Nüfus her sene gittikçe azalmaktadır.Limite che andrà a ridursi gradualmente ogni anno.
Ayrıca çevre ve gürültü kirliliğinin azalmasına da katkı sağlanmış oluyor.Alcuni limiti sono stati invece introdotti per ridurre l'inquinamento ed il rumore.
Krediler daha sonra daralır ve yatırım büyümesi azalmaya başlar.Si sparge la voce e gli investimenti cominciano ad affluire a un tasso crescente.
Aktivite zamana bağlı şekilde azalır, genelde üssel azalma göstererek.L'attività decresce in maniera dipendente dal tempo, di solito seguendo il decadimento esponenziale.
Mısır yetiştiriciliği azalmaktadır.Diminuzione del tasso di povertà.
2007 yılında yapılan nüfus sayımına göre nüfustaki azalma göze çarpmaktadır.Dal censimento del 2007 è emerso che il numero di abitanti sta di nuovo calando.
Başbakan Turgut Özal yaptığı açıklamada, "Olaylarda yüzde 99 azalma var.Dei 2000 ghiacciai osservati, il 99% stanno regredendo".
Tarıma dayalı ekonomi giderek azalmaktadır.Disuguaglianza economica sta lentamente diminuendo nel mondo.
Zeytin mahallesinin, nüfusu 1985 yılından beri düzenli olarak azalmaktadır.Il numero di esemplari di questa specie sono in declino dal 1988.
Şu anda ise devamlı şehir merkezine göç vermekte ve mahallenin nüfusu azalmaktadır.Lì il corso si allarga e taglia a metà l'abitato del Capoluogo comunale.
Elena'nın Antonio'yu küçümsemesi artık biraz olsun azalmaya başlamıştır.La dignità di Antonio comincia a vacillare.
İlacın etkileri de zamanla azalmaktadır.Nella mente del chirurgo il tempo sembra rallentare.
Çalışma çağı nüfusunun azalmasının önlenmesi hedeflenmektedir.Viene usato per misurare l'offerta di lavoro suddivisa per età.
Bu göç, köy nüfusunun önemli ölçüde azalmasına sebep olmuştur.Il problema prioritario di quest'area è quello di ridurre considerevolmente il numero di abitanti.
Bundan sonra ise parlaklık hızla azalmaya başlar.Da allora, lo scioglimento ha cominciato a rallentare.
Ama son zamanlarda köydeki hayvan oranında azalma olmuştur.Probabilmente era fuggita da un allevamento di animali nella zona.
Köy nüfusu sürekli göçten dolayı azalmaktadır.Gli abitanti, quindi, bestemmiano continuamente per rallegrarsi.
Erkek nüfusunun azalması kadınların iş yaşamında daha etkin hale gelmesini sağladı.L'aumento della disoccupazione a causa della crisi economica fece tornare le donne dentro le case.
Örneğin, kömür madencilerinin çalışma günlerinde altı saat azalmaya gidildi.Nel 1936 inoltre entrarono in funzione le littorine che abbassarono i tempi di percorrenza a meno di 2 ore.
Yayla geleneği son yıllarda, köyün nüfusunun azalması nedeni ile yaylalara çıkılmamaktadır.Non visitabile al pubblico, negli ultimi anni, per pericolo di crolli..
Köyde bulunan ilkokul öğrenci sayısının gittikçe azalması nedeniyle kapatılmıştır.Il numero di studenti nella piazza cominciava a diminuire.
Su miktarı giderek azalmaya başlamıştı.Объём воды начал уменьшаться.
Yaşamanın maliyeti hiç azalmadı.Стоимость жизни нисколько не уменьшилась.
Ağrının azalması her zaman iyidir.Всегда приятно, когда боль утихает.
Örneğin, kömür madencilerinin çalışma günlerinde altı saat azalmaya gidildi.На 1 час было сокращено рабочее время для шахтеров.
1990 yılından itibaren nüfus azalması yaşanmıştır.С 1990-х годов наблюдается снижение численности населения.
Ve nüfus sürekli bir azalma içerisindedir.В народе — Малая Пречистая.
Bu büyük değişiklik okulun öğrenci sayısının önemli ölçüde azalmasına yol açmıştır.Всё вышеперечисленное вызвало существенное сокращение приёма студентов.
Kanda önce akyuvarların azalmasına, sonra çoğalmasına sebep olurlar.Из них события в Шуе стали первыми, самыми бурными и многочисленными по числу пострадавших.
Katılmadan önce Charlie uyuşturucu alır, elindeki uyuşturucu azalmaktadır.Находясь в депрессии, Чарли начинает принимать наркотики.
Grubun popülaritesi 1983 yılında davulcu Phil Rudd'ın gruptan ayrılmasının ardından azalmaya başladı.Состав группы оставался неизменным, пока в 1983 году коллектив не покинул Фил Радд.
Saat vuruş zamanını azalma nedeni de budur.То же самое относится к удару часов.
Migren ağrısı ile çalışmaya devam edenlerde ise yaklaşık üçte bir oranında iş verimliliği azalmaktadır.Эффективность пациентов, способных работать во время мигренозного приступа, снижается примерно на треть.
Balıkçılığın payı ise günden güne azalmaktadır.Стоимость бумажной марки снижалась с каждым днём.
Günümüzde diğer kültürlerde de kullanımı giderek azalmaktadır.В других областях его использование серьёзно сокращается.
Nüfus oranı hiç azalmamış, tam aksine sürekli artmıştır.Их число увеличивается, но не постоянно.
Yine 1980'li yıllardan itibaren hem kentsel hem de kırsal nüfus artış oranları giderek azalmaktadır.С начала 1980-х годов все большее распространение получают массовые праздники села, района, города.
Ortalama değer dışında seyreden varyanslar ve çeşitlilik bu durumda azalma göstermeye başlar.Избегая подобных крайностей приведём несколько средних примеров.
2007 yılında yapılan nüfus sayımına göre nüfustaki azalma göze çarpmaktadır.В 2007 году, согласно данным Росстата, ухудшение демографической обстановки замедлилось.
DNA'ya bağlanırlar ve gen transkripsiyonunun artması veya azalmasına yol açarlar.Они связывают ДНК и способствуют инициации программы повышения или понижения транскрипции гена.
Şehir içinde çatışmalar 14 Mart'ta azalmaya başladı.Штурм города начался 14 марта.
Ayrıca kan testlerinde belirgin bir artş ya da azalmada görülmüştür.Кроме того, был факт подмены анализа крови и тому подобное.
Ancak tarımsal üretim her geçen gün azalmaktadır.Царев с каждым годом стал терять своё экономическое значение.
Baskıların azalmaya başlamasıyla Dionysius Roma piskoposluğuna getirildi.Когда преследования стали сходить на нет, Дионисий был провозглашен епископом Рима.
Tabii ki bunda küçükbaş hayvan sayısının azalmasının da etkisi vardır.Таким образом группа также привлекает внимание к проблеме этого малочисленного вида животных.
Tarıma dayalı ekonomi giderek azalmaktadır.Количество зла на земле постепенно уменьшается.
Demiryolu çalışmaları sebebiyle sefer sıklığında ve yolcu talebinde azalmalar olmuştur.Вы уже знаете, какой беспорядок произвела недавно на железных дорогах масса отпускных, и дезертиров.
Mısır yetiştiriciliği azalmaktadır.Израстание понижает урожайность.
Nüfus sonuçlarına göre %36,6 azalma mevcuttur.Явка составила 36,6%.
Bu sayede yüksek oranlı uçuşlar için ekonomik açıdan masraf azalması sağlar.Также они легко переносят перегрузки по расходу воздуха.
Bu azalmanın nedeni göçten çok ölümlerdir.Подобные вещи убивает многие доводы.
Mandacılık, eski önemini kaybetmektedir ve hayvan sayısı giderek azalmaktadır.Команда постепенно теряет вес и показывает худшие результаты.
Temanın sanat eserlerinde tekrarlanması lezbiyen ilişkilere dair tabuların azalmasına yardımcı olmuştur.Повторение этой темы помогло снизить количество табу, связанных с лесбийскими отношениями.
Ancak hayvancılık köy nüfusunun azalmasına paralel azalmış durumdadır.Нехватка продовольствия в то же время парализовала города.
Türkeli İlçesi'ndeki kentsel-kırsal nüfus artış oranları da giderek azalmaktadır.Связь их с остальными коленами западной Палестины всё более и более ослабевала.
Eğer çocuğun hareket alanında bir azalma varsa değişik seçenekler bulunur.إذا حدث انخفاض في مدى الحركة للطفل ، هناك العديد من الخيارات.
Ve sayıları gitgide azalmaktadır.وعازمون على تقليصها أرقام.
Ülkedeki nüfusun azalması problemi ayrıca Hırvatistan Bağımsızlık Savaşı'nın sonuçlarından biridir.أحد التفسيرات لهذا الانخفاض السكاني الأخير هو حرب الاستقلال الكرواتية.
Göğüs muayenesi normal olabilir ancak etkilenen bölgede göğsün genişlemesinde azalma görülebilir.قد يكون فحص الصدر طبيعيا، ولكنه قد يُظهر تناقصا في توسّع الصدر في الجانب المصاب.
Unutma eğrisi bellekte tutmanın zamanla azalması varsayımıdır.والآن دعونا نفترض أننا نتخلي عن فرضية أن الساعات متزامنة.