En azından oturabilir miyiz?Can we at least sit down?
En azında burada güvende olacağız.At least we'll be safe here.
En azından Tom'un şu anda güvende olduğunu biliyorum.At least I know Tom is safe right now.
En azından onun özür dileyeceğimi düşündüm, ama hayır.I thought he'd apologize at least, but no.
En azından seçenekleriniz var.At least you have options.
En azından bir gün daha Boston'da kalacağım.I'll stay in Boston for at least one more day.
Sen azılı bir yalancısın.You are a notorious liar.
Protestanlar azizleri kutsal saymazlar.Protestants don't venerate saints.
En azından sarılabilir miyim?Can I at least get a hug?
En azından bana bakabilir misin?Can you at least look at me?
En azından sarılarak veda edebilir miyiz?Can we at least hug goodbye?
En azından geçinmeye çalışabilir miyiz?Can we at least try getting along?
En azından geçinmeye çalışamaz mıyız?Can't we at least try to get along?
İşi azıttın.You've gone too far.
Bunu sevmeyebilirsin ama onu en azından bir kere denemelisin.You may not like it, but you should at least try it.
Onları gördüm, en azından güvendeler.I've seen them, at least, and they are safe.
En azından eğlendin.At least you had fun.
Küçük ama sesli bir azınlık, toplantının kesilmesine yol açtı.A small, but vocal minority, disrupted the meeting.
Azimli insan duvarı deler.Faith will move mountains.
En azından bir dakika onun hakkında düşünebilir miyiz?Can we at least think about it for a minute?
En azından Tom'u ziyaret edebilirsin.You could at least pay Tom a visit.
En azından duş almalıydın.You could at least take a shower.
En azından duş alabilirsin.You could at least take a shower.
Tom çok azimli, değil mi?Tom is very driven, isn't he?
Tom azimli, değil mi?Tom is driven, isn't he?
En azından ben hâlâ hayattayım.At least I'm still alive.
En azından Tom'a artık onu yapması gerekmediğini söyleyebilirdin.You could at least tell Tom that he doesn't need to do that anymore.
En azından dikkatli olmaya çalış.At least try and be careful.
En azından merak etmiyor musunuz?Aren't you at least curious?
En azından eğlendik.At least we had fun.
Neyse, en azından bir şeyi hallettik.Well, at least it's one thing we've accomplished.
En azından biri iyi vakit geçiriyor.At least somebody is having a good time.
En azından Tom'u eve götürebilirim.I can at least take Tom home.
En azından Tom'un yaşadığını biliyoruz.At least we know Tom is alive.
Tom en azından özür dileyebilir.Tom might at least apologize.
Yardım edebilip edemeyeceğini bilmiyorum ama en azından sormak zorundaydım.I don't know whether you can help, but I had to at least ask.
En azından şimdi Tom'u biraz daha iyi anlıyorum.At least now I understand Tom a little better.
En azından doğru bir şey aldım.At least I got something right.
En azından benim için mutlu olabilir misin?Can you at least be happy for me?
En azından bana bir şans ver.At least give me a chance.
En azından bana bir cevaplama fırsatı ver.At least give me a chance to answer.
En azından açıklamak için bana bir fırsat verir misin?Can you at least give me a chance to explain?
En azından bugün, doğru bir şey yaptı mı?At least today, has she done something right?
En azından bugün, doğru bir şey yaptın mı?At least today, have you done something right?
O akıcı Rusça konuşuyor ya da en azından onun bana söylediği buydu.He speaks fluent Russian, or at least that's what he told me.
Ben en azından işimi kaybetme konusunda endişeli değilim.I'm not the least bit worried about losing my job.
En azında söylemek zorunda olduğumuz şeyi dinlediler.At least they listened to what we had to say.
Tom bir aziz değil.Tom's not a saint.
Tom sadece en azını yapar.Tom only does the bare minimum.
En azından otuz dakika daha fazla zaman alacaktır.It'll take at least thirty minutes longer.
En azından onlar dürüst.At least they're honest.
En azından yapabileceğimiz bu.It's the least we can do.
En azından özür dilemelisin.You should at least apologize.
En azından yalnız değildim.At least I wasn't alone.
Tom en azından bir saat önce bitirmeliydi.Tom should've finished at least an hour ago.
En azından birimiz bir erkek.At least one of us is a man.
En azından onunla konuşayım.Let me at least talk to him.
En azından onlara nasıl hissettiğini söyle.At least tell them how you feel.
En azından ona nasıl hissettiğini söyle.At least tell him how you feel.
En azından onları eve götürebilirim.I can at least take them home.