Ancak Jackson'ın grubunun satışları azalmaya başladı.Les apparitions de Jackson commence à se faire rares.
2000'lerde No Limit Records'ın popülerliği azalmaya başladı.Au début des années 2000, la popularité du label No Limit Records et de Miller sont en plein déclin.
Şehir içinde çatışmalar 14 Mart'ta azalmaya başladı.La prise d'assaut de la ville commença le 14 mars.
Ancak hayvancılık köy nüfusunun azalmasına paralel azalmış durumdadır.Le cheval espagnol souffre en parallèle d’une baisse de popularité.
Nüfus her sene gittikçe azalmaktadır.La population n'a cessé d'augmenter lentement chaque année.
Özellikle genç nüfus sayısı giderek azalmaktadır.Globalement la part de la population active tend à diminuer.
Bu büyük değişiklik okulun öğrenci sayısının önemli ölçüde azalmasına yol açmıştır.La visée de cette réforme est de passer de l'accès au succès du plus grand nombre d'élèves.
1990 yılından itibaren nüfus azalması yaşanmıştır.Depuis 1990 la population semble s'être stabilisée.
Nüfusun gittikçe azalması görülmekte.Cependant, la taille de la population ne semble pas diminuer.
Bu tarihten sonra her sayıma göre şehrin nüfusu azalma göstermiştir.Tout suggère que la ville était à l'époque sans grande importance.
Hayvancılıkla ilgili faaliyetler mahallede meyveciliğin gelişmesiyle birlikte sürekli azalmaktadır.On peut donc vérifier la cohérence des résultats avec le milieu viande-foie.
Bunun nedeni buharlaşma artarken yağışlarda azalmaktadır.Il court pour les compter, sous la pluie.
Daha sonra bu tür gösterilere olan ilgi azalmaktadır.La rareté de ce type d’événement doit être soulignée.
Karbondioksit emisyonunun azalma derecesi elektrik üretimine bağlı olup %30'luk bir azalma beklenmektedir.Les émissions nettes de CO2 sont réduites d'environ 40 %.
Tarıma dayalı ekonomi giderek azalmaktadır.L’économie du pays décline de plus en plus.
Çalışma çağı nüfusunun azalmasının önlenmesi hedeflenmektedir.Il plaida pour une diminution des heures de travail.
2007 yılında yapılan nüfus sayımına göre nüfustaki azalma göze çarpmaktadır.Lorsque la dernière évaluation en 2007, la tendance de la population est stable.
İstanbul'daki Rumların nüfusunun azalmasıyla birlikte, adadaki Rumların sayısı da azalmıştır.Du fait du déclin de la population Taino, de plus en plus d'esclaves sont amenés sur l'île.
Yücelik: 10. dakikada %10 bekleme süresinde azalma kazandırır.Chaque minute passée diminue les chances de survie de 10%.
Krediler daha sonra daralır ve yatırım büyümesi azalmaya başlar.Par suite, l'investissement va diminuer et le revenu diminuer.
Nexus maçta tuş edilip azalma sonucu maçı Nexus kaybetti.L'équipe perdante est celle qui, à la fin du match, voit son Nexus dépourvu de points de vie.
Porozitenin azalmasıyla orantılı olarak yoğunlukta artış görülür.On expression est diminuée en cas d'obésité.
Yiyecek stoklarının azalması ve süren Prusya bombardımanı yaygın bir hoşnutsuzluk yaratıyordu.La escasez de comida, sumada al constante bombardeo prusiano, llevó a un descontento general.
DNA'ya bağlanırlar ve gen transkripsiyonunun artması veya azalmasına yol açarlar.Se unen al ADN y ayudan a iniciar un programa de transcripción genética aumentado o disminuido.
19. yüzyılın ortalarından başlayarak, Britanya'nın bölgeye olan ilgilisi azalmaya başlamıştır.A partir de mediados del siglo XIX, el interés de los británicos por la región comenzó a languidecer.
Balıkçılığın payı ise günden güne azalmaktadır.Esta pesca no se hace más que de día.
Köyde genç aileler giderek azalmaktadır.En las generaciones jóvenes, ésto está decayendo.
Kanda önce akyuvarların azalmasına, sonra çoğalmasına sebep olurlar.Como antes tantos otros, se extinguirá y otros se encenderán.
Bu azalmanın hemen hemen tamamı 1989-1991 arasında gerçekleşmiştir.La mayor parte de este descenso ocurrió en el período entre 1989 y 1991.
Bu sayede derideki bir yaralanma durumunda enfeksiyon kapma olasılıkları oldukça azalmaktadır.Esto con el fin de disminuir lesiones graves en caso de accidente.
Baharat miktarında azalma olmasına rağmen acı seviyesi daha yükselmektedir.A pesar de su eficacia la escalera del dolor se cuestiona cada vez más.
