azalmış ile cümle
azalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Boyun damarları düzleşmiş ve solunum sesleri azalmış olabilir.Neck veins may be flat and breathing sounds reduced.
Amplitüdü azalmış P dalgası hiperkalemiyi gösterebilir. [1]A P wave with decreased amplitude can indicate hyperkalemia.[5]
Dağların yükseltisi azalmış ve dağlar içeriye çekilmiş durumdadır.Die umliegenden Berge sind bis in die Höhen dicht bewaldet.
Panama Kanalı'nın açılışından sonra, 1914 yılında burasının önemi hızla azalmıştır.Nach der Eröffnung des Panamakanals 1914 nahm seine Bedeutung allerdings rapide ab.
1880, 1913 ve 1953 yıllarında da akış oldukça azalmıştır.Auch in den Jahren 1880, 1913 und 1953 war der Abfluss ähnlich gering.
Onun da konuşma üretkenliği azalmıştı.Seitdem war sein Sprechvermögen eingeschränkt.
Hayvancılık azalmıştır.Die Tierhaltung ist zurückgegangen.
Oy oranı artışına karşın meclise giren milletvekili bir önceki seçime göre azalmıştır.Der Stimmenanteil der Kongresspartei verringerte sich im Vergleich zur vorangegangenen Wahl etwas.
Sirion yenilenirken boyu selefine göre azalmış.Thylander wechselte nach dem Abstieg innerhalb der Allsvenskan zu AIK.
Günümüzde suflör kullanımı gittikçe azalmıştır.Dieser Nomenklaturtyp wird heute immer weniger verwendet.
Köyde hayvan yetiştiriciliği ise epey azalmıştır.In der EU sind die Tierbestände leicht rückläufig.
Su ve yiyecek erzakları büyük ölçüde azalmıştı.Allerdings waren die Nahrungs- und Wasserreserven sehr gering.
Son 10 yıl içinde nüfusu %-3.8 oranında azalmıştır.In den letzten zehn Jahre schrumpfte die Einwohnerzahl um 0,38 Prozent.
2009 ve 2010 yılında, Çek Cumhuriyeti güçlü bir ekonomik kriz yaşamış ve GSYİH %4,5 oranında azalmıştır.Durch die weltweite Finanz- und Wirtschaftskrise erfuhr die EU 2009 eine Rezession um 4,4 %.
Tarım ve hayvancılık azalmıştır, ama halen devam etmektedir.Produktivität und Bruttoinlandsprodukt werden weiter wachsen, aber langsamer.
Joseonlu Taejo dindar bir Budistti, ama keşişlerin etkisi azalmıştı.König Yi Seing-gye war Buddhist, aber er verminderte den Einfluss der buddhistischen Mönche auf die Politik.
Çünkü kişilerin gelirleri azalmıştır.Die Gewinne der Unternehmen sinken.
Yahudi nüfus ise İsrail'in kuruluşundan sonra giderek azalmıştır.Danach wuchs der jüdische Bevölkerungsanteil nur langsam.
Azalmış Bax oluşumu, ağız boşluğu kanserlerinde kötü bir prognoza işaret eder.Niedrige Bax-Ausschüttung korreliert mit einer schlechten Prognose bei Mundhöhlenkarzinomen.
Hikâyedeki bölümleri atlanarak etkisi azalmıştı.In der Tonfilmära wurden seine Rollen tendenziell kleiner.
HAYVAN sayısı azalmış,tarımla da çok az kişi ilglenmektedir.Der Plan gelingt überraschend gut, nur wenige Tiere gehen verloren.
Birisinin kaynak suyu azalmış, diğer çeşmeye ise şebeke suyu bağlanmıştır.Zu seiner Versorgung musste eine neue Wasser- und eine Stromleitung zum Turm verlegt werden.
Zaman içinde mahallenin nüfusu dışa göç nedeni ile azalmıştır.In der folgenden Zeit störte sie sich zunehmend an den infrastrukturellen Mängeln in ihrer Heimatstadt.
Süreç içinde gerek hafif gerekse ağır süvarinin ağırlığı azalmış, okçu unsurlar ise artmıştır.Plus leur faute est grave, plus ils tombent bas et plus leur châtiment est pénible.
Fakat zamanla, imparator üzerindeki etkisi azalmıştır.Très vite, cependant, ses relations avec l'empereur se dégradent.
Fransa'da 1960-1980 yılları arasında 17 bölümde yok olmuşlar, diğer 7 bölümdeyse sayıları oldukça azalmıştır.En France, il a disparu de 17 départements entre 1960 et 1990 et diminué dans 7 autres départements.
Toplam popülasyonu 2000 ile 2010 yılları arasında %30 azalmıştır.Entre 2000 et 2010, la population totale a diminué de 30%.
Panama Kanalı'nın açılışından sonra, 1914 yılında burasının önemi hızla azalmıştır.Depuis l'ouverture du canal de Panama en 1914, le canal du Nicaragua a été reconsidéré.
Şehir merkezine çok göç verdiğinden nüfusu gittikçe azalmıştır.Cependant, le taux d'occupation de certaines parties du centre-ville diminue.
Ancak hayvancılık köy nüfusunun azalmasına paralel azalmış durumdadır.Le cheval espagnol souffre en parallèle d’une baisse de popularité.
Bu yüzden sayıları çok azalmıştır.Leur nombre a fort diminué.
Bu tip kostümler artık bugün çok azalmıştır.Ce costume est aujourd'hui désuet.
Su ve yiyecek erzakları büyük ölçüde azalmıştı.La qualité et la quantité de nourriture a rapidement diminué.
Günümüzde ormanlık aranlar bilinçsizlik nedeniyle çok azalmıştır.Ces forêts sont aujourd’hui faiblement représentées à cause de l’exploitation non contrôlée.
Suyu sulama için kullanıldığından nehrin su seviyesi hatırı sayılır derecede azalmıştır.À la suite des travaux de canalisation, le niveau d'eau de la rivière a beaucoup baissé.
Günümüzde bağcılık yok denecek kadar azalmıştır.Aujourd'hui, le déclin semble stoppé.
İstanbul'daki Rumların nüfusunun azalmasıyla birlikte, adadaki Rumların sayısı da azalmıştır.Du fait du déclin de la population Taino, de plus en plus d'esclaves sont amenés sur l'île.
5730 yıl geçtiğinde ise yarı yarıya azalmış olur.Sur les 7 550 déportés, très peu survivront.
İstanbul Osmanlıların eline geçtiğinde nüfusu oldukça azalmış, tahminen 50.000'in oldukça altında idi.Quand elle tombe aux mains des Ottomans, sa population ne dépasse guère les 50 000 habitants.
Önceden hayvancılık yğun olmasına rağmen sonraları gittikçe azalmıştır.Le troupeau hésite : alors, il s’avance plus faiblement.
1980'lerde, özellikle asit yağmuru şeklinde etkisini gösteren bu sorun son yıllarda azalmıştır.L'acidification et en particulier les retombées acides ont nettement diminué depuis les années 1980.
Son 30 yıl içinde sürekli göç olması nedeniyle nüfus büyük ölçüde azalmıştır.La population totale est relativement stable depuis 30 ans.
Bir yıl sonra, toplumdaki gerginlikler azalmıştır.Un año más tarde, las tensiones en la comunidad han disminuido.
2004'ten beri nüfus 5.08% (96 kişi) azalmıştır.Desde 2004 la población decreció alrededor de un 5.08% (96 habitantes).
Mesela evde pirinç azalmışsa 'Pirinç azaldı.' yerine 'pirinç bereket.' demeyi tercih ediyorlar.Deja que el arroz se coza, en lugar de "Deja que el arroz se cueza".
5730 yıl geçtiğinde ise yarı yarıya azalmış olur.Así, al cabo de otros 5730 años se habrá reducido a la mitad del 50 % que quedaba.
Vergiler toplanamamış ve devletin gelirleri azalmıştır.Los ingresos bajaron y el gobierno tuvo que tomar medidas.
Ancak günümüzde kilim üretimi oldukça azalmıştır.En la actualidad, la producción de porcelana ha disminuido considerablemente.
Senato'nun gücü, 13. yüzyılda hala ayakta olmasına rağmen, tarih boyunca azalmıştır.El poder del Senado se redujo gradualmente a lo largo de la historia, aunque todavía existía en el siglo XIII.
Yarı-koma durumunda hayatta kalma umudu durum giderek azalmıştır.En estado salvaje, su esperanza de vida se ve notablemente reducida.
Olay gerçekleştiğinden beri ilgi zamanla azalmış ve tekrar yenilenmiştir.La imagen, por el transcurso del tiempo, se deterioró y hubo de ser restaurada.
Birisinin kaynak suyu azalmış, diğer çeşmeye ise şebeke suyu bağlanmıştır.Creó vida por medio del agua y enseñó a los hombres a producir fuego.
Son 10 yıl içinde nüfusu %-3.8 oranında azalmıştır.Durante los últimos 10 años, la población ha crecido según una tasa del 3,8%.
Ülkedeki işsizlik oranı bir hayli azalmış, %10’un altına düşmüştür.El Partido Socialista (PSI) continuó en su declive, reduciéndose a menos del 10%.
Kırışıklıkları azalmış, dinçleşmiş hatta cinsel iştahı da artmıştır.Pérdida o aumento de peso o disminución o incremento del apetito.
Mahallede hayvancılık önceki yıllara göre %70 oranında azalmıştır.En total, la producción de maíz del estado se redujo en un 26 por ciento respecto al año anterior.
Son yıllardaki nüfusu azalmıştır.La población ha ido disminuyendo en los últimos años.
Progresif etki önceki albümlere nazaran azalmış, sözler ve melodiler sertleşmiştir.Las guitarras distorsionadas de discos anteriores dejan lugar a bajos intensos y melodías potentes.
Tarım ve hayvancılık azalmıştır, ama halen devam etmektedir.Igualmente se desarrolla la agricultura y la ganadería, pero en menor escala.
1990'dan beri, bilim ve teknolojideki insan kaynakları büyük ölçüde azalmıştır.El nivel de la tecnología y la educación en España eran reducidos.