lub podrabianie groziły bardzo surowe kary.
1988 yılından beri tarifelerde bir azalma sağladı yerli Atlantic Airways ile yarıştı.Rok później wyspiarze zyskali pełnię udziałów w linii Atlantic Airways.
Yöneticiler ve tüccarların Amman'a gitmeye başlamasıyla nüfus azalmaya başladı.Spowodowało to spadek liczby ludności, a wielu kupców i przedsiębiorców przeniosło się do Ammanu.
Bunun nedeni buharlaşma artarken yağışlarda azalmaktadır.Z ukrycia wychodzą w czasie deszczu.
Fabrikalar üretimlerini artırırken talebin azalması nedeniyle fiyatlar düşmeye başlamıştı.Ze względu na ubóstwo komisja zaproponowała zamiast podwyżki obniżenie podatków.
Ancak P. rubifrons yaşam alanınının yok edilmesi nedeniyle dikkat çekici şekilde sayısı azalmaktadır.Także podgatunek P. l. brevinasus znacząco zmniejszył liczebność wskutek utraty środowiska.
Bu azalmalar sayesinde kanyonu olşturan vadiler ortaya çıkmıştır.Za kanon przyjęto te księgi, które znalazły się w Wulgacie.
Aktivite zamana bağlı şekilde azalır, genelde üssel azalma göstererek.Skokami porusza się nieporadnie – zazwyczaj tylko w czasie ucieczki.
Sene 2003, Nu Metal'in popülaritesinde ciddi bir azalma oldu.W ostatnich latach jednak ma miejsce poważny rozkwit sceny folk metalowej w Polsce.
Bu sayede yüksek oranlı uçuşlar için ekonomik açıdan masraf azalması sağlar.Przypuszczalnie służy to zmniejszeniu kosztów energetycznych lotu.
Nüfusun gittikçe azalması görülmekte.Liczebność populacji wydaje się obniżać.
Bununla birlikte batarya fiyatları toplu üretim ile azalmaktadır ve daha da azalması beklenmektedir.Doprowadziło to do obniżenia emisji metali ciężkich przy jednoczesnym wzroście produkcji.
Hayvancılık 90'lı yılların sonundan itibaren azalmaya başlamıştır.Ptasia populacja zmniejsza się od lat 90.
Mısır yetiştiriciliği azalmaktadır.Popyt na wina maltańskie wzrasta.
Şehrin nüfusu 68.000 olup bu nüfus giderek azalmaktadır.Populacja liczy około 8800 ptaków, ale tendencja jest malejąca.
Ancak çakal eriğinin yok edilmesiyle birlikte populasyonlarda çok büyük azalmalar görülmüştür.Wraz z wyczerpaniem rudy żelaza, zaobserwowano znaczny ubytek ludności.
Premier League ise, böyle bir azalma isteğine karşı direneceklerini duyurdu.Premier League svarade med att uttala sin avsikt att motstå en sådan minskning.
Ne var ki, Antonius'un Cicero'ya karşı olan kini azalmamıştı ve Cicero da kurban edildi.Antonius hat mot Cicero var emellertid okuvligt, och Cicero föll offer vid händelsen.
Kimi dil toplulukların kimileri çok küçüktür ve konuşanların sayıları azalmaktadır.Språket är ett minoritetsspråk och antal talare minskar.
Ve sayıları gitgide azalmaktadır.Den tros även minska i antal.
2006'da ilginin azalmasından dolayı yarışmadan çekilmiştir.De drog sig ur inför 2006 års tävling på grund av dåliga tittarsiffror.
Nüfus her sene gittikçe azalmaktadır.Antalet ökar sakta från år till år.
Ancak günümüzde çömlekçiliğin önemini azalmasından dolayı çömlekçilik yapılmamaktadır.Efter sammanslagningen används dock inte förkortningarnas betydelse.
Migren ağrısı ile çalışmaya devam edenlerde ise yaklaşık üçte bir oranında iş verimliliği azalmaktadır.Hos de som arbetar under migränanfall har man uppskattat att effektiviteten sjunker med cirka en tredjedel.
Popülasyon azalmasının bir başka muhtemel nedeni de kaçak avlanmadır.En mindre del av populationens minskning beror också på jakten.
Perimenopoz sırasında, şiddeti azalmadan önce belirtileri sıklıkla daha kötüye gider.Under perimenopaus blir symtomen ofta värre innan de minskar i svårighetsgrad.
Bu da perde hızının düşmesi ve netleme hızının azalmasına neden olur.Då minskar avsvalningshastigheten och risken för sprickor minskar.
Bu sebeple nüfus azalmaktadır.Det har till följd att populationen minskar.
Köyün kuyularındaki su seviyesi gitgide azalmaktadır.Grundvattennivån sänks därmed lokalt.
En aşağı noktasında ise kinetik enerjisi maksimumdur ve potansiyel enerjisindeki azalmaya eşittir.I punkten med lägst potentiell energi är den kinetiska energin maximal.
Önceleri çok daha yaygın olan bu faaliyet günümüzde gitgide azalmaktadır.Den processen, som till en början var mycket snabb, fortsätter än idag.
20. yüzyıldan önce oldukça çok sayıda gayri-Müslim azınlığın kendi sayılarında azalma görüldü.Under 20 år dessförinnan hade många försökt med begränsad framgång.
Bu değişim önce ani bir artış, sonra yavaş bir azalma olarak görülür.Detta innebär att lyftet börjas lite högre och är därmed lite lättare än vanligt.
Geleneksel geyşalık günümüzde Tokyo'da tamamen ortadan kalkmış olup, Kyoto'da ise giderek azalmaktadır.Detta är mycket vanligt på den europeiska kontinenten men har blivit alltmer ovanligt i Sverige.
Karbondioksit emisyonunun azalma derecesi elektrik üretimine bağlı olup %30'luk bir azalma beklenmektedir.Detta förbättrar bränsleekonomin betydligt och verkningsgraden blir nu upp till 90 procent.
O zamandan beri düzensiz olmasına rağmen azalma eğilimi göstermektedir.Sitt terrängliknande utseende till trots så var dock Streetwise framhjulsdriven.
Bu sayede yüksek oranlı uçuşlar için ekonomik açıdan masraf azalması sağlar.Fokus ligger nu på att erbjuda lågprisflygturer.
Sosyal baskılar dilin kullanımını gittikçe kısıtlamakta ve bu sayı oldukça azalmaktadır.Det är vanligare med fall där språket är bevarat men den sociala interaktionen minskad.
Alman devletleri üzerindeki Avusturya etkisinin azalması, Avusturya'nın dikkatini Balkanlara çevirdi.Кінець домінування Австрії серед німецьких держав змінив центр її уваги на Балкани.
Bu dönemde kıyı alanında 26,73 hektarlık azalma olmuştur.Його територія на той час становила 3,7 гектарів.