Ancak son yıllarda ekili ve dikili arazilerin azalması sonucunda bu sıkıntılar yaşanmamaktadır.No quiero ocultar que en las últimas semanas he vivido esta disyuntiva.
Altın üretimi 2000 ile 2013 yılları arasında düzenli olarak artmış, bu yıldan sonra azalmaya başlamıştır.Dichas tensas relaciones vienen declinando desde el año 2010 hasta el año 2011 y aún continúan.
8 noktalı bir hikâye, 8 azalma verir).Te contaré un cuento 08.
Yücelik: 10. dakikada %10 bekleme süresinde azalma kazandırır.Cada minuto que pasa disminuye en un 10 % las posibilidades de supervivencia.
Manastırın gücü 14. yüzyıla doğru azalmaya başladı.El poder del imperio comenzó a decaer en los albores del siglo XIX.
Yerliler, cephanelerinin azalması sonucunda geri püskürtüldüler.Los nacionales tuvieron que rendirse debido al agotamiento de sus municiones.
Tersine dalga uzunluğunun azalması, maviye kayma olarak bilinir.En cambio, el decrecimiento en la longitud de onda es llamado corrimiento al azul.
1855'ten sonra Faraday'ın zihinsel gücü azalmaya başladı.A partir del año 1852 su estado de salud mental empezó a deteriorarse.
Ancak bu farmakokinetik etkilerin belirgin bir etkinlik azalmasına yol açmadığı bildirilmiştir.Estos efectos farmacocinéticos, no obstante, no tienen un impacto significativo en la eficacia.
Yeşil alanlar giderek azalmaktadır.Los verdes continuaron subiendo.
Çalışma çağı nüfusunun azalmasının önlenmesi hedeflenmektedir.La lucha por la disminución de los índices de embarazos tempranos.
Ayrıca bu tür sistemlerde zaman zaman parlaklığında bir azalma görülür ve bu durumları aylarca sürer.Solo las escuadras de infantería pueden capturar estos puntos y requieren de cierto tiempo para hacerlo.
Öyle bir noktadır ki fonksiyon azalmayı ve artmayı bırakır o noktada.La política comienza precisamente allí donde dejan de equilibrarse pérdidas y ganancias.
Ancak bu hayvanların soyunun azalması bu lezzeti tehdit etmektedir.Sin embargo, la pureza de estos animales es cuestionable.
Ancak popülasyonlardaki yaygınlıkta 1970'lerin ortasından beri azalma rapor edilmektedir.La idea sin embargo, sí ha tenido un abrumador respaldo en la Asamblea General desde mediados de 1970.
Bu göç sebebiyle köyde yaşayan nüfus her geçen yıl azalmakta ve haliyle yaş ortalaması da yükselmektedir.Tras caer la maldición sobre todo el pueblo, los vecinos también se convertirán cada 100 años.
Sonuç olarak; sıcaklık farklılıkları zamanla azalma eğilimindedir.Asumiremos que la temperatura no varía con respecto al tiempo.
Senkronizasyon nedeniyle gerçekleşen başarım azalması iki yolla telafi edilir.La reducción del rendimiento por la sincronización era compensada de dos maneras.
Bu türün sayısı en az on Avrupa ülkesinde azalmaktadır.La polio ya solo está activa en menos de diez países.
Hayvancılıkla ilgili faaliyetler mahallede meyveciliğin gelişmesiyle birlikte sürekli azalmaktadır.En caso de la crianza de porcinos se mantiene paulatinamente por su rendimiento económico.
Bu durum algılanabilecek partikül sayısını azalmasına neden olmakta ve MEMS tasarım çeşidini sınırlamaktadır .Esto permite para limitar el número de parásitos que infestan el sistema digestivo.
Bundan sonra ise parlaklık hızla azalmaya başlar.UU., aunque comenzó rápido a descender.
İştahta azalma.Riduzione dell'appetito.
1990 'lardan sonra ise hikâyeler giderek azalmaya başlamıştır.Dopo gli anni novanta la presenza di racconti divenne relativamente rara.
1970'li yıllarda Batman'in popüleritesi azalmaya başlamıştı.Alla fine degli anni settanta, la popolarità di Batman stava calando.
Goethe’nin değeri, ölümünden sonra ilk defa azalmaya başlamıştır.Il figlio di Grace, per la gioia, parla per la prima volta.
Bu aynı zamanda dejenerasyon hipotezi ya da azalma hipotezi olarak da adlandırılır.Questa è chiamata anche ipotesi di degenerazione o ipotesi di riduzione.
Bunun nedeni buharlaşma artarken yağışlarda azalmaktadır.La ragazza, disperata, fugge sotto la pioggia.
1990 yılından itibaren nüfus azalması yaşanmıştır.A partire dal 1990 infatti, la popolazione è triplicata.