Ana içeriğe geç
Sözlük

azı ile cümle

azı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
En azından onu eve götürebilirim.I can at least take him home.
En azından onu eve götürebilirm.I can at least take her home.
En azından biz hâlâ tek parçayız.At least we're still in one piece.
Dan en azından yedi kez tutuklandı.Dan has been arrested at least seven times.
En azından öyle, sanırım.At least, I think so.
En azından öyle sanırım.At least, I think so.
En azından Tom'u aramamız gerekmiyor mu?Shouldn't we at least call Tom?
En azından nereye gittiğimizi söyleyebilir misiniz?Could you at least tell me where we're going?
Bu en azından üç milyon dolar değer.It's worth at least three million dollars.
Tom en azından bir hafta uzakta olacak.Tom will be away for at least a week.
Tom en azından ödemeyi teklif etmeliydi.Tom should've at least offered to pay.
Benden kahve yapmamı istiyorsun, değil mi? En azından onu yapmasını biliyorum.You wan't me to make some coffee, right? I know how to do at least that.
Benden kahve yapmamı istiyorsunuz, değil mi? En azından onu yapmasını biliyorum.You wan't me to make some coffee, right? I know how to do at least that.
Aziz Peter Roma'da ve Aziz Paul Londra'dadır.St Peter's is in Rome and St Paul is in London.
En azından iş olmadan bir maaşa sahip olacak.At least he will have a salary without work.
Beceri ve azimle herhangi hedefe ulaşabilirsiniz.With skill and perseverance you can achieve any goal.
En azından bir Kurosawa filmi izledim.I have seen at least one Kurosawa film.
Tom en azından haftada bir kez odasını temizler.Tom usually cleans his room at least once a week.
Kuralları azıcık ihlal etmekten korkma.Don't be afraid to break the rules a little.
Bira en azından aşırıya kaçmadan gerçekten çok sağlıksız değildir.Beer is not really so unhealthy, at least in moderation.
Çekişme azılıydı.The competition was fierce.
Bunlardan birini almayacağım, en azından henüz değil.I'm not going to buy one of those, at least not yet.
En azından bu gece için o konuda hiçbir şey yapmayacağım.I'm not going to do anything about that, at least not tonight.
En azından şimdilik ben hiçbir şey söylemeyeceğim.At least for now, I'm not going to say anything.
Tom azimli bir kişiydi.Tom was a go-getter.
En azından denemeliyiz.At least we should try.
En azından senin elini sıktı. Bana bakmadı bile.At least he shook your hand. He didn't even look at me.
En azından o elini sıktı. O bile bana bakmadı.At least she shook your hand. She didn't even look at me.
Akıllı insanlar çok küçük bir azınlık ise insan için umut nedir?What is the hope for humankind if the smart people are a very small minority?
Tom'un evi en azından benimkinin üç katı kadar büyük.Tom's house is at least three times as large as mine.
Tom'un en azından kısmen suçlanacağını düşünüyorum.I think Tom is at least partially to blame.
Tom en azından teşekkür ederim diyebildi.Tom could at least have said thank you.
Tom en azından bir duş almalı.Tom should at least take a shower.
En azından dene.At least try it.
Bu hafta 25 kişi Tatoeba'da en azından bir Esperanto cümle yazdı.This week, 25 people have written at least one Esperanto sentence on Tatoeba.
En azından çift dilli olmak bugünün dünyasında bir zorunluluk.Being at least bilingual is a must in today's world.
Tom azimli ve çalışkan.Tom is determined and hard-working.
En azından bir şey yaptım.At least I did something.
Aziz Benedict ilk manastırı Monte Cassino'nun tepesinde kurdu.St. Benedict established his first monastery on top of Monte Cassino.
Ben azıcık şaşırmadım.I'm not surprised one bit.
En azından Tom dürüst.At least Tom is honest.
En azından Tom komikti.At least Tom was funny.
O beni azıcık korkutmuyor.That doesn't scare me one bit.
En azından o beni korkutmuyor.That doesn't scare me in the least.
Ben etnik ve dini azınlıklar hakkında yazmaya çalışacağım.I'll try to write about ethnic and religious minorities.
Sanırım onlar en azından iki kat daha uzun olmalı.I think they must be at least twice as long.
En azından sıkıcı değildi.At least it wasn't boring.
En azından bu kısım doğru.At least that part's true.
Birkaçı çok fazlasına birçoğu çok azına sahip olduğunda adalet yoktur.There is no justice when so few have so much and so many have so little.
Azim en kötü engelleri fethediyor.Perseverance conquers the worst obstacles.
Baba kızlarına azıcık söyledi.The father said little to his daughters.
Baba oğullarına azıcık söyledi.The father said little to his sons.
Tom harika bir iş yaptı, bu en azından benim görüşüm.Tom did a wonderful job, that's at least my opinion.
Benim üst sağ azı dişim dünden beri zonkluyor.My upper-right molar has been throbbing since yesterday.
Tom'un en azından üç gün daha Boston'da kalacağını umuyorum.I hope Tom stays in Boston for at least another three days.
Tom en azından ayda bir kez beni görmeye gelirdi.Tom used to come to see me at least once a month.
Ben en azından haftada bir kez Tom'u görürdüm.I used to see Tom at least once a week.
Artık onu anlıyorum, en azından anladığımı düşünüyorum.I understand it now, or at least I think I do.
En azından seni görebiliyorum.At least I can see you.
Ben onun bir aziz olduğunu hiç söylemedim.I never said that he was a saint.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod