Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de doğum oranları azalmaktadır.Európa többi országához hasonlóan a születési arányszám itt is csökkent.
Senkronizasyon nedeniyle gerçekleşen başarım azalması iki yolla telafi edilir.A szinkronizációból adódó teljesítménycsökkenést két módon kompenzálták.
İlçe nüfusu 1980'den itibaren azalma eğilimi göstermektedir.A lakosságszám 1981 óta gyarapodó tendenciát mutat.
Erozyon, gıda üretiminde azalma, biyoçeşitliliğin azalması çölleşmenin diğer sonuçlarıdır.Erdőirtás a fejlődő világban, következménye a biodiverzitás további leépülése.
Son olarak,xenon dan daha ağır elementler için, atomik kütle artarken birleşme enerjisinde bir azalma görülür.Végül a xenonnál nehezebb elemekben a nukleononkénti kötési energia csökken, ahogy az tömegszám növekszik.
1998 Rusya Krizi'nin olumsuz yansımaları giderek azalmakla birlikte hâlen yaşanmaktadır.1998-ra már nyilvánvalóvá váltak a közvetlen díjszedés kedvezőtlen hatásai is.
Ancak cephane giderek azalmaktadır.A lőszer szintén ritka.
Kıtanın doğusunda sayıları daha fazladır ancak batısında ise sayıları azalmaktadır.Keleti oldalain kevesebb, nyugaton több a csapadék.
Daha sık ve devamlı yetenek kullanmak için bekleme süresinde azalma çıkılır.Az értelmi képességek lassú, folyamatos hanyatlása.
Geleneksel geyşalık günümüzde Tokyo'da tamamen ortadan kalkmış olup, Kyoto'da ise giderek azalmaktadır.Manapság a házilag elkészített dasi egyre ritkább, még Japánban is.
8 noktalı bir hikâye, 8 azalma verir).Költemény, egy 8rét levélen.)
Belirgin bir dışkı azalması vardır.A sáncolásnak külön jele van.
Ancak bugun için balıkçılığın önemi azalmaktadır.Munkásságának súlypontja azonban a botanikára esett.
Orman arazileri hızla kaçak kesimler ve yangınlar nedeniyle azalmaktadır.A terebélyes elővárosok az erődítések építése és a tűzvészek miatt teljesen megsemmisültek.
Bu göç, köy nüfusunun önemli ölçüde azalmasına sebep olmuştur.A falvak ez alól kivételt jelentenek a kis lakosságszám miatt.
Katılmadan önce Charlie uyuşturucu alır, elindeki uyuşturucu azalmaktadır.Charlie felidézi a múltját, amikor még drogozott.
Elena'nın Antonio'yu küçümsemesi artık biraz olsun azalmaya başlamıştır.Szegény Antoinette leveleit olvasva szinte elsírom magam.
Tabii ki bunda küçükbaş hayvan sayısının azalmasının da etkisi vardır.Vähenemisen syyksi on esitetty myös ravintoeläimen siiselin väheneminen.
Bu azalmanın nedeni göçten çok ölümlerdir.Tämä oletus vaatii valtavan määrän kuolemia.
Bu geçiş sonucu yıldızın görünür parlaklığı her 3½ günde bir takriben %2 azalmaktadır.Planeetan ylikulku himmentää tähden valoa 2 % 3,5 päivän välein.
Termodinamiğin ikinci kanunu kapalı bir evrendeki toplam entropinin asla azalmayacağını söyler.Termodynamiikan toisesta pääsäännöstä seuraa, ettei eristetyn systeemin kokonaisentropia koskaan vähene.
Acılarının azalmasıyla Temmuz ayında göreve devam etti.Aluksi hän kertoi sairaudestaan vain Juulialle.
Ve sayıları gitgide azalmaktadır.Määrää on tarkoitus vähentää.
Aynı şekilde gaz, sabit basınçta soğutulurken, hacim azalmalıdır.Jos kaasun lämpötilaa lasketaan sen tilavuuden pysyessä vakiona, kaasun paine pienenee.
Tarıma dayalı ekonomi giderek azalmaktadır.Teollisuuden osuus taloudesta on edelleen vähentymässä.
Yaşam alanının azalması nedeniyle türü tehdit altındadır.Lajia uhkaa elinalueen vähentyminen.
Günümüzde çerçilik giderek azalmaktadır.Viime aikoina pesimäkanta näyttäisi taantuvan.
Şehir içinde çatışmalar 14 Mart'ta azalmaya başladı.Οι μάχες στην πόλη άρχισαν να σταματούν στις 14 Μαρτίου.
Migren ağrısı ile çalışmaya devam edenlerde ise yaklaşık üçte bir oranında iş verimliliği azalmaktadır.Όσοι τελικά πηγαίνουν στην εργασία τους με ημικρανία, έχουν μειωμένη αποδοτικότητα κατά περίπου ένα τρίτο.
Premier League ise, böyle bir azalma isteğine karşı direneceklerini duyurdu.Η Πρέμιερ Λιγκ απάντησε ανακοινώνοντας την πρόθεσή της να αντισταθεί σε μια τέτοια μείωση.
Baskıların azalmaya başlamasıyla Dionysius Roma piskoposluğuna getirildi.Όταν οι διωγμοί κατά των Χριστιανών άρχισαν να υποχωρούν, ο Διονύσιος έγινε επίσκοπος Ρώμης.
Ama giderek konuşan sayısı azalmaktadır.Ο μικρός αριθμός των ομιλητών μειώνεται περαιτέρω.
Balıkçılığın payı ise günden güne azalmaktadır.Κατά τα άλλα, οι κανονισμοί σχετικά με τα όρια αλιευμάτων ανά ημέρα είναι χαλαροί.
Perimenopoz sırasında, şiddeti azalmadan önce belirtileri sıklıkla daha kötüye gider.Κατά την περιεμμηνόπαυση, τα συμπτώματα συχνά επιδεινώνονται πριν υποχωρήσουν.
Ancak bu sayı her sene yaklaşık %1 oranında azalmaktadır.Εκτιμάται ότι η λαμπρότητά του μειώνεται με ρυθμό 1% ανά έτος.
Ve sayıları gitgide azalmaktadır.Από την άλλη όμως, ο αριθμός των κτερισμάτων μειώθηκε.
Bu etkenler nüfusun azalmasına sebep olmuştur.Υποθέτουν λοιπόν ότι η μείωση ήταν αναλογική της μείωσης του πληθυσμού τους.
Ayrıca çevre ve gürültü kirliliğinin azalmasına da katkı sağlanmış oluyor.Μειώνει την ατμοσφαιρική ρύπανση και την ηχορύπανση.
Ancak Jackson'ın grubunun satışları azalmaya başladı.Η κατανομή της μαγκούστας του Τζάκσον είναι πολύ περιορισμένη.
Vaşakların nüfusunun azalmasını önlemek için programlar hazırlanmıştır.Έναρξη προγραμμάτων ευαισθητοποίησης του κοινού για τη μείωση του κυνηγιού.
10. yüzyıl başlarında Abbasilerin gücü azalmaya başladı.Εντούτοις, από τα μέσα του 10ου αιώνα, η δύναμη των Σαμανιδών άρχισε να φθίνει.
Ayrıca eski önemi çok azalmakla beraber Hull aktif bir balıkçı limanıdır.Εκτός από το λιμάνι της πρωτεύουσας, αξιόλογη εμπορική κίνηση παρουσιάζει και η Γκρενβίλ.
Şehir içinde çatışmalar 14 Mart'ta azalmaya başladı.Kampene i byen begyndte at aftage den 14. marts.
Nüfus oranı hiç azalmamış, tam aksine sürekli artmıştır.Der bygges ikke flere, men de opgraderes løbende.
Nüfusu azalmaktadır.Folketallet er dalende.
Ayrıca çevre ve gürültü kirliliğinin azalmasına da katkı sağlanmış oluyor.Samtidig mindskes støj- og luftforureningen.
Hiçbir fark edilebilir performans azalması gözlemlenmedi.En præstation som ikke blev overset.
Satış azalması nedeniyle 2005 yılında üretimi durdurulmuştur.Pga. dårlig økonomi stoppedes i 2005 produktionen af sodavand.
Yani, bilgi azalmasına neden olur.Klar kommunikation reducerer usikkerheden.
Grubun popülaritesi 1983 yılında davulcu Phil Rudd'ın gruptan ayrılmasının ardından azalmaya başladı.AC/DC's popularitet havde en tilbagegang, kort tid efter at trommeslageren Phil Rudd forlod bandet i 1983.
Her yıl köyün nüfusu azalmaktadır.Én gang om året vækkes landsbyen af sin dvale.
1947'den itibaren halkın komünistlere verdiği destek azalmaya başlamıştır.Etter 1947 begynte den folkelige støtten for kommunistene å avta.
Deflasyon, fiyatların artış hızının azalması anlamına gelen disinflation ile karıştırılmamalıdır.Det må ikke forveksles med deflasjon, som er et mål for prisreduksjon.
Bu yüzden mahallenin nüfusu yıldan yıla azalma gösterir.Den følgende oversikten viser innbyggertallet etter år.
Alman devletleri üzerindeki Avusturya etkisinin azalması, Avusturya'nın dikkatini Balkanlara çevirdi.Slutten på den østerrikske herredømmet over de tyske stater flyttet Østerrikes fokus til Balkan.
Son yıllarda bu da iyice azalma göstermiştir.I de senere årene har veksten avtatt.
Mat içindeki sindirilenler bundan dolayı yüzme yeteneğinin artışı fazından azalma fazına dogru geçerler.Slør (forvokste finner) er også en fremavlet egenskap som gjør fisken dårligere egnet til å bevege seg.
İmparatorluğun bu devletler üzerindeki gücü azalmaya başladı.Keiserne søkte å styrke sin innflytelse over småstatene i riket.
Ancak cephane giderek azalmaktadır.Ammunisjonen blir derfor noe tyngre.
Bir süre sonra hastalık nöbetleri azalmaya başladı ve Augustus sürekli Konsüllükten vazgeçti.Så snart sykdommen ga seg ga Augustus opp sitt faste konsulembete.