Ana içeriğe geç
Sözlük

azı ile cümle

azı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onun bir aziz olduğunu söylediğimi duymadın.You didn't hear me say that he's a saint.
Hiç kimse onun bir aziz olduğunu iddia etmiyor.No one claims that he's a saint.
Tom bir azılı suçlu.Tom is a career criminal.
O en azından özür dileyebilirdi.He could at least apologize.
En azından o boş yere ölmedi.At least, he did not die in vain.
En azından hiç kimse yaralanmadı.At least, no one was hurt.
En azından deneyebiliriz.We can at least try.
Tom en azından Mary kadar iyi yüzebildiğini söyledi.Tom said he could swim at least as well as Mary.
Bir seferde azıcık iş yapacağım.We'll do a little at a time.
Eğitim, en azından ilk ve temel aşamalarda parasızdır.Education shall be free, at least in the elementary and fundamental stages.
En azından onları beklediğinizde iyi şeyler gelir.Good things come when you least expect them.
En azından beklediğinizde iyi şeyler gelir.Good things come when you least expect it.
Nakliyeciler kitap okuyan insanlardan hoşlanmazlar. Ama en azından iyi bir nedenleri var.Movers don't like people who read books. But at least they have a good reason.
En azından şaşkın değilim.I'm not in the least surprised.
O zamandan beri azıcık değişiklik oldu.Little has changed since then.
En azından önce tavsiyeyi anlayın.At least understand the advice first.
Gazilerimiz daha azını hak etmiyor.Our veterans deserve no less.
Çocuklarımız daha azını hak etmiyor.Our children deserve no less.
O en azından mümkün değil mi?Isn't that at least possible?
En azından Tom acıkmayacak.At least Tom won't go hungry.
Azınlıkta mıyız?Are we in the minority?
Tom çok azimli ve çalışkan.Tom is an eager beaver.
Bizler aziz değiliz.We're not saints.
Ben Tom'un en azından Fransızca bir şarkıyı nasıl söyleyeceğini bilmediğine şaşırdım.I'm surprised Tom doesn't know how to sing at least one song in French.
En azından geç kalmıyoruz.At least we're not late.
"Jamal aziz değildir." "Buna rağmen ona güveniyorum.""Jamal is not a saint." "Yet I trust him."
En azından bunun ne olduğunu biliyor musun?Do you at least know what this is?
Evlenmiyoruz. En azından bu yıl değil.We're not getting married. At least not this year.
Tom azimli bir adamdır.Tom is a determined man.
O bir faşist diktatörlük olabilir ama en azından trenler zamanında çalışırlar.It may be a fascist dictatorship, but at least the trains run on time.
Tom onu en azından üç kez yaptı.Tom has done that at least three times.
Bütçenin % 1'inden azı dış yardım harcanmaktadır.Less than 1% of the budget is spent on foreign aid.
Herkes Leyla'yı bir aziz olarak tanımlıyordu.Everyone described Layla as a saint.
Suçlar orantısız bir şekilde azınlıklar tarafından işleniyor.Crimes are disproportionately committed by minorities.
En azından sahtekâr olduğu gerçeği konusunda dürüsttür.At least he's honest about the fact he's dishonest.
O en azından dürüst.At least he's honest.
En azından denemeye değmedi mi?Wasn't it at least worth a try?
Ben zaten en azından onun adını biliyorum.I already know her name at least.
En azından yarına kadar bekleyebilir misin?Can you at least wait until tomorrow?
Arkadaşımın köpeği Esperanto'yu anlıyor. En azından en önemli komutları.My friend's dog understands Esperanto. At least the most important commands.
Akılsızım ama en azından onu bilecek kadar akıllıyım.I am unintelligent, but at least I am intelligent enough to know it.
Akıllı değilim ama en azından bunu bilecek kadar akıllıyım.I'm not smart, but at least I'm smart enough to know it.
Cahilim ama en azından bilgimin sınırlarını tanıyorum.I'm ignorant, but at least I recognize the limits of my knowledge.
Kitaplar okumak azınlığın bir ayrıcalığı olmaktan çıktı.Reading books ceased to be a privilege of a minority.
En azından onun nasıl hissettiğini şimdi biliyorsun!At least you know how it feels now!
Tom bunu en azından bir kere yapmış olmalı.Tom must've done that at least once.
Tom en azından üç kişiyi öldürdü.Tom has killed at least three people.
Mary'nin çocukları azılı ve saygısız.Mary's children are unruly and disrespectful.
Dünyadaki tüm suyun yüzde birinden azı tatlı sudur.Less than one percent of all the water on Earth is fresh.
Tom en azından bir elmanın düşeceğini umarak ağacı salladı.Tom shook the tree, hoping at least one apple would fall.
Sami azimlidir.Sami is undeterred.
En azından özür diledi.He at least apologized.
En azından yağmur yağmıyor.At least it's not raining.
En azından Tom'un hâlâ hayatta olduğunu biliyoruz.At least we know Tom is still alive.
Bence çoğu Kanadalı en azından birazcık Fransızca konuşabiliyor.I think most Canadians can speak at least a little French.
Leyla lisedeyken azılı bir sürtüktü.Layla was a raging bitch in high school.
En azından çaba gösterdin.At least you made an effort.
Ölümünün ardından aziz ilan edildi.After his death, he was sainted.
Ölümünün ardından azize ilan edildi.She was canonized after her death.
Anahtar, Aziz Petrus'un simgesi.The key is the symbol of St. Peter.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